• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

İhaneti savundular

Yeniakit Publisher
2015-11-27 08:16:11 - 2015-11-27 08:16:11
İhaneti savundular

Paralel örgütün tetikçileri Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, “MİT tırları” soruşturması kapsamında ifade verdi. Tetikçi Dündar, adliye önünde ihaneti savundu.

İSTANBUL - Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, gazetede, MİT’e ait yardım tırlarının durdurulmasıyla ilgili gerçeğe aykırı bazı görüntü ve bilgiye yer verdikleri gerekçesiyle haklarında başlatılan soruşturma kapsamında Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na gelerek ifade verdi. Avukatlarıyla adliyeye giriş yapan Dündar ve Gül’ü, CHP genel başkan yardımcıları Sezgin Tanrıkulu ve Enis Berberoğlu, CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, CHP milletvekilleri Onursal Adıgüzel, Hilmi Yarayıcı, Barış Yarkadaş, Gamze İlgezdi ve Ali Şeker’in yanı sıra Hasan Cemal’in de aralarında bulunduğu bazı gazeteciler karşıladı.

Gazeteciliği, halkın haber alma hakkını savunmaya geldiklerini ifade eden Dündar, “Casuslukla suçlanıyoruz. ‘Vatana ihanet’ olduğunu söyledi Cumhurbaşkanı. Bizler casus, hain, kahraman değiliz, gazeteciyiz. Burada yapılan baştan sona gazetecilik faaliyetidir” dedi.

TUTUKLANMALARI İSTENDİ

Dündar ve Gül, soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili İrfan Fidan’a ‘’şüpheli’’ sıfatıyla yaklaşık 2 saat ifade verdi. İ

fade işlemlerinin ardından Başsavcıvekili Fidan, Dündar ve Gül’ü  ‘’Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek’’, ‘’Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak’’ ve ‘’silahlı örgüte üye olmak’’ suçlarından tutuklanmaları talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk etti.

MAKSATLARI ZARAR VERMEK

Dündar ve Gül hakkındaki “MİT tırları” soruşturmasını değerlendiren Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Alaaddin Varol, “MİT tırlarıyla ilgili fotoğrafları kullanan Cumhuriyet, Bugün, Zaman gazetelerinin amacı; Türkiye’yi dünya kamuoyu önünde küçük düşürmek, Türkiye’ye zarar vermektir” dedi.

Varol, uluslararası camia tarafından tanınan gruplara yardım etmenin Türkiye’nin hakkı olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:

“Özgür Suriye Ordusu’nu, Bayırbucak Türkmenleri’ni uluslararası hukuk tanıyor ve biz bunlara yardım edebiliriz, bu yardımın içerisine her şey dahil edilebilir. Ancak ‘uluslararası terör örgütlerine yardım ediyormuş’ imajıyla operasyon yapılması casusluk faaliyetidir, devletin dünyaya kötü gösterilmesidir. 

Bunu da medya aracılığıyla deşifre ediyorsanız, bu işi yapan örgütün faaliyetleri çerçevesi içindesiniz demektir. Yapılan eylem kesinlikle basın özgürlüğü değildir. Savcılar, bu yayınları yapanlarla operasyon yapan kişilerin bağlantısını bulurlarsa onları da terör örgütü üyeliğinden yargılayabilirler. Can Dündar’ın bunlarla bağlantısı varsa terör örgütü üyeliğinden de yargılanabilir” değerlendirmesinde bulundu.

 TÜRKİYE TARİHİNDEKİ EN ÖNEMLİ İHANET SÜRECİ

Hukukçular Derneği Başkanı Mehmet Sarı da Türk Ceza Kanunu’nun, devletin güvenliğine karşı işlenen suçları ayrı bir başlık altında düzenlediğini hatırlatarak, MİT’e ait tırların durdurulması meselesinin Türkiye için artık bir güvenlik sorununa dönüştüğünü dile getirdi. Tırların durdurulmasının Türkiye’ye ihanet olduğunu söyleyen Sarı, şunları kaydetti:

“Bu olay, Türkiye’nin tarihindeki en önemli ihanet süreçlerinden biridir. Türkiye’nin bölgede üstlenmiş olduğu etkinliğin yargı eliyle, yargının içerisindeki kişiler tarafından nasıl sabote edildiği ve Türkiye’nin dış dünyaya karşı nasıl ihbar edildiği görüldü. Eğer Can Dündar’ın girişimi, bu süreci meşrulaştırma, bu sürecin mağdurluğu üzerinden devleti ihbar etme, devleti uluslararası alanda zor durumda bırakacak anlamda bir girişimse buna dönük olarak gerekli tedbirler alınabilir.”

“HİÇBİR ÖZGÜRLÜK SINIRSIZ DEĞİLDİR”

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdullah İslamoğlu ise hiçbir özgürlüğün sınırsız olmadığını, basın özgürlüğü konusunda da bazı sınırlamalar bulunduğunu ifade etti.

“İfade özgürlüğü bir toplumda korunması gereken tek değer değildir” diyen İslamoğlu, ulusal güvenliğin, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve AİHS gibi önemli uluslararası sözleşmelerde ifade özgürlüğünü ve dolayısıyla basın özgürlüğünü sınırlandıran bir neden olarak düzenlendiğini aktardı.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23