• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN

İfsad sözleşmesi tamamen kaldırılsın

İstanbul Sözleşmesi’nin aile yapımızı dinamitleyen bölümlerini madde madde ifşa ediyoruz. Toplam 81 maddeden oluşan İstanbul Sözleşmesi’nin 24 maddesinin doğrudan aile ve nesil için büyük tehlike oluşturduğunu gözler önüne seren rapor, fesat sözleşmenin birkaç unsurunun değil tümden değiştirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Yeniakit Publisher
2020-08-25 09:09:00 - 2020-08-25 11:12:51
İfsad sözleşmesi tamamen kaldırılsın

Türkiye’nin “kadına şiddeti önleme” kılıfı altında Avrupa Konseyi tarafından aile ve nesil depremine sürüklendiği İstanbul Sözleşmesi’nin fay hatları madde madde ifşa edildi. Anadolu Platformu’nun yayımladığı raporda fesat sözleşmenin hangi yönlerine itiraz edildiği açıkça sıralandı.

Sözleşmenin fay hatları

2012 yılında Türkiye’yi esir alan ve uluslararası çapta tartışma konusu olan fesat sözleşme tartışılmaya devam ediyor. Feminist çevreler, kapitalist sermaye grupları, marjinal siyasi oluşumlar ve kökü yurt dışında olan STK’larca sahiplenilen İstanbul Sözleşmesi, millet nezdinde ise büyük tepki görüyor. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dahi tartışaya açarak çekilme konusunu masaya yatırdığı İstanbul Sözleşmesi’nin revize edilmesi veya iptal edilmesi bekleniyor.

Toplam 81 maddeden oluşan İstanbul Sözleşmesi’nin 24 maddesinin doğrudan aile ve nesil için büyük tehlike oluşturduğunu gözler önüne seren rapor, fesat sözleşmenin birkaç unsurunun değil tümden değiştirilmesi gerektiğini gösteriyor. Esas ismi “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan fesat mevzuatla ilgili Anadolu Platformu’nun aile ve nesil için büyük tehlike oluşturan fay hatları şöyle listelendi:

Delilsiz beyan esas alınıyor

İstanbul Sözleimesi’nde şiddet tanımının alanını genişletilerek şiddet vakalarının artması sağlanıyor. Raporda bu sinsi ayrıntı şöyle açığa çıkarılıyor:

“Sözleşme’nin 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39 ve 40. maddelerinde kadınlara karşı gerçekleştirilecek şiddetin alanını oldukça genişletmek amacıyla şiddet, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadına yönelik şiddet, ev içi şiddet, ekonomik şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet, fiziksel şiddet gibi bir kısmı zorlama ve tekrar oluşturan birçok şiddet türüne yer verilmiştir. TCK’da şiddetin tanımı, çok daha basit ve net bir şekilde yapılmışken şiddet kavramının bu kadar çeşitlendirilmesi ve genişletilmesi, şiddetin önlenmesinden çok artmasının zeminini oluşturacaktır.”

Nikaha karşı

İstanbul Sözleşmesi’nde nikah karşıtı yaklaşım sergileniyor (Md. 36.1.a, b, c):

“Sözleşmede ailenin karşıt cinsler arasında nikah akdi ile kurulan bir toplum birimi olduğu ve tarafların akit ile kazandıkları hak ve üstlendikleri ödevlerinin olduğu vurgusunu güçsüzleştiren bir yaklaşım sergilendikten sonra sözleşme, cinsel suçları nikah akdi dışında gerçekleşen fiiller olmaktan çıkarmakta, rızanın bulunmadığı cinsel birlikteliklere dönüştürmektedir. (Md. 36.1.a, b, c). Bu yaklaşımın doğal bir sonucu, evlilik içi rıza bulunmayan birleşmelerin de evlilik dışı rıza bulunmayan birleşmelerle tecavüz kavramında birleştirilmesi olmuştur. Nikah bağının tarafların cinsel açıdan birbirinden yararlanma hususunda baştan verilmiş bir rıza içerdiği itibara alınmamıştır. Gayrı meşru rızaya tanınan değer, hukuken tescil edilmiş rıza ile eşit hatta fiilen daha değerli sayılmıştır.”

Nikahsız birlikteliğe teşvik

İstanbul Sözleşmesi’nde nikahsız birliktelikler ‘aile’ olarak tanımlanıyor (Md. 3/b):

“Sözleşme aile içi şiddetin mahallini ‘aile içerisinde veya hanede veya mağdur faille aynı evi paylaşsa da paylaşmasa da eski veya şimdiki eşler veya partnerler arasında’ (md. 3/b) şeklinde belirlemektedir. Tanımda ‘aile içerisinde’ ifadesiyle sonra saydıklarını ayrı bir kategori olarak gördüğü izlenimi verse de ‘aile içi şiddet’ terimin gerçekleştiği mahal arasında ‘partner’i koymuş olması aileyi mutlak olarak nikah bağı ile kurulan bir kurum olarak görmediğini göstermektedir. Bu bakımdan sözleşme aile kavramını, nikah bağı ile kurulan toplumsal birimin adı ile sınırlamamaktadır.

Cinsiyet ayrımcılığı

İstanbul Sözleşmesi’nde cinsiyetçi ayrımcılık uygulanıyor:

“İstanbul Sözleşmesi’nde (m. 3/a) ve 6284 sayılı Kanunda (m. 2/1-ç) kadına yönelik şiddet bağlamında yapılan tanımın ortak özelliği, kadına karşı şiddetin sadece kadın cinsiyetinde bulunan kişilere yönelik olarak ve sadece kadın olmalarından dolayı uygulanan her türlü şiddeti kapsamasıdır. Dolayısıyla kadına karşı şiddet, bir şiddet türü olmaktan çok, şiddetin yöneldiği mağdurun cinsiyeti esas alınarak tanımlanmıştır. Bu tanımlama, İstanbul Sözleşmesi’nin tamamen kadın cinsiyetinin erkek cinsiyetine karşı korunması ve kadının sosyal hayatta erkekten tamamen bağımsızlaştırılması felsefesi üzerine inşa edildiğini açıkça göstermektedir.”

LGBT sapkınlığı meşrulaşıyor

Sözleşme, eşcinsellik sapkınlığını devlet nezdinde meşrulaştırıyor:

“İstanbul Sözleşmesi 4/1. maddesindeki, ‘Devletler cinsel yönelimi yasal güvence altına alır’ hükmü ile LGBTİ’nin kurumlaşmasını ve yasal güvenceye alınmasını sağlamıştır. Daha açık bir ifadeyle Sözleşmeyle erkek ve kadın cinsleri haricinde 3. ve 4. cinslerin de dünyada var olmasının yasal zemini oluşturulmaya çalışılmıştır.”

Cinsiyetsizlik eğitimi

İstanbul Sözleşmesi çocuklara cinsiyetsizliği aşılıyor (Md. 14/1):

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği; tanımı gereği kadına ve erkeğe ilişkin cinsiyet algısının değiştirilmesini amaçlamaktadır. Bunun sağlamak için de ‘eğitim’ başat bir faktör olarak değerlendirilmektedir. M. 14/1’deki ‘Toplumsal Cinsiyet Hakkı gibi konulara ilişkin materyalleri öğretim müfredatına ve eğitimin her seviyesine eklemek için gerekli adımları atmaktan devlet sorumludur’ ifadesiyle devlete yüklenen görev; çocuklar arasında cinsiyet farklarının ortadan kaldırılması, bunların yerine cinsiyetsizliği kabullendirmek anlamına gelen uygulamaların önünün açılması, üçüncü cinsiyetlere karşı hoşgörünün yerleştirilmesi hususlarını içermektedir.”

Arabuluculuk yasak

Sözleşme, problem yaşayan eşler arasında arabuluculuğu yasaklıyor (Md. 48.)

“Sözleşmenin 48. maddesiyle aile içi problemlerde aile büyüklerinin veya mahkemelerde görev yapan yetkili kimselerin devreye girerek tarafları barıştırması, bunun için arabuluculuk yapmaları yasaklanmaktadır. Oysa ülkemizde mahkemelerin iş yükünü hafifletmek için ‘arabulucuk’ kanunu yürürlüğe konulmuştur. Geleneksel aile yapısına sahip tüm inanç ve toplum gruplarında aile içerisinde çıkan ihtilaflar aile büyükleri, kanaat önderleri ve bireyler üzerinde söz söyleme hak ve yetkisi olan kişilerce nasihat, mahalle etkisi, sulh gibi yöntemler ile çözümlenirken bu maddeyle bu uygulamalar yasaklanmakta, ailenin yaşatılması yerine dağıtılması ve yok edilmesi ön plana çıkarılmaktadır.”

Aile ve din yok!

Sözleşmede aile ve din olgusu yok sayılıyor:

“İstanbul Sözleşmesi’nde, sadece kadına karşı şiddetin, aile içi şiddetin ve kadına karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik hükümler bulunmakta olup, doğrudan ailenin korunması, ailenin devamlılığı ve ailenin korunmasına yönelik herhangi bir ifade veya hüküm bulunmamaktadır. Sözleşme’nin amacını düzenleyen hüküm incelendiğinde, Sözleşme’nin aileyi korumaya veya geliştirmeye yönelik hiçbir amacının bulunmadığı açıkça görülecektir.”

Namus ‘sözde’

Sözleşme metninde aile ve din gibi insanlığın bazı ortak değerleri salt muhtemel şiddet kaynakları olarak değerlendiriliyor:

“İstanbul Sözleşmesinde, Batı’nın Batı dışı toplumlar veya Sözleşmeye taraf olan Batılı olmayan ülke halkları için uygun gördüğü yakıştırmalar ve haksız yargılar bulunmaktadır. Sözleşmede ‘namus’ kelimesi 4 yerde ve hepsinde de “sözde” takısıyla geçmekte; din 3 yerde; töre ve gelenek kelimeleri de 3’er yerde geçmekte ve buralarda sadece kadına şiddet bağlamında oluşturacakları olumsuz etkiye dikkat çekilmektedir. Namus kavramının, geçtiği her yerde “sözde” takısıyla kullanılması, kavramı ve içerdiği bütün değerleri itibarsızlaştırmak ve gözden düşürmek amacına matuftur.”

 

 

FARUK ARSLAN
Yeni Akit Gazetesi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mehmet Akif eşki

eğer ak parti bu sözleşmeyi değiştirmezse bizden artık zor oy alır. 2002 den beri aldığı oyları arık alamayacaktır. bizi KAYBEDECEKTİR.
  • Yanıtla

hülya

siz kendi işinize bakın.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23