İdlib’de incelemelerde bulunan Güvenlik ve Strateji Uzmanı Dr. İmbat Muğlu, izlenimlerini Akit’e aktardı. Muğlu, “Savaşın yol açtığı yıkımı, virane olmuş yerleşim alanlarından anlamak mümkün. Türkiye’nin İdlib’de neler yaptığına bir kez daha tanıklık ettim” diye konuştu.
Esed rejimi ve destekçisi devletlerin bombaları ile 2011’den bu yana yaklaşık 1 milyondan fazla kişinin hayatını kaybettiği Suriye’de bulunan Güvenlik ve Strateji uzmanı Dr. İmbat Muğlu, İdlib’e giderek yaşananlara bizzat tanık oldu. Demokrasi, hak, hukuk ve özgürlük isteyen 600 bini aşkın kişinin tutuklanarak cezaevine konulduğunu belirten Dr. Muğlu, şunları anlattı:
Taş üstünde taş kalmamış
“13 milyondan fazla kişi ise yuvasını, toprağını, yaşanmışlıklarını ve geleceğini bırakarak başka bir ülkeye veya güvenli bölgelere göç etti. Sınır bölgesindeki hareketliliği yerinde gözlemlemek için İdlib’e doğru ilerlerken, savaşın yol açtığı yıkımı, tahribatı artık gidilemeyen yerlerin tabelalarından, virane olmuş yerleşim alanlarından anlamak mümkün. Cilvegözü sınır kapısından geçtikten sonra Suriye topraklarında, Suriyeli kardeşlerimizin huzur ve barış için Türkiye’nin İdlib’te neler yaptığına bir kez daha tanıklık ettim. İdlib bölgesinde Esed’in bombardımanından kaçan mülteciler için Kızılay, Diyanet, AFAD gibi kuruluşlar ile birlikte İHH ve benzeri insani yardım kuruluşlarının yardımları düzenli şekilde aktarması ile bu insanların savaş yaralarını ve acılarını bir nebze sarmış durumda. Türk Kızılay ve AFAD’ın yapmış olduğu Kefer Locin Çadır Kenti ilk bizi karşılayan kentlerden sadece birisi. Hemen az ötede İHH ve Katar’ın ortaklaşa yapmış olduğu Rahmet Köyü bizi karşılamakta. Bu bölgede bulunan en büyük kamp Atme Çadır Kenti ile birlikte civarda bulunan Rahme, Kerame, Sarmada, Harim, Deyr Hassan ismiyle kurulan onlarca isimli kamplar ile henüz ismi konulmamış onlarca kamp da 1 milyondan fazla kişi yaşıyor. Rusya ve İran destekli Esed rejiminin özellikle 2019 Aralık ayından beri İdlib ve civarına yapmış olduğu yoğun saldırılar sonrası zulümden ve ölümden kaçan insanların Türkiye sınırının sıfır noktasına oluşturmuş kamplardan dolayı adeta adım atacak yer kalmamış. Kızılay, AFAD, Diyanet, İHH gibi bir çok Türk yardım kuruluşunun bu insanların her türlü dertlerine derman olduğunu görünce Türk milletinin bir ferdi olduğum için elimi açtım hem dua ettim hem de şükrettim.”
1 milyon insan öldürüldü
Katil Esed’in zalimliğine de değinen Dr. Muğlu, şöyle devam etti: “O briket evlerin birine misafir olduk. İçeri girer girmez bizi karşılayan çocuklar, dilinizi bilmeseler de gözleriyle her şeyi anlatıyorlar, Esed’in zalimliğini, dünyanın vicdansızlığını, acımasızlığını, yetimliği, yoksulluğu, çaresizliği her şeyi. Yıllardır çadırda yaşayan bu ailenin her ferdi dualarında hep Sayın Erdoğan’ın ve Türk milletinin olduğunu söylüyorlar. Bitmiş hayatlarının ve umutlarının Türkiye sayesinde yeniden yeşerdiğini dile getirerek bizlere onlarca kez teşekkür ettiler. Kampları yaklaşık 6 saat dolaştıktan sonra bu kez İdlib merkeze doğru yol aldık. Babasından aldığı yarım asırlık diktatörlüğünü sürdürebilmek pahasına halkının 1 milyondan fazlasını yok etmiş cani Esed’in hayalet şehre dönüştürdüğü İdlib merkezdeyiz. Görüntüsünün bir korku filmi sahnesini andıran İdlib’de halk her saniye tedirgin çünkü ölümün kendilerini ne zaman yakalayacağı belli değil.
Katil Esed’e beddua
Esnafı işyerlerinde ziyaret ederek, sohbet ettik. Hemen hepsinin ortak kaygısı, Rusya ve İran destekli Esed rejiminin şu an ki sessizliği. İdlib’in tüm dünyanın gözü önünde adeta yok edildiğini ve Türkiye dışında hiç kimsenin bu zulme ses çıkarmadığını dile getirenler de çoğunlukta. İdlib halkı, şu an çaresizce başına gelecekleri bekliyor. Ve şunu da belirtmeden geçmiyor, vatandaşlar başta İdlib olmak tüm Suriye’nin barışı, huzuru ve refahı Türkiye’ye bağlıdır. Türkiye’siz bir Suriye’nin geleceği olamaz.”