• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hülya Koçyiğit’ten samimi açıklamalar! Annelik ile ilgili merak edilen her şey

Yeniakit Publisher
AA Giriş Tarihi:
Hülya Koçyiğit’ten samimi açıklamalar! Annelik ile ilgili merak edilen her şey

Türk sinemasının "Dört Yapraklı Yonca"sından usta sanatçı Hülya Koçyiğit ile kızı, başarılı iş kadını Gülşah Soydan Alkoçlar, Anneler Günü vesilesiyle samimi açıklamalarda bulundu.

Usta sanatçı, Yeşilçam’ın unutulmaz filmlerindeki samimiyetten yapay zekanın şefkatten yoksun yapısına, Gazze’de yaşanan çocuk dramından kadınların ekonomik özgürlük mücadelesine kadar pek çok konuya dair düşüncelerini dile getirdi.

Anneliği yeryüzünün en mutlu mesleği olarak tanımlayan ünlü ikili, toplumsal kalkınmanın ancak kadın ile erkeğin omuz omuza çalışmasıyla mümkün olacağını vurguladı.

AA muhabiri: Merhabalar Hülya Hanım, Gülşah Hanım. Evinizin kapılarını AA için açtınız, çok teşekkür ederiz. Anneler Günü vesilesiyle bir aradayız. Anneler Gününüz kutlu olsun.

Hülya Koçyiğit: Merhaba, hoş geldiniz. Seve seve. Çok teşekkür ederiz. Gerçekten çok kutsal annelik. Bugünün kutlanması ve kızımla bir arada olmak ayrıca mutluluk veriyor insana.

Soru: Gülşah Hanım da bir anne. Ayrıca sizi yıllar içinde birlikte bir röportajda pek görmedik ya da çok çok nadir gördük değil mi?

Gülşah Alkoçlar: Doğru evet, fotoğraf çektiriyoruz ama röportaj az oldu. AA'yı bekliyormuşuz. Hoş geldiniz.

Hülya Koçyiğit: Ama AA'nın bir özelliği var elbette.

Soru: Çok sağ olun. Anneler Günü sizin için yıllar içinde bir anlam mı kazandı? Bu önemli gün sadece bir kutlama mı sizin için yoksa geçmişle kurulan bir diyalog gibi mi?

Hülya Koçyiğit: Ben de anneme hayran bir insandım ve benim üzerimde annemin çok büyük emeği var. Dolayısıyla anneliğin ne demek olduğunu, sadece doğurmak değil o çocuğa bakmak, o çocuğu yetiştirmek, o çocuğu yarına, hayata hazırlamak demek olduğunu bana çok güzel hissettirmişti. O kadar yüce bir yerde ki benim için annem, ben de onun yetiştirdiği bir evlat olarak evladım tarafından hep aynı şekilde anılmak istedim, öyle davranmaya çalıştım. İnsan evlat sahibi olunca dünyası değişiyor. Bütün dünya tamamen evladının üzerine kurulmaya başlıyor. Elimden geldiği kadar çalışan bir anne olduğum halde onunla böyle kaliteli zaman geçirerek hep onun hayatına dokundum, hep var olmaya çalıştım. Eksiklerim olduysa onları da babası tamamladı tabii.

Soru: Hülya Hanım, anne olduğunuzu ilk ne zaman gerçekten hissettiniz?

Hülya Koçyiğit: İlk bebeği kucağına aldığın zaman sadece bir mutluluk hissediyorsun. "Ben bir şey yaptım, bir şey başardım." mutluluğu bu ancak çocuk büyümeye başladıkça onunla kurduğun diyalog, onun talepleri, beklentileri, onunla geçirdiğin vaktin, onun ne kadar muhtaç olduğu bir zaman olduğunu da hissedip "Evet, ben anneyim." demeye, o sorumluluğu gerçekten yaşamaya başlıyorsun. İlk günlerdeki o heves gidiyor, "Şimdi artık görevlerim var, yapmalıyım." duygusu, o sorumluluk, anne olduğunu sana daha çok hissettiriyor.

Soru: Gülşah Hanım, siz de anneliği çok küçük yaşta gözlemlediniz. Küçük anne oldunuz?

Gülşah Alkoçlar: 19 yaşındaydım anne olduğumda. Evet, çok gençtim ama bütün bu yaşadıklarımı annemle paylaştım. Tabii çok tecrübesizdim. Dolayısıyla orada annemin varlığı, benim çocuklarımı büyütmemde çok önemliydi. Gerçekten işini, gücünü, yaptığı her şeyi bırakıp o dönem benim çocuklarımın yetişmesine destek oldu. Sonrasında da işime bakayım demedi. İşle hayatı dengeleyerek gitti. Çok yardım aldım. Herhangi bir sıkıntı veya zorluk yaşamadım. Tecrübeli bir anneyle, onun desteğini alarak büyüttüm çocuklarımı.

Hülya Koçyiğit: Galiba çocukların büyüdükten sonra daha çok anne olmaya başladın.

Gülşah Alkoçlar: Hoşuma gitti onların hazır gelmesi senin tarafından bana. Öyle oldu gerçekten.

- "Annem herkesi büyüttü"

Soru: Anneler, daha tecrübeli olup çocuklarına destek oluyor belki.

Gülşah Alkoçlar: Çok büyük destek. Herkese soruyorum, "Anneniz hayatta mı? Size destek olabiliyor mu?" Çünkü bence çok önemli yani zaten genç yaşta evlilik yapıyorsun ve hemen çocuğun oluyor. Annen bir yol gösterici tabii ki. Hep beraberce, ailece büyüdük.

Hülya Koçyiğit: Hakikaten beraber büyüdüler.

Gülşah Alkoçlar: Biz büyüdük, çocuklar büyüdü, annem herkesi büyüttü. Ben şanslıyım yani çok zorluğunu görmedim.

Soru: Çocukken annenize baktığınızda en çok neyi hissederdiniz? Hayranlık mı, özlem mi yoksa çok sevilen bir sanatçı olarak onu kimseyle paylaşmamak duygusu mu?

Gülşah Alkoçlar: Paylaşamamak evet vardı ama çok güzel öğretildi bana. Annemin halka mal olmuş örnek bir insan olması, benim de onu anlayışla karşılamam söz konusuydu. Bir zorlama gibi değil veya "Yapacaksın, anlayacaksın." gibi bir diretme, zorlama hiçbir zaman olmadı. Ben annemi seyrettikçe takdir edip, gerçekten öyle olduğunu görüp, kendim ikna olup ondan sonra paylaşmaya başladım. Tabii ki çok küçük yaşlarda paylaşmak istemiyorsun. Senin annen ama sonradan paylaşmakla ilgili bir sıkıntı yaşamadım.

Hülya Koçyiğit: Hatta halkla buluştuğumuz bir güne Gülşah da gelmişti ve halkın bana olan coşkun sevgisini görünce, "Anneciğim, çok hak verdim sana. Gerçekten de sen halka öylesine çok aitsin ki ben ancak bunu paylaşabilirim. Benimsin diyemem. Paylaşabilirim evet." dedi.

Gülşah Alkoçlar: Tabii ben çok şanslıyım yani iyi anılan, sevilen, saygı duyulan, kendinden görülen bir kadın modeli var anne olarak benim etrafımda. İnsanların takdir ettiği, sevdiği... Çok gururlandım, çok hoşuma gitti. Onun için sıkıntı yaşamadım. Annem de yaşatmadı bana hiçbir zaman öyle bir sıkıntı yani beni ihmal etmedi. Mesela ben birazcık daha iş odaklı bir kadınım. Annemle paylaşıyordum çocuklarımı. Bazen iş daha önce gelebiliyordu benim hayatımda. Annemde hiçbir zaman öyle olmadı. Her zaman önce çocuğu, ailesi, sonra işi geldi. Belki işiydi öncelikli olan ama onu bize yansıtmadı en azından.

- "Anneanneliğin tadını doya doya çıkardım"

Hülya Koçyiğit: 'Her ne kadar annemin yokluğunu, eksikliğini hissetmedim.' dese de elbette ki çalışan bir anne olduğum için, 24 saat çocuğumla beraber değildim. Onun zaman zaman okuldaki başarılarının da tadını çıkaramadım, yanında olamadım. İçimde bir eziklik, eksiklik duydum, "Yetmedim ben evladıma, daha çok zaman ayırmam gerekirdi onun için." diye ama gün geldi anneanne oldum. Allah'ın sevgili kuluymuşum. İşte gerçekten anneanneliğin tadını doya doya çıkardım. Doya doya onlarla beraber oldum. Onların her hallerinde yanlarındaydım ve böylece Gülşah'a borcumu ödemiş oldum.

Gülşah Alkoçlar: Bence annem 48 saat yaşıyordu, 24 değil yani işi ve ailesiyle. Vallahi öyle. Tabii ki anne olarak yetişemediği şeyler olduğunu düşünebilir ama bizim gözümüzde çok mükemmeldi. Hele sonra çocuklarla da kaynaşınca. Çok sabırlı, eğitici, sıcak, kucaklayıcı, anlayışlı, bu kadar çok verici. Diyorum ya 48 saatti annemin hayatı.

Soru: Hülya Hanım, siz mesleğinizi yaparken bir taraftan da toplumun gözü önünde bir çocuk büyüttünüz.

Hülya Koçyiğit: Halkın o kadar içinde, onlar gibi bir insandım ki halkla beraber büyüdük. Bugün bana diyorlar ki "Hülya Hanım, biz sizin filmlerinizle büyüdük." Evet, hep beraber büyüdük, her şeyi paylaştık. Evimizi, evladımızı, evliliğimizi, hastalığımızı, sağlığımızı, ülkemizin her türlü anını, gününü birlikte paylaşarak birlikte büyüdük. Dolayısıyla belli bir olgunluğa, tecrübeye, anlayışa gelip de anneanne olmak muhteşem bir duygu. Ben haddim olmayarak şunu da ilave etmek istiyorum. Gülşah, çok küçük anne oldu. Anne olma yaşında değildi bence ama engel olamadık. O, bir aşk evliliği yaptı çünkü. Çok şükür, uzun yıllardır çok mutlu bir evliliği var. Anne olmaya karar vermenin bir yaşının olması lazım. Önce insan kendini tanıyacak, hayattan beklediği nedir, istediği nedir? Dileklerini hayata geçirebilecek bir güç var mı? Bir başka insanın hayatına dokunduğu zaman, ona içindeki o güzel duyguları yeteri kadar aktarabilir mi? "Ondan sadece itaat etmesini değil de onu nasıl daha verimli hale getirebilirim?" diyecek kadar olgun bir kafaya geldikten sonra bence anne olmaya karar vermeli.

Soru: Anneliğin, babalığın da bir ehliyetinin olması gerekir diye düşünüyorum. Herkes anne, baba olamıyor değil mi?

Hülya Koçyiğit: Ben bu görüşe çok katılıyorum. Herkes anne, baba olamıyor.

Gülşah Alkoçlar: Bu bilincin oturması lazım bence. Gençlerin kendilerini geliştirmesi lazım. Belki bu tarz konuşmalarla okuduklarıyla bir yol çizilmesi lazım. Zaten hep böyledir ya, tecrübeli insanları, atasözlerimizi dinlemek doğru yola sevk eder bizi ama bu bilinçte olduğumuzu zannetmiyorum.

Hülya Koçyiğit: Onun için diliyoruz ki annelik, babalık belli bir yaşın, belli bir tecrübenin neticesinde olsun.

Gülşah Alkoçlar: Olsun, inşallah.

- "Arkadaş çok önemli"

Soru: Anne olduğunuzda anladığınız ve sizin de Gülşah Hanım'a söylediğiniz, "Anne olunca anlarsın" sözü oldu mu?

Hülya Koçyiğit: Mesela benim seçtiğim bir arkadaşla vakit geçirmek için annemden izin istiyorsam, annem bana "Arkadaşını seçerken çok dikkat et. Gerekirse tanıştır, görüşelim. Ben sana söylerim, onun nasıl bir arkadaş olduğunu." derdi ve ben içerlerdim. "Ne münasebet, benim arkadaşım o." falan derdim. Halbuki anne olunca anlıyorsun, çocuğun arkadaş seçerken çok dikkatli olması gerektiğini. Anneyi-babayı da dinlemek lazım biraz. Arkadaş çok önemli hayatta, hepimizin hayatında vardır, iyiye, doğruya, güzele sevk eden ve olumsuz şeylere yönelten arkadaş. Annelerin böyle bir heyecanı vardır. "Akşam geç kalma. Nerede olduğunu bileyim. Beni ara gittiğin yerden." gibi telaşlar. Beni adım hala "telaşlı"dır. Gülşah'a hala "Uçaktan inince beni mutlaka ara." derim.

Soru: Gülşah Hanım, sizin çocuklar da kanatlarıyla uçtular, üzerine bir de genç anneanne oldunuz. Sizin anne olunca anladığınız neler oldu?

Gülşah Alkoçlar: Gerçekten genç anneanne oldum. Ben de hiç yapamayacağımı düşündüğüm şeyleri çocuklarım için yapmaya başlayınca, "Anne olunca anlarsın." sözü aklıma geldi. Annem hiçbir zaman böyle bir sitem, söylem dile getirmez. Hep pozitiftir benim annem. Tehdit yoktur bizde. Dolayısıyla şimdi ben onu anlıyorum. Enteresan şeyler, normalde yapmayacağın fedakarlıklar yapıyorsun, gözün hiçbir şeyi görmüyor falan. Evet diyorsun her şeye yani bu kadar fedakarlık, bunun adı annelik herhalde. Bunu dediğim gün anladım yani anne olunca. Zaten annem gibi olamayız hiçbirimiz.

Hülya Koçyiğit: İnsanın evladı tarafından bu kadar takdir edilmesi çok hoş, büyük gurur, mutluluk. Çok mutluyum Anneler Günü hediyesi işte. Çok şükür bizde öyle oldu. Eşimle hep konuşuruz, biz dünyanın, yeryüzünün en şanslı anne-babasıyız. Öyle bir evladımız var, Allah bağışlasın. Gerçekten hep öyle anarım.

Gülşah Alkoçlar: Çok teşekkür ederim, gerçekten çok mahcup ediyorsunuz.

Hülya Koçyiğit: Ben Gülşah'ı çok fazla öpmeyi değil de ona sarılmayı, koklamayı çok severim. Bazen onu yapmak geliyor içimden, arıyorum, "Gülşah seni çok özledim." diyorum. "Anneciğim beraberdik ya dün." diyor. Ne yapayım, özlüyorum.

Gülşah Alkoçlar: İnsan değerli bir parçaya dokunur, zevk alır, seyreder, zarar vermeden onu kucaklar ve tutar ya, annem de bana aynen öyle dokunur.

Hülya Koçyiğit: Sen benim için çok değerli, kıymetli, eşsiz bir evlatsın. Buna bizimle beraber şahit olan birçok insan bunu çok iyi bilir.

Gülşah Alkoçlar: Çok teşekkür ederim ama torunlarımızı biraz hırpalayarak, mıncıklayarak seviyoruz. Alışıklar Allah'tan.

Hülya Koçyiğit: İsteyen, gönlüne koyan herkesi evlat sahibi yapsın. Gerçekten annelik, babalık yeryüzünde yapılabilecek en mutlu meslek. Meslek diyorum çünkü çok büyük emek veriliyor.

Soru: Gülşah Hanım, annenizle çocukken birlikte filmlerde rol aldınız. İleriki yaşlarda devam etmeyi hiç düşünmediniz mi?

Gülşah Alkoçlar: Evet, çok küçüktüm zaten. Okul devreye girince de kendimi biraz orada da kanıtlamaya ihtiyaç hissettim. Okulda iyi olmalıydım. Derslerim de iyiydi, çalışkan bir öğrenciydim. İleride yapacağım kariyer planlamaları falan, aramızda onlar konuşuluyordu. Devam etmekle ilgili konuşmadık. Hevesim olmadı o kadar çok.

Hülya Koçyiğit: Hiç olmadı.

Soru: Uzun yıllar turizm sektöründe eşinizle birlikte otellerin arka planında çalışmaya devam ettiniz?

Gülşah Alkoçlar: Evet, sürekli oralardaydım. Daha doğrusu ben bu kadar erken evlenince, annem "Evleniyorsun çok güzel ama bir mesleğin yok. Üniversiteyi bitirmedin." dedi. Ben "Muhakkak bitiririm evlendikten sonra. Sen hiç merak etme anne." dedim. "Öyle derler ama aile kurduktan ve çocuğun olduktan sonra olmaz o işler. O kadar kolay değil hem okuyup hem çalışmak." dedi. Ben de "Bakarız." falan dedim. Sonra baktım ki hakikaten ara verdikten sonra okumak çok zor. Bir de iş imkanım var. "Kendimi orada kanıtlayayım anneme, annem mutlu olsun." dedim. Evet, okumadım ama iş yerinde kendimi o anlamda geliştirdim.

Soru: İlk plandaki düşünce anneye kendini kanıtlamaktı öyle mi?

Gülşah Alkoçlar: Tabii ki çok önemliydi. 40 sene geçti, kanıtladığımı düşünüyorum.

Hülya Koçyiğit: Elbette ki eğitim görsün, üniversiteye gitsin, meslek sahibi olsun, hayata atılsın, çalışsın, kendine güveni artsın, ayaklarının üstünde dursun, sonra evlilik diyordum. Tabii ki evlenecek.

- "Meslek sahibi olmak çok önemli"

Soru: Aslında annelik duygusu dışında kadınlarımızın geleceği için önemli bir konu, kendi ayaklarının üzerinde durabilme gücünü elde etme yolculuğu ve seçimi.

Hülya Koçyiğit: Kadın da erkek de el ele, omuz omuza çalışacak ki ülkemizi kalkındıralım. Ülke çok önemli. Bu ülkeye yetişmiş, eğitimli insanlar lazım. Bu insanların çocuk sahibi olması lazım ki hep beraber ayağa kalkalım, olduğumuz yerden ileri gidelim. Atatürk ne dedi bize? Medeni seviyeye gelebilmek için çok çalışın, daha çok çalışın.

Gülşah Alkoçlar: Dolayısıyla çalıştım ben de.

Hülya Koçyiğit: Çok çalıştın, çok da başarılı oldun. Bir daha da lafını etmedim zaten çünkü çalışarak kendini ispat etti. Dolayısıyla sözümü geri alıyorum ama daha sonra hem büyük kızı hem küçük kızı üniversite mezunu olduğu zaman, "Anne sana karşı görevimi yaptım mı şimdi?" dedi.

Hülya Koçyiğit: İlla üniversite okumak şart değil ama bir meslek sahibi olmak, öğrenmek çok önemli. Belki de daha çok ihtiyacımız var.

Gülşah Alkoçlar: Yine bir atasözü, meslekler altın bilezik kollarımızda.

Soru: Eşleriniz çocuk yetiştirme konusunda destek oldu mu?

Hülya Koçyiğit: Ben bu konuda gerçekten çok şanslıyım. Eşimle öyle bir paylaşım yaptık ki ben çalışırken o Gülşah'ın yanındaydı. O çalışırken ben Gülşah'ın yanındaydım. Çok güzel paylaştık. Bana çok güçlü bir destek verdi her bakımdan. Onun için bu konuda çok mutlu, huzurluyum.

Gülşah Alkoçlar: Benim eşim de çok destek oldu. Biz birlikte çalışıyorduk ama annem bize çok destek verdiği için rahat çalışabildik. Beraber çalışmadığımız zaman beraber evdeydik çocuklarımızla. O da çok ilgileniyordu. Ben de ilgileniyordum. Dolayısıyla ikimiz de birbirimizi o anlamda destekledik çünkü tek taraflı da olmaz bu.

Hülya Koçyiğit: Olmaz tabii. Karı koca arasında paylaşım olmazsa o evlilik yürümüyor. Bütün yükü bir tarafa yüklemek çok yanlış.

Gülşah Alkoçlar: Biz şanslıyız.

Soru: Peki çocuklar ve torunlar buradalar mı yoksa tamamen gittiler mi?

Gülşah Alkoçlar: Yazın buradalar. Kışın yurt dışındalar. İş kurdular. Onlar küçük yaşlarından beri müteşebbis çocuklar. "Okudunuz, oturun, evlenin, bir şey yapmayın." demedik. Her zaman onları yüreklendirdik. Onların da idealleri var. Türkiye'de yaptıkları güzel girişimler var. O girişimleri yurt dışına da taşıdılar.

Hülya Koçyiğit: Aktifler, inançlılar ve çalışıyorlar.

Gülşah Alkoçlar: Onların yaptıkları şeylerle gurur duyuyorum. İkisi de şu anda oradalar. Tabii ki büyük damadım daha çok burada işinden dolayı. Biz de arada gidip geliyoruz. Onlar gidip geliyorlar. İki kardeş ayrılmıyorlar zaten hatta şu anda birlikte bir iş girişimleri de var beraber kurmak istedikleri.

Soru: Dubai'deler değil mi?

Gülşah Alkoçlar: Evet, Dubai'deler.

Soru: Neler yapıyorlar şimdi orada?

Gülşah Alkoçlar: Bir damadımın İstanbul'dan götürdüğü, kendini temsil eden bir markası var oraya. Kızların kendi aralarında oluşturdukları yeni bir şirket var. Bir tekstil ürünü çıkarmak üzereler. Bizim çocuklar spor yapmayı çok seviyor. Özellikle küçük olan, onun eşiyle kurduğu bir spor merkezi var. Gerçekten oradaki gururumuz. Türk olarak yapılabilecek örnek yerlerden biri. O anlamda da gurur duyuyorum. Sağlıklı yaşam ve sağlıklı gıdaya çok değer veriyorlar. Ablasının geçmişte organik yatırımları vardı tarımla ilgili. O da onlara ürün anlamında destek oluyor. Bugün buradalar ama yarın ne olacak belli değil. Yarın başka bir şeyle gelebilirler. Sürekli bir şey yapmak istiyorlar. Her an her şey olabilir. Belki tarıma daha çok dönebilirler.

Soru: Anne olmak, kız olmak, anneanne olmak. Bu deneyimler, bunlar sevgiyle birlikte değişen formlar mıdır yoksa derinleşen katmanlar mıdır?

Hülya Koçyiğit: Gerçekten bir insanın içinde iyi niyet ve sevgi duygusu varsa, tabiata, insana, her şeye sevgin var demektir. Her şeye severek bakıyorsun. Anne olduğun zaman çocuğunu, torun sahibi olduğun zaman torununu seviyorsun, giderek büyüyor, katmanlaşıyor. Evlendiğin zaman eşini seviyorsun. Sevgi varsa, sevgi azalmıyor, giderek çoğalıyor, büyüyor ve bütün dünyanı sevgi kaplıyor.

Gülşah Alkoçlar: Annem çok güzel tarif etti. Çok güzel, gülen gözlerle bakmak, sevgini karşıya yansıtabilmek ve ondan da alabilmek, bunlar çok güzel insan hayatında. Sevilmek, sevmek yani annemin söylediklerinin üzerine bir şey söyleyemem. Güzel tarif etti. Hakikaten öyle. Doğayı sevmek sevmekse evet, bayağı bir şeyleri seviyor insan.

Soru: Sevgi ve sevmek duygusu aslında tek bir şey ve neye yönlendirirsen o büyüyor, güzelleşiyor.

Gülşah Alkoçlar: Ve yayabiliyoruz.

Soru: Mesela ben yavru bir kediye ve bir bebeğe baktığımda aynı şeyi, sevgiyi, şefkati hissediyorum.

Gülşah Alkoçlar: Evet, kimin bebeği olduğu önemli değil.

Hülya Koçyiğit: Bize bu duyguyu veren Yüce Yaradan'a şükretmemiz lazım. Öyle bir duygu ki bu, bizi insan yapıyor. Sevginin yanında vicdan da var çünkü. Vicdanla beraber o sevgi büyüyor. Bir hayvana baktığın zaman ona su vermek, okşamak, sevmek ihtiyacı, Yaradan ile bağın aslında. O bambaşka ancak yaşanan bir şey.

Soru: Bugün başa dönseniz yine aynı cesaretle "Anne olurum." der miydiniz?

Hülya Koçyiğit: Gülşah'a sorun bunu.

Gülşah Alkoçlar: Bugün başa dönsem, yine aynı insanla evlenip o yuvada çocuklarımı yine o yaşta yapmak isterdim çünkü pişmanlığı seven bir insan değilim. Başarısızlığı da sevmem. Dolayısıyla insanın bir şeyler yaratabilme gücüyle edindiği duygular çok önemli. Şimdi bakıyorum geriye, o yaşta karar vermek büyük bir özellik. Evlenebilmek ve evliliğini yürütebilmek keza öyle. Tabii ki sevgi olduğu için çocuk onunla beraber gelen bir şey. O kadar küçük yaşta, "Biraz bekleyelim, bakalım evliliğim yürüyor mu?" gibi düşüncelere, öyle bir bilince sahip veya öyle bir sorgulamada değilsin çünkü çok yürekten bir şey. Kelebekler uçuyor falan yani öyle seviyorsun. Yapar mıydım? Yine yapardım. Evet, kendime güvendiğim için ve annemin varlığından da haberdardım. Başka türlü olsaydı düşünebilirdim ama şanslıydım. Çok şükür düşünmedim.

Soru: Yani sizin için durum çok farklı Hülya Hanım. Evlendiğiniz döneme ve bugüne bakarsak gerçekten yaşadığınız dönemdeki duyguların hassasiyeti, duygusallığı bugün yok. Filmlerinizi izlerken o duyguyu alıyorduk. Gerçek hayatı da öyle yaşıyordunuz gibi geliyor bana.

Hülya Koçyiğit: Doğru söylüyorsun. O duygular bugün yok. Her çağın, dönemin ruhu var. Bunu kabul ediyorum artık. Ben genç kızken romantikti her şey. Sadece duygular ve çok iyi insanlar vardı. İnsanlar birbirinin değerini bilir, saygı gösterir, yardımlaşmaya gelir, bir şey paylaşmak insanların hoşuna giderdi. Komşuluk diye bir şey vardı. Böyle bir dönem, böyle bir çağ. Ben çok sevgi dolu bir çocuktum. O sevgi benim içimde hep var. Çocukları çok severdim. Kardeşlerim olduğu halde başkalarının çocuklarını da çok severdim. Saçlarını tarar, yıkar, onları giydirirdim, onlarla oynardım. Hep hayalimde çocuk sahibi yani anne olmak vardı. Anne olmayı çok isteyerek, bilerek, kararlı bir şekilde seçtim. Anne olmayı çok istedim. Anne olduktan sonra meğerse sadece kendi evladını değil bütün çocukları seviyormuşsun. Çocuğun oluyor ve onlarla ilgili sorumluluk hissetmeye başlıyorsun. Diğer çocukların da imkanları olsun, onlar da eğitim görsün, bayramda şuraya gidebilsin, onların da oyuncakları olsun derken bir de bakıyorsun ki bugün bir savaş ortamı yaşıyoruz. Değil oyuncak, okul imkanı, ekmek bulamıyor çocuklar. Gazze, çok büyük bir yara açtı bende. Gerçekten bunları bize yaşatanları affedemiyorum. Allah da affetmesin, bu kadar içerliyorum çünkü. O nedenle bugün çok daha katı, çok daha şiddete meyilli, çok daha karamsar insanlar görüyorum. İçim acıyor gerçekten.

Soru: Söylediklerinizi hepimiz hissediyoruz ve acı duyuyoruz gerçekten. Keşke o romantizm çağı ve güzellikler geri gelse.

Hülya Koçyiğit: Keşke.

Gülşah Alkoçlar: Ben arkadaşlarımla konuştuğum zaman, sizin o dönem yaptığınız filmlerin, şimdi onları başka bir yerlere götürdüğünü, duygusallaştırdığını, mutlu ettiğini, hüzünlendirdiğini yani duygu trafiğini yaşadıklarını, böyle platformların çoğaltılması gerektiğini, daha fazla değerli olduğunu, daha fazla sizin farkınıza varıldığını söylüyorlar.

Hülya Koçyiğit: Bu duyduklarım çok hoşuma gitti şu anda. Gerçekten o filmlerin böyle bir dönüşüme vesile olması beni çok mutlu eder. Artık biraz daha insan olmaya dönmemiz lazım. Bu mekanik, metal dünyadan çıkmalıyız. İnsan kimdir, nedir? İnsan kime denir? Erdemlerimiz var. O erdemleri unuttuk, kaybettik, yaşayamıyoruz.

Gülşah Alkoçlar: İşte biraz sosyal medya, biraz yapay zeka falan derken başka bir yere evirmek istiyorlar yani sizin döneminiz romantik dönem, bu dönem biraz daha böyle bir dönem.

Soru: Duygusuzlaştırmaya, yapay zekayla, robotla aşk yaşamaya kadar getirmeye çalışıyorlar insanı, değil mi?

Gülşah Alkoçlar: Evet, biraz önce söylediğin gibi insanı yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Doğru, tek başına yaşanabilir hale getirmek istiyorlar.

Hülya Koçyiğit: Ya insan dediğin varlığın ruhu var. Ruh!

Gülşah Alkoçlar: Şefkat! Zaten yani yapay zeka ile insanlar arasındaki ayırt edilen en belirgin özellik şefkat. Yapay zeka her şeyi yapabiliyor ama asla şefkat gösteremiyor, orada tıkanıyor.

Hülya Koçyiğit: İşte ne güzel.

Gülşah Alkoçlar: Onun için Türk filmleri çok etkili bence.

Soru: Yapay zekanın kalbi yok.

Gülşah Alkoçlar: Evet yok ama onu da yaparlar yakında merak etme ama işte hissedemeyebilir.

Hülya Koçyiğit: Evet, hissedemezler. Teknolojinin çok faydalı olduğu yerler var. Özellikle bakıyorsun sağlık alanında gelişmeler müthiş ama sadece onun esiri olmamak, insan olduğunu unutmamak, insanlarla ilişkilerini bire bir yapmayı unutmamak bence çok daha doğru bir yol. Eski Yeşilçam filmleri belki bize tekrar insan olduğumuzu hatırlatıyor. İnsani ihtiyaçlarımızı, duygularımızı hatırlatıyor. "Hülya Hanım, o dönemde gerçekten öyle aşklar var mıydı? Böylesine fedakarlık ediyor muydu sevenler birbirlerine?" diye soruyorlar bana. Bugünün çocukları onu bilmiyor, yaşamıyor bile.

Gülşah Alkoçlar: Seyrederken değişik geliyor ve öyle duygular da varmış diye öğreniyor insanlar. Bence çok güzel.

Soru: Annenizin en sevdiğiniz filmi hangisidir?

Gülşah Alkoçlar: Mükemmel dediğim bence 'Kurbağalar'. Gerçekten çok mükemmel. Çok etkileyici, çok fedakarlık gösterilmiş bir film. Öbürleri de çok güzel tabii. Çok güzel eski filmleri var. En komiği de bazen bana arkadaşlar soruyor, "Annenin filmini seyrettik. Orada gerçekten neydi?" Olayı soruyorlar. "Hangi filmi?" diyorum.

Hülya Koçyiğit: Tabii 200 film. Hangisi?

Gülşah Alkoçlar: Çok eski diyorlar, sonra adını bana soruyorlar. "Bilmiyorum." diyorum, o zaman yoktum.

Hülya Koçyiğit: Canım benim, güzel yavrum.

Soru: Çok güzel bir söyleşi oldu. Anneler Günü'nüz tekrar kutlu olsun. Son olarak paylaşmak istediğiniz bir şey var mı?

Hülya Koçyiğit: Anneliğin hep mutlu yönlerinden konuştuk ama az önce savaştan söz ederken aklıma geldi. Ülkemizde ve dünyanın çeşitli yerlerinde şiddete maruz kalıp hayatını kaybeden evlatlarımız var. Yakın zamanda çok daha acılarını yaşadık. Onlar için sabır ve rahmet diliyorum. Çok zor.

Gülşah Alkoçlar: Onların yanında hastalıktan da kayıplar var. Çocuklarını kaybedenler var. O anneler de zor durumda.

Hülya Koçyiğit: Anne olmayı hayal edip anne olamayanlar da var. Hayat işte. Her şey biz insanlar için. Bütün bunların olabileceğini bilerek, bunlara göğüs gererek, sen doğru bildiğini, inandığını insanlara vermeye devam et. Çok teşekkür ederiz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23