“O artık penye tişörtleriyle Başbakan karşılayabilen şımarıklığa sahip değil” dediği Aydın Doğan’ın, her açıklamasını neden Ahmet Hakan’a yaptığını sorgulayan Elif Çakır, “Söyler misin Ahmet Hakan? Senin için Doğan Grubunda yazmak, koşulsuz Aydın Doğan destek yazıları yazmak, patronuna siper olmak, patron fedailiği yapmak... Velhasıl patronunun mikrofonu olmak mı?” diye sordu. Eğer böyleyse bunun “bir müptezellik” olacağını söyleyen Çakır, Hergele’ye “Var mı haklı bir gerekçen?” sorusunu yöneltti.
(...) Aydın Doğan rahat durmuyor. Haklı sebepleri olabilir. Erdoğan sadece ideolojik olarak uyuşmadığı bir lider değil. Başbakan Erdoğan Aydın Doğan’ın kötü alışkanlıklarına izin vermemiş bir Başbakan; o artık penye tişörtleriyle Başbakan karşılayabilen şımarıklığa sahip değil. Aydın Doğan eski Türkiye’de sadece bir medya patronu sadece bir iş adamı değildi. Gazetesi gazete değildi. Siyasetçilerin çaresizce önünde diz çöktüğü bir güçtü Aydın Doğan. Anlayacağınız husumet ve nefret tohumları ekerek toplum mühendisliği yapan medyası aynı zamanda siyaseti de dizayn ediyordu.
Az bir şey değil kaybettikleri.
Tam da bu yüzden, eski güzel günlerin özlemiyle rahat durmuyor Aydın Doğan.
Toplantılar yapıyor. Erdoğan’a karşı olan her fırsatı değerlendiriyor; Soma’da, Gezi Olayları’da, 17 Aralık operasyonundaki pozisyonu da, AK Partiye kapatma davasındaki sevinci de, Cumhuriyet Mitinglerine verdiği destek de, 27 Nisan e muhtırası coşkusu da bunların en güzel örneği.
Çıkmayan candan huy çıkmıyor. Yediği haltlar ortaya çıkınca, Ahmet Hakan’ın köşesinden Başbakan Erdoğan’a ‘yalan inanmayın’ mektupları yazmaya çalışıyor.
(...) Aydın Doğan (...) her açıklamasını neden Ahmet Hakan’a yapıyor. Ya da neden hep Ahmet Hakan, Aydın Doğan’a ulaşmış, sormuş, merak etmiş, cevap almış oluyor. (...)
Neden?
Sedat Ergin’den Taha Akyol’a, neden Ahmet Hakan? Başka sevimli sevimli, heyecanlı heyacanlı soracak, kendisini anlayacak yazarı çizeri yok mu Aydın Doğan’ın?
Hayır, samimiyetle merak ediyorum.
Hürriyet neden hep ‘Ahmet Hakan o haberi Aydın Doğan’a sordu’ aynı manşetini atıyor?
Örneğin Aydın Doğan’ın Beykoz konaklarında Mustafa Koç’la Hüsamettin Özkan’ın evinde bir araya gelerek yaptığı gizli toplantı ortaya çıkıyor... Hopp Ahmet Hakan hemen Aydın Doğan’a soruyor Aydın Doğan cevaplıyor.
Örneğin Trump Towers söz konusu oluyor, hop Ahmet Hakan hemen Aydın Doğan’la bir akşam yemeği yemiş ve sormuş oluyor. Yumuşamaya katkı olarak Aydın Doğan bazı şirket ve şahıslara açtığı davaları geri çekme kararı mı veriyor ertesi gün Hürriyet atıyor manşeti ‘Ahmet Hakan Aydın Doğan’a o kararı sordu”. Başbakan Erdoğan’ın güya Aydın Doğan’a tasfiye listesi verdiği yaygarasını kopartıyorlar önce sonra Ahmet Hakan ‘Tasfiye listesini Aydın Doğan’a’ sormuş oluyor.
Korkarım bu küçük mülakat serisinin sonu ‘Nasıl güzel gülüyorsunuz, bir açıklayın sevgili melek patronum’a varacak.
Söyler misin Ahmet Hakan? Senin için Doğan Grubunda yazmak, koşulsuz Aydın Doğan destek yazıları yazmak, patronuna siper olmak, patron fedailiği yapmak... Velhasıl patronunun mikrofonu olmak mı?
Bu mudur yani...
Bu bir müptezellik değilse nedir? Var mı haklı bir gerekçen? (...)
Elif Çakır/STAR
Akit Arşiv sayfasından alıntıdır.