Hayır dersem, oyumun gideceği yer Kandil'dir
Pakistan dönüşü uçakta gazetecilere önemli açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, referanduma ilişkin, “Kandil, ‘Oylarımız hayır’dır, hayır verin’ diyor. Ben hayır dersem, oyumun gideceği yer Kandil’dir. Hayır dersem bu ülkede gideceğimiz yer istikrarsızlıktır. ‘Hayır’ demek, eşittir çukur; ‘Hayır’ demek eşittir, o çukurların altında açılan şehirler demektir. Bunu halkımızın bilmesi lazım” dedi.
BÜLENT SARIDİKEN / İSLAMABAD - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada,“Kandil ‘hayır’ diyor, hayırın çıkması istikrarsızlıktır” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazetecilerin Türkiye’nin gündemindeki konularla ilgili sorulara ise şu cevapları verdi...
- Referandum sürecinde kamuoyunda Cumhurbaşkanı meydanlara indiğinde hava değişir gibi bir yaklaşım var. Bu “evet” cephesinde yavaşlamaya neden oluyor mu?
Bu süreçle ilgili olarak ben üzerime düşeni yapıyorum, yapacağım. Şu ana kadar 9 il dolaştım. Bunların 5’i büyükşehir. Bundan sonraki süreçte yine gerek iller gerekse büyük kapalı salon toplantıları yapmaya devam edeceğiz. Bazı televizyon programlarıyla da süreci değerlendirelim istiyoruz. AK Parti Genel Başkanı ve kadrosu da arazide. Çalışmalarını sürdürüyor. MHP de bu noktada çalışmalarını sürdürüyor, sürdürecek. Bu 18 madde ile neler ülkemize gelecek, ülkemiz neler kazanacak, bunu anlatmaya çalışacağız. Meydanlar giderek hareketleniyor.
”HAYIR DEMEK HENDEK DEMEKTİR”
- MHP ve AK Parti dışında bütün siyasi aktörler bir araya geldiler ve ‘hayır diyorlar.
Cumhurbaşkanı seçildiğim 10 Ağustos’ta 14 parti birleşti. Bu birleşme ne getirdi malum, yüzde 36 getirdi. O kadar. Biz de yüzde 52 aldık. Mesela Kandil, ‘Oylarımız hayır’dır, hayır verin’ diyor. Bunu bir kenara koyamayız. Bir defa şunu bileceğiz: Kişi sevdikleriyle beraberdir. Terör örgütü, bugüne kadar bu ülkede 35 bin insanın canına kıydı. Böyle bir örgüt bu halkoylamasında eğer ‘hayır’ diyorsa, o zaman bizim de vatandaşlarımızı bilgilendirmemiz lazım. Ben hayır dersem, oyumun gideceği yer Kandil’dir. Hayır dersem bu ülkede gideceğimiz yer istikrarsızlıktır. ‘Hayır’ demek, eşittir çukur; ‘Hayır’ demek eşittir, o çukurların altında açılan şehirler demektir. Bunu halkımızın bilmesi lazım.
TEK ADAMLIK CHP’NİN İŞİ
- Muhalefetin rejimin değişeceği ve tek adamlık iddialarına ne diyorsunuz?
Karşılığı yok. Rejimin falan değiştiği de yok. Bu iş 1923’te bitmiştir. Değişen şey, yönetim sistemidir. Bize bugüne kadar hep patinaj yaptıran yönetim sistemi değişecek. Millet bu değişiklik için yüzde 50 artı 1 oy verdiği an bu mesele bitmiştir. Bunun tek adamlıkla da hiçbir alakası yok. Biz tek adamlığı ve tek parti dönemini CHP zihniyetinde öğrendik. Dolayısıyla değer vermeye değmez.
- Hayırcıların bir diğer tezi de Erdoğan’dan sonra ne olacağı üzerine kurulu...
Eğer sistemleri fanilere bağlarsak, o ülkenin bekaası zaten söz konusu değildir. Bizler faniyiz, bugün varız yarın yokuz. Temeli sağlam bir sistem kurar, bunu oturtursak, bu sayede nice Tayyip Erdoğan’lar, nice başarılı yöneticiler çıkar. Sağlam bir sistemle, geleceğe daha kararlı şekilde yürürüz.
AMELLER NİYETE GÖREDİR
- Kararsızların AK Parti’den oluştuğu söyleniyor. CHP’de muhafazakarlara karşı bir açılım var bunu nasıl buluyorsunuz?
AKP diye bir şey yok! ‘Herhangi bir parti için aynı şeyi yapıyor musunuz, niçin zorluyorsunuz?’ dedik. Şimdi dediğiniz noktaya gelmiş olmaları faydadır, kârdır diye düşünüyorum. Başörtülü kardeşimizin uğradığı o saldırı sonrasında, onu evinde ziyaret etmeleri falan güzel şeyler. Merhum hocamızın ölüm yıldönümünde düzenlenen anma törenine katılmış olmaları da güzel bir şey. Sevgili Peygamberimizin çok güzel bir hadis-i şerifi var: ‘Ameller niyetlere göredir.’ Onu halk gayet iyi anlar. Halk var ya halk, çok zekidir.
- Referandum sonucu tahmininiz...
Anketler yapılıyor. Şu an benim değerlendirme yapmam erken olur. Ama olumlu olduğunu söyleyebilirim. Ciddi sayılabilecek kararsız bir kesim var. O da netleşecek, vatandaşlarımız istikametlerini belirleyecektir.
“Hasan Karakaya taziyesinden niye rahatsız oluyorsun?”
Hürriyet gazetesinin ‘Karargah rahatsız’ haberiyle ilgili konuşan Erdoğan, merhum yazarımıza taziye konusuna ilişkin şunları söyledi: “Bununla ilgili Akit gazetesi zaten açıklama yaptı. Üzerinde durmaya gerek yok. Velev ki taziyede bulundu, herhangi bir köşe yazarı için yapınca rahatsız olmuyorsun da, Hasan Karakaya için taziyeden niye rahatsız oluyorsun? Ben Cumhurbaşkanı olarak Hasan Karakaya için taziyede bulunduğum gibi, onun cenazesine katıldım, kabrine gittim. Vefatı öncesinde Suudi Arabistan’da beraberdik. İbadetlerimizi yaptığımız anlamlı bir gecemiz oldu orada. Hasan Karakaya’nın kriz geçirdiğini öğrendim. Hastaneye gittiğimde rahmetli olmuştu. Bu makamda olmak beni ondan koparmaz ki. Bunları eleştirenleri anlamak mümkün değil.
Genelkurmay Başkanlığı Hürriyet’e dava açmalı
- Hürriyet gazetesinin ‘Karargah rahatsız” manşeti 28 Şubat’ı andırır bir başlık. Epeydir böyle başlıklarla karşılaşmıyorduk. Dün de bir karikatür çıktı yine... Neler hissettiniz?
Ben bunu hiç 28 Şubat’a benzetmek istemiyorum. Çünkü biz bir 28 Şubat iktidarı değiliz. 28 Şubat’ın siyasi iradesi farklıydı. Bizim siyasi irademiz farklı. Hükümet olarak da Beştepe olarak da farklı. Biz bu yola kefenimizi giydik öyle çıktık. Manşetlerle şunlarla bunlarla kimse bizi bir yere yönlendiremez. O haberin, hele hele iç sayfada kullanılan ‘Karargah rahatsız’ ifadesinin edepsizce, ahlaksızca bir başlık olduğunu zaten söyledim. Bununla ilgili yargı süreci de bir vatandaşın talebiyle başlamış durumda.
GENELKURMAY BAŞKANI TURİST DEĞİLDİR!
‘7 Eleştiri 7 Cevap’ diye konuşulan şeyleri de anlamak mümkün değil. Diyorlar ki Genelkurmay başkanı benimle nasıl yurtdışına gelir? Bunlar nasıl yurtdışına çıkar? Bundan daha doğal ne olabilir. Bunlar dünyayı da tanımıyorlar. Başbakan bile istediği anda Genelkurmay başkanını yanına alır seyahatlere gider. Bunları geçiyorum. Kardak’a gidişini turistik ziyarete benzetiyorlar. Bence bu benzetmeyi yapanlara, Genelkurmay başkanımızın da kuvvet komutanlarıyla birlikte dava açması gerekir. Bir Genelkurmay başkanını bir turist olarak gösteremezsin.
Oradaki şeyler arasında, mesela başörtüsü meselesi var. Başörtüsü, dünyada Amerika ordusunda var İngiltere’de var, Batı ülkelerinde var. Oralarda oluyor da halkının yüzde 99’u Müslüman olan ülkede niye olmasın? O devir kapandı artık. Ayrımcılık yapılamaz.
Mesela, madalya alma konusu. Madalyayı veren onu kendiliğinden vermiyor ki, makamı adına veriyor. Genelkurmay başkanımız almaya hak kazanmış, onlar da vermişler. Bunu sağa sola çekmenin anlamı yok. Arsa meselesi, zaten yalanlanmış bir konu...
‘DEAŞ’la mücadeleyi Rusya ile yapabiliriz’
İran Cumhurbaşkanı ile görüştünüz El Bab’ta Türkiye’nin başarısı ortada. Bölgedeki durumla ilgili bir resim çizebilir misiniz?
SIRA MÜNBİÇ’TE
Öncelikle biliyorsunuz Cerablus, Rai ve Dabık’tan sonra geldiğimiz nokta El Bab. “Bizler temizlik harekatı yapıyoruz” dersek yeridir. El Bab’tan sonraki sürecimiz Münbiç istikametinde olacak. Fakat ABD başta olmak üzere koalisyon güçleriyle eğer müşterek adımlar atabilirsek Rakka sürecini beraber yürütmenin gayreti içindeyiz. Bu arada Rusya Federasyonu’ndan da “DEAŞ’a karşı mücadeleyi beraber sürdürebiliriz” biçiminde talepler gelmesi halinde, bu mücadeleyi hep birlikte sürdürmemiz söz konusu olabilir. Mart ayında Rusya ziyaretimiz olacak. Bütün bu konuları orada etraflıca ele alma fırsatımız olacak.
- ABD’nin Münbiç ile tavrı nedir?
Yeni yönetimin Münbiç ve Rakka ile ilgili netleşmiş bir kararı var diyemem. Fakat Genelkurmay Başkanları biliyorsunuz Türkiye’ye geldi. Atılabilecek müşterek adımın ne olacağı noktasında. CIA Koordinatörü geldi. Onunla bazı görüşmeleri ben ve MİT müsteşarımız yaptı. Bize göre SDG bu işin içinde olmamalı. Terör örgütünün silahlı ve siyasi ayağını teşkil eden böyle bir yapıyı bizim yanımızda görmemiz asla mümkün değildir. Olamaz... Bunların Münbiç’i boşaltmaları lazım. Zira, oranın bunlarla bir ilgisi yoktur. Münbiç Araplarındır. Hakeza Rakka tamamıyla Araplarındır. Bütün bu mücadeleyi ÖSO, Türkiye ve koalisyon güçleri hep birlikte destek vermemiz halinde bu iş çözülür dedik.
- Fırat Kalkanı başarısı ile Türkiye’ye bakış değişti mi?
Bab ve çevresinde yaşananlar konusunda Batı dünyasında kimileri bu işlerden memnuniyet duyuyor kimisi duymuyor. Stratejimizi birilerinin memnuniyetine göre belirleyemeyiz. Yaptığımız iş doğru mu değil mi, biz buna bakarız. Bizim hedefimiz, ülkemize yönelik tehditleri durdurmaktır. Bir diğeri de mülteci akınını durdurmak için terörden arındırılmış güvenli bölgenin inşasıdır.
DÖVİZDE GERİLEME BAŞLADI
- Ekonomideki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Dolar kuruyla ilgili uyarılarınız olmuştu. İş dünyasına da çağrınız olmuştu. ‘15 Temmuz’da Türkiye’yi çökertemeyenler bu yolla çökertmeyi deniyorlar’ demiştiniz. Mesajlar yerine ulaştı mı?
Kurda gerileme başladı. Ben daha da ineceği kanaatindeyim. Bu konuda geldiğimiz nokta bunun sinyallerini veriyor. İşsizliğe gelince, iş dünyasından çağrımıza çok ciddi cevaplar aldık, alıyoruz. İşe alımlar devam ediyor. Yıl sonu itibarıyla çok daha iyi bir noktaya geleceğine inanıyorum. İstihdamda mevsimsel işsizlik de var. Yaza doğru bu istihdam noktasında ciddi alımlar olacaktır. Özellikle turizm sektöründe ciddi bir patlama yapacağız diye inanıyorum. Bununla birlikte ciddi kapı açılacaktır.