Her fırsatta vesayetin yanında yer alan eski Türkiye artıkları son dönemde yaşanan İslami uyanış üzerinden yine nefret kustu. Aralarında eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, ezanın Türkçe okunmasını isteyen eski CHP’li Öztürk Yılmaz olmak üzere birçok hastalıklı kafa, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’e küstahça saldırdılar.
HABER MERKEZİ
Her fırsatta vesayetin yanında yer alıp iktidarın ve milli idaresinin karşısında duran eski Türkiye artıkları son dönemde yaşanan İslami uyanış üzerinden yine nefret kustu. Aralarında skandallarla ve vesayet özlemiyle yanıp tutuşan eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, ezanın Türkçe okunmasını isteyen eski CHP’li Öztürk Yılmaz, 14 yıldır siyaset yaptığı halde adeta bir emirlik kuracak kadar taşınmazın sahibi olan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ile ırkçı Zafer Partisi’nin GİK Üyesi Dr. Jülide Sarıkaya Kurdoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda seküler bağnaz, 28 Şubat’tan kalma reflekslerle hareket ederek başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin olmak üzere, anayasanın emrini yerine getiren bürokratlara yönelik istifa ve yargılama çağrısı yaptı.
HEDEF GÖSTERDİLER
Kurduğu YARSAV ile adeta muhalefet partisi gibi hareket eden ve son olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek’in atanmasını yargıya taşıyan Eminağaoğlu, ‘Yusuf Tekin’den sonuna kadar hesap sorulmalı’ diyerek, devletin bakanını hedef gösterirken, DEAŞ’lılardan korkusuna kendisini “Muhasebeci Kenan” diye tanıtan ve “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metnine imza atan laikçi azınlıklara sahip çıkan eski ÇHP’li Öztürk Yılmaz, okullarda düzenlenen ramazan etkinliklerini “Taliban uygulamaları” olarak nitelendirerek başta Bakan Tekin olmak üzere Müslümanlara kin kustu. Kurdoğlu da okullarda gerçekleştirilen etkinlikleri eleştirerek, Tekin’in istifa etmesi gerektiğini söyledi.
Konuyla ilgili Akit’e konuşan uzmanlar ise milletin temsilcilerine sopa sallamayı alışkanlık haline getiren azgın tayfanın yargı önünde hesap vermeleri gerektiğini vurguladı. Gazetemize konuşan hukukçu ve siyaset bilimci Av. Ertuğrul Akar, şunları söyledi: “Adı geçen çevrelerin artık Türkiye’de zerre itibarı kalmamıştır. Millet bu anlayışların yeniden geri dönmesine asla müsaade etmeyecektir. Çünkü bunlar, Türkiye’nin karanlık ve sancılı dönemlerinin son kalıntılarıdır. Laiklik meselesi doğru zeminde konuşulmalıdır. Laiklik, inanç hürriyetini ve özgürlüğünü koruduğu ölçüde kıymetlidir. Bir Müslüman, inancının teminat altına alınmasına karşı çıkmaz. Müslümanın itirazı; laiklik adı altında başka inanç ve medeniyetlere alan açılırken, özellikle İslam’ın bu topraklardan silinmeye çalışıldığı dönemlerde yaşanan çifte standartlaradır. Bugün laikliği savunduğunu söyleyen bazı çevrelerin, fiiliyatta İslam’a mesafeli bir pozisyon aldığı da toplumun bir kesimi tarafından böyle okunmaktadır.
VESAYET SOPASI KIRILDI
“Ancak artık eski Türkiye yok. Yargı sopasıyla toplumu hizaya çekme dönemi kapanmıştır. Siyasi vesayet anlayışı geride kalmış, millet iradesi güçlenmiştir. Türkiye, ideolojik kalıpların içine sıkıştırılan bir ülke olmaktan çıkıp, kendi medeniyet değerleriyle yol almaya çalışan bir devlet hâline gelmiştir. Bugün Türkiye’de vesayetçi bir ordu anlayışı yoktur; milli iradeye bağlı bir güvenlik yapısı vardır. Medya üzerindeki tek yönlü hâkimiyet iddiaları da sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte zayıflamıştır. Sıradan bir vatandaşın sesinin geniş kitlelere ulaşabildiği dönemdeyiz. Basit görünen bir kültürel paylaşımın dahi beklenmedik ölçüde yankı bulması, toplumun derinlerinde varlığını sürdüren değerlerin hâlâ canlı olduğunu göstermektedir.”