Obezite sıklığı son 40 yılda... Zayıflama iğneleri obezitede çözüm mü? Uzmanı açıkladı
Obezite ile ilgili sorunlar gün geçtikçe had safhaya yükseliyor maalesef.
Obezite ile ilgili sorunlar gün geçtikçe had safhaya yükseliyor maalesef.
Obezite, günümüzde yalnızca estetik bir problem değil; tüm dünyada milyonlarca insanın yaşam süresini ve kalitesini etkileyen kronik, ilerleyici ve tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle her yıl 4 Mart Dünya Obezite Günü, toplumda farkındalık yaratmak, doğru bilgiyi yaymak ve etkili tedavi yöntemlerini bilimsel zeminde tartışmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Peki obezite hangi sağlık problemlerine yol açar? Zayıflama iğneleri çözüm mü? Prof. Dr. Burak Kavlakoğlu Akşam'a özel açıkladı...
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre obezite sıklığı son 40 yılda neredeyse üç kat artmış; obezite artık çocukluk çağından ileri yaşlara kadar tüm yaş gruplarını etkileyen küresel bir salgın hâline gelmiştir. Obezite; tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, uyku apnesi, karaciğer yağlanması ve bazı kanser türleriyle doğrudan ilişkilidir. Bu yönüyle obezite, tek başına bir kilo problemi değil, çok sayıda hastalığın temel tetikleyicisidir.
Obezite tedavisinde ilk basamak her zaman sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve yaşam tarzı değişiklikleridir. Ancak özellikle ileri derecede obezitesi olan bireylerde bu yöntemler çoğu zaman kalıcı kilo kaybı sağlamaya yetmemektedir. İşte bu noktada bilimsel veriler, metabolik ve bariatrik cerrahinin öne çıktığını göstermektedir.
Güncel tıbbi literatür; obezite cerrahisinin, uygun hastalarda en etkili ve en kalıcı tedavi yöntemi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Cerrahi sonrası hastalarda: Uzun dönemde belirgin ve sürdürülebilir kilo kaybı sağlanmakta.
Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi hastalıklarda yüksek oranda düzelme veya tamamen iyileşme görülmekte. Yaşam kalitesi ve yaşam süresi anlamlı şekilde artmaktadır.
Bu nedenlerle günümüzde obezite cerrahisi, yalnızca kilo verdiren bir yöntem değil; metabolik hastalıkları tedavi eden bir girişim olarak kabul edilmektedir. Yeni İlaçlar: GLP-1 Analogları Gerçekten Çözüm mü? Son yıllarda obezite tedavisinde sıkça gündeme gelen GLP-1 reseptör agonistleri (semaglutide, tirzepatide gibi) iştahı azaltarak kilo kaybı sağlayabilmektedir. Kısa ve orta vadeli çalışmalarda bu ilaçlarla anlamlı kilo kaybı elde edildiği gösterilmiştir.
Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken önemli noktalar vardır: Bu ilaçlar kullanıldığı sürece etkilidir; bırakıldığında kilo geri alımı sık görülmektedir. Uzun dönem (10–20 yıl) güvenlik verileri henüz yeterli değildir. Bulantı, kusma, ishal gibi gastrointestinal yan etkiler yaygındır.
Daha nadir olmakla birlikte pankreatit gibi ciddi yan etkilerle ilgili uyarılar bulunmaktadır. Dolayısıyla GLP-1 grubu ilaçlar, obezite tedavisinde bir seçenek olsa da kalıcı ve köklü bir çözüm sunduklarını söylemek için henüz erkendir.
GLP-1 agonistlerin en önemli kısıtlılıklarından biri de yüksek maliyetleridir. Bu ilaçlar genellikle uzun süreli, hatta ömür boyu kullanım gerektirmekte; bu durum hem bireyler hem de sağlık sistemleri açısından ciddi bir ekonomik yük oluşturmaktadır.
Buna karşılık obezite cerrahisi, ilk aşamada maliyetli gibi görünse de; uzun vadede diyabet, kalp hastalıkları ve diğer obeziteye bağlı komplikasyonların azalması sayesinde sağlık harcamalarını düşüren bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.
4 Mart Dünya Obezite Günü, obeziteye karşı mücadelede duygusal değil bilimsel düşünmenin önemini hatırlatmaktadır. Güncel veriler açıkça göstermektedir ki: Obezite, irade eksikliği değil tıbbi bir hastalıktır. Metabolik ve bariatrik cerrahi, uygun hastalar için en etkili ve en kalıcı tedavi yöntemidir. Yeni ilaçlar umut verici olsa da, uzun dönem etkileri ve maliyetleri nedeniyle cerrahinin yerini almaktan uzaktır.
Obeziteyle mücadelede ideal yaklaşım; hastaya özel planlanan, cerrahi, tıbbi ve yaşam tarzı değişikliklerini birlikte ele alan bütüncül bir tedavi modelidir.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23