Hasan Ağabeyi rahmetle anıyoruz
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile katıldığı Suudi Arabistan gezisi sırasında Mescid-i Nebevi’de son namazını eda ettikten sonra ruhunu Rahman’a teslim eden gazetemizin merhum Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya ağabeyi rahmetle anıyoruz. Hakk’a irtihalinin üzerinden üç koca yıl geçen Karakaya’nın yazdıkları güncelliğini muhafaza ederken, sevenlerinin gönlündeki sıcaklığını da korudu.
Haber Merkezi
Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz’ ilahi hikmetini tecelli ettirircesine, peygamber şehri Medine’de Hakk’a yürüyen, merhum Genel Yayın Yönetmenimiz Hasan Karakaya’yı dualarla yad ediyoruz. Özellikle 28 Şubat sürecinde Müslümanlara yönelik başlatılan sistematik baskıya boyun eğmeyen ve cuntacıların türlü baskılarına rağmen hakikati haykırmaktan vazgeçmeyen Karakaya, ümmetin sesi oldu. Mütevazılığı, sevecenliği ve tavizsiz duruşuyla hatırlanan usta kalem, son nefesine kadar hakikat adına mücadele etti. Vefatının 3. yıl dönümünde ailesi ve yakın çalışma arkadaşları, Karakaya’yı gazetemize anlattı.
Karahasanoğlu: O ve Akit birbirini tamamlıyordu
Akit Medya Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu, uzun yıllar omuz omuza yol arkadaşlığı yaptığı merhum Hasan Karakaya’nın en karakteristik özelliğinin iş ahlakı olduğunu söyledi. Hasan Ağabey’in mesainin değil, işin bitmesini esas alan bir anlayışa sahip olduğunu belirten Karahasanoğlu, “Onun lakaplarından biri de ‘Atom Karınca’dır. 36 senelik tanışıklığımızın 28 senesinde birlikte çalıştık. Sevenleri çok olduğu kadar düşmanları da vardı. O ve Akit, birbirini tamamlıyordu. ‘Beni Akit’ten başka bir gazete taşıyamaz’ derdi” ifadelerini kullandı. Merhum Hasan Karakaya’nın yazılarını tam bir iman asabiyesi ile kaleme aldığını ifade eden Karahasanoğlu, “Hasan tam bir dava adamıydı. Onun için de yazılarını eğip bükmeden kaleme alıyordu. Açılan davalarda hep yazdıklarının arkasında durdu, hiç yamulmadı. İslam’a saldıranlara hoşgörü ile yaklaşan bizim cenahın bazı kalemleri, kartel medyası ile ağız birliği yaptılar. Biz ise ta baştan beri müminlere karşı müşfik olacağımıza, kafirlere karşı dik duracağımıza söz vermiştik. Öyle de yaptık. Onun o ihlasını Cenab-ı Hakk tavaf ve sa’yını yapıp tertemiz bir hale geldikten sonra Peygamber Efendimiz’i (S.A.V) ziyaret edip Mevla’sına tertemiz kavuşturdu. İstanbul’daki cenaze de öyle muhteşem oldu. Paltosunu karların üzerine seren onbinler onunla helalleşerek Mevla’sına uğurladılar. Mekânı cennet olsun inşallah” şeklinde konuştu.
Tehditlere kulak asmadı
Akit TV Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Karahasanoğlu da, “Akit gazetesine emeği geçen bir yazarımızdı. Yazılarıyla, duruşuyla gazetecilik nedir ne değildir eşsiz örneklerini veriyordu. Hasan Ağabey yazılarıyla inanan insanların, mazlum insanların yüreklerine su serpiyordu. Mazlumların haykıran sesi olmuştu” ifadelerini kullandı. Karakaya’nın tehditlere boyun eğmediğini kaydeden Karahasanoğlu, “Şer odakları karalama kampanyaları başlatsa da bunlardan yılmadı, kulak asmadı. Hak neyse onu yazıyordu. Kaleme aldığı yazılarda da bunları görüyorduk. Yeri doldurulur mu? Çok zor görüyorum. Böyle güçlü bir kalemin yetişmesi de zor, Akit gibi bir gazeteyi bulması da zor. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum” şeklinde konuştu.
Cengaver ruhluydu
Sorumlu Yazı işleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, Karakaya’nın cesur bir kalem olduğunu hatırlatarak, “En önemli özelliği, korkusuzluğuydu. Haklı olduğuna inandığı an, bir de kafiyesini oturtmuş ise, onun kaleminden kimsenin kurtulması mümkün değildi. Ceza alacağı yazıları bile korkusuzca yayınlatırdı. Hz. Peygamber ile aynı yaşta vefat etmesi de, ayrı bir tevafuk. Allah rahmet eylesin” şeklinde konuştu.
Uğurlu: Karakaya bir Serdengeçti’dir
Yeni Akit Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Ramazan Fatih Uğurlu, “Öncelikle Hasan Karakaya’yı doğuran Türkiye’nin genel yapısına bir göz atmamız gerekiyor. Batılı küresel eşkıyalar 1923’te Osmanlı imparatorluğunu parçalayarak İslam coğrafyasında bölük pörçük onlarca sömürge devletçikler kurdular. Başsız kalan bu ülkeleri istedikleri gibi yöneteceklerdi. O günün zor şartlarında adeta üzerimize bir deli gömleği giydirilip ayağımıza da prangalar taktılar. Başımıza da CHP gibi bir partiyi nöbetçi diktiler ki sesimiz çıkmasın. Darağaçların kurulduğu, ezanının değiştirildiği bu zulüm düzeni karşısında 1950 yılına kadar ciddi bir itiraz yapılamayacaktı. 1950’lerde ‘yeter söz milletin’ sloganıyla Demokrat Parti yüzde 50 oyla iktidara gelecek Başbakan Adnan Menderes’in Batı’nın sömürü çarklarını kesme niyeti anlaşılınca; 1960‘ta askeri bir darbeyle Batı’ya kayıtsız şartsız itaat edecek bir Türkiye inşaa edilecektir. 1969’da ise Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Konya’da bağımsız milletvekili seçilecek ve ertesi yıl Milli Nizam Partisi kurulacaktır. Türkiye’deki ümmetin gerçek evlatları siyasi kadrolarda bir güç olmaya ve Ankara’nın kapısını zorlamaya başlamıştır. Tedbiren MNP kapatılır. Ardından aynı kadro Milli Selamet Partisi’ni kurar ve kuruluşundan sonra 1974 yılında MSP, CHP ile koalisyon kurarak iktidara gelir. İşte o yıllarda bu siyasi hareketin sözcüsü Milli Gazete’ye Ankara’dan bir gazeteci gelecek ve bu mücadelenin medya ayağında yerini alacaktır.
Hasan Karakaya adındaki bu cüssesi küçük yüreği büyük adamla dostluğumuz tam 40 yıl sürecektir. O da ‘Ayna’ başlığı adı altında yazdığı yazılar ile dostlara güven düşmana korku salacaktır. Akit kurulunca Hasan Karakaya orada yer alıp, aynı mücadelesine kaldığı yerden devam edecektir. O, bazen düşmana ateş eden bir savaşçı, bazen üniversite kapısından içeri alınmadığı için gözyaşı döken genç kızlarımıza bir ağabey hükmündedir. Korku nedir bilmeyen bu adamı bugün sahibine uğurlayışımızın üzerinden tam üç yıl geçmiş. Yayın hayatına girdiği günden beri 25 yıldır hakkı söylemeye vazifeli nice Hasan Karakayalar yetiştirmenin onurunu yaşıyoruz. Duamız bu bayrak yarışının mutlu sonla biteceği güne kadar hizmetimizin devam etmesidir. Hakkı tutup kaldırma mücadelesinin yiğit neferi Hasan’ı tekrar rahmetle ve özlemle anıyoruz”.
Balaban: Cesur bir isimdi
Akit Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Yalçın Turgut Balaban, Karakaya ile dostluklarının çok uzun yıllara dayandığını kaydederek, “Milli Gazete yıllarımda gazeteye geldiğim bir sabah, yazı işlerinde bir delikanlı gördüm. Tanışıklığımız o gün başladı. İlerleyen senelerde, o ufak tefek bedenin tamamının ‘yürek’ olduğunu gördüm. Geçen 40 yılda candan dost olduk” dedi. Karakaya’nın Türk basını için önemli bir isim olduğunu belirten Balaban, “Akit’e ruh veren yürek ve kalemlerden biriydi. Mekânı cennet olsun” ifadelerini kullandı.
Maden: Halk adamıydı
Yeni Akit Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Hasan Maden, Karakaya’nın tam bir halk adamı olduğunu belirterek, “Hasan abi tam bir halk adamıydı. Zaten halk da kendisini anlıyordu. Yazıları çok okunuyor, çok seviliyordu. Yeri doldurulamaz” dedi. Karakaya’nın usta bir gazeteci olduğunu kaydeden Maden, “Bir ustaydı, dili güzel kullanırdı. İnsanların hislerine hitap eder, Kur’an’i bir metod olan hikayelerle anlatımını süslerdi. Hasan abi mümine karşı şefkatli, kafire karşı şiddetliydi” dedi.
Top: Özlemimiz artıyor
Akit Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Nahit Top ise, “Hasan ağabeyi rahmetle anıyoruz. Olaylara ışık tutan yayınlarını arıyoruz. O adam gibi adamdı. Sözünde ve yazılarında hep doğruları dile getirmeyi hedef edinmişti. Ona olan hasretimiz her geçen gün biraz daha artıyor. Rabbimiz ona merhametiyle muamele eylesin” dedi.
Duvarbaşı: Güçlü bir kalem ihlaslı bir mü’mindi
Yeni Akit Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Duvarbaşı, “Merhum Hasan Karakaya ağabeyin ebediyete intikalinin 3. yılını yaşıyoruz. Hasan ağabey gerek naif kişiliği, gerek ileriyi gören engin bakış açısı, gerekse mağdur ve mazlumlara kol kanat germesiyle bütün kalplerde yer etmiş mümtaz bir şahsiyetti” dedi. Karakaya’nın usta bir kalem olduğunu kaydeden Duvarbaşı, “Kaleme aldığı yazılarını nakış gibi işler, akıcı üslubu, zaman zaman güldüren zaman zaman düşündüren ifadeleriyle okurunu sürükler götürürdü. Her yazısında mutlaka çevresindeki insanlardan, o gün itibarıyla yaşadıklarından ve okuyucuların gönderdiklerinden yararlanır, haberi kaynağından teyit eder ve Hakk için halk menfaatine, korkmadan, çekinmeden kalemini konuştururdu. Hasan ağabey aynı zamanda bir öğretmen, bir abi, bir baba ve bir şefkat abidesiydi. Yardıma ihtiyaç duyana koşar, düşene el uzatıp kaldırır, haksızlığa uğrayanı savunmak için gözünü karartıp mücadele etmekten çekinmezdi. Yeri asla dolmayacak güçlü bir kalem, ihlaslı bir Mü’min ve iyi bir aile babasıydı. O’nu çok özlüyoruz. Mekanı Cennet olsun inşallah” dedi.
Alan: Yaşadığı gibi öldü
Akit Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi ve Haber Müdürü Murat Alan: “Hasan Ağabeyim” diye bahsettiği Karakaya hakkında şöyle konuştu: “Hasan Karakaya ağabeyimiz ile 10 yıldan fazla bir süre birlikte çalıştık. Ondan çok şey öğrendim. Ben ona usta, o bana çırak derdi. Kutsal topraklarda vefat etmek isterdi, öyle de oldu. Kendine yakışır şekilde yaşadı, kendine yakışır şekilde vefat etti. Mesleğin zirvesinde, en verimli döneminde Efendimizin evinde vefat etti. Allah herkese böyle bir başlangıç nasip etsin. Allah hepimize Karakaya gibi bir meslek bilinci, Karakaya gibi bir memleket sevdası nasip etsin”.
Oğlu Fatih Karakaya: Dava adamıydı
Oğlu Fatih Karakaya da, babasının müşfik bir insan olduğunu belirterek, “Her ne kadar yazarlık yaptığı dönemde sert bir mizaca sahip olsa da aile içinde bir o kadar müşfik, babacan, hoşgörülü, eşitlikçi, özgürlükçü, okumayı çok seven bir babaydı. Çok da iyi bir gazeteciydi” ifadelerini kullandı. Babasının hiçbir zorluk karşısında yılmadığını kaydeden Karakaya, “Babam hiçbir zaman savaşını bırakmadı. Fikrinin, inandığı değerlerin peşinden gitmeyi tercih etti. Hiçbir dönemde yılmadı” şeklinde konuştu.
Say: Ümmetin derdiyle dertlendi
Yeni Akit Gazetesi Arşiv Müdürü Zekeriya Say ise, “Tam 12 yıl, yazı yazdığı her gün Hasan Abi ile muhatap oldum. Zira Hasan Ağabey, yazdığı yazıdaki bilgilerin doğru olmasına, kimsenin hakkına girmemeye çok özen gösterir, bu nedenle de geçmişe ait haberlerin teyidi için sürekli Arşiv Servisi’ni arar, ‘şu konuyu bir araştırın bakalım’ derdi. Hasan Ağabeyden bir tek, yazısını yazdığında çekinirdik. Çünkü o, yazılarını kendi nefsi için değil, ümmetin dertleriyle dertlenmek için yazardı” dedi.










