• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hanife Arslantürk: Eğitimde Şiddet Toplumsal Bir Alarmdır

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Hanife Arslantürk: Eğitimde Şiddet Toplumsal Bir Alarmdır

Son dönemde okullarda artan şiddet olayları, öğrenciler arasında kavgalardan öğretmenlere yönelik saldırılara kadar uzanıyor. Timetürk yazarı Hanife Arslantürk, “Şiddetin Gölgesinde Eğitim” başlıklı yazısında, sorunun münferit vakalardan yapısal bir krize dönüştüğünü, aile, hukuk ve okul iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL

Son yıllarda okullardan gelen şiddet haberleri endişe verici boyutlara ulaştı. Eğitim yuvası olması gereken kurumlar, artık öğrencilerin birbirlerine ve öğretmenlerine yönelik fiziksel ve psikolojik saldırılarıyla gündeme geliyor. Uzmanlar, artan vakaların münferit olmadığını, aksine toplumsal bir sorunun okullara yansıması olduğunu vurgularken; veliler ve eğitimciler ise daha caydırıcı önlemler alınması çağrısında bulunuyor. Bu kapsamda TİMETÜRK yazarı Hanife Arslantürk, “Şiddetin Gölgesinde Eğitim” başlıklı yazısında son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını mercek altına aldı. Arslantürk, eğitim yuvalarında yaşanan olayların artık münferit vakalar olmaktan çıktığını, yapısal bir soruna dönüştüğünü vurguladı.

ÖĞRETMENLER SAVUNMASIZ KALIYOR


Yazısında geçmiş yıllardan örnekler veren Arslantürk, İstanbul’da bir lisede öğrencinin sınıf arkadaşını bıçakla yaralaması, başka bir şehirde öğretmenine ders sırasında saldıran öğrencinin görüntülerinin sosyal medyada yayılması ve 2022’de bir okul müdürünün okul bahçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi gibi vakaların eğitim camiasında derin bir travma yarattığını hatırlattı. Bu olayların, öğretmenlerin giderek savunmasız kaldığını ve şiddetin artık eğitim sisteminin merkezine oturduğunu gösterdiğini belirtti.

GÜNCEL VAKA: ORTAOKULDA ŞİDDET

Arslantürk, yazısında son günlerde yaşanan güncel bir olayı da gündeme taşıdı. Bir ortaokulda iki öğrenci arasında başlayan tartışmanın kısa sürede fiziksel kavgaya dönüştüğünü ve kavgayı ayırmak isteyen öğretmenin de darp edildiğini aktaran yazar, okul yönetimi ve emniyet birimlerinin müdahalesine rağmen veliler arasında büyük tedirginlik oluştuğunu ifade etti. Arslantürk, “Şiddet artık sadece öğrenciler arasında değil; otorite figürüne karşı da yönelmiş durumda” ifadelerini kullandı.

NEDEN BU NOKTAYA GELDİK?

Yazısında şiddet sorununu derinlemesine ele alan Arslantürk, problemin temel nedenlerini üç başlıkta özetliyor. Birincisi, dijital çağın kontrolsüz etkisi; sosyal medyada şiddetin normalleştirilmesi ve zorbalığın sıradanlaştırılması, gençlerin sınır kavramlarını bulanıklaştırıyor. İkincisi, aile içi iletişim eksikliği; evde duygularını doğru ifade etmeyi öğrenemeyen çocuklar, öfkeyi okul ortamında fiziksel saldırıya dönüştürerek sorunların büyümesine neden oluyor. Üçüncüsü ise disiplin mekanizmalarının zayıflaması; öğretmen otoritesinin aşındığı bir ortamda sınıf yönetimi giderek zorlaşıyor ve öğrenciler kurallara karşı gelmeye daha yatkın hale geliyor.


Arslantürk, öğretmene yönelik saldırıların “basit disiplin vakası” gibi görülmesinin yanlış bir mesaj verdiğini vurguladı. Eğitimcilerin kamu görevi ifa ettiğini hatırlatan yazar, hukukun özellikle öğretmen ve okul yöneticilerine yönelik fiili saldırılarda hızlı ve caydırıcı kararlar alması gerektiğini ifade etti. “Cezasızlık algısı, yeni vakaların önünü açar. Hukuki yaptırımlar net olmalı ve şiddeti önleyecek düzeyde caydırıcı olmalıdır” dedi.

AİLELERİN ROLÜ

Yazar, ailelerin okulda yaşanan her olayı “çocuğum yapmaz” refleksiyle karşılamasının sorunu derinleştirdiğini belirtti. Arslantürk, “Velinin görevi öğretmeni hedef göstermek değil; iş birliği yapmaktır. Evde sınır koyulmayan ve sorumluluk almayan çocuk, okulda kurallarla karşılaştığında çatışmaya giriyor ve çoğu zaman bu şiddete dönüşüyor” dedi.

GÜNÜMÜZ ÖĞRENCİSİNİN BASKILARI


Arslantürk, gençlerin sadece “bozulmuş” olmadığını; sınav baskısı, gelecek kaygısı, ekonomik belirsizlik ve yoğun dijital maruziyet gibi faktörlerin öfkeyi beslediğini aktardı. Öfkenin çoğu zaman bir sonuç olduğunu, sebep değil, fakat sonucu görmezden gelmenin çözüm olmadığını belirtti.

Yazısında çözüm yollarına da değinen Arslantürk, rehberlik servislerinin güçlendirilmesi, okul-aile iş birliğinin gerçek anlamda kurulması, öğretmenlerin hukuki olarak korunmasının sağlanması ve değerler eğitiminin davranış temelli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Arslantürk, yazısını şu sözlerle sonlandırdı: “Okul sadece matematik ya da tarih öğretilen bir alan değildir; insan olmayı öğrendiğimiz yerdir. Eğer o mekânda güvenlik hissi zedelenirse, geleceğin temeli de çatlar. Eğitimde şiddet, sadece eğitimcilerin değil; hukukun, ailelerin ve toplumun tamamının meselesidir.”

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İ. Keskin

Ben saha tecrubemle taaa 2006'den beri, öğretmen taşımalı olsun, YİBOlara masraf edilmesin, kesintisiz ve öğrenci taşımalı olmasın, 3+3+3+3 olsun diyordum, ama olsun, 4+4+4 'e geçtik, üst sınıf zorbalığından yavrularımızı koruduk, ne belalardan halas olduk çok şükür, şimdi ; rehberlikçileri okul binalarının dışında müstakil binalarda eğitime hizmet birimi halinde yeniden teşkilatlamak ve okul kantinlerinin işletme sahiplerini ve çelışanlarının güvenlik soruşturmasını iyi yapmak ve de 'Okul Disiplin Kurullarını müdürlerin de üye olduğu ancak disiplin konularında okul idaresinden daha yetkili kılarsak ve lafta'öğrenci merkezli' gibi karşılığı asla olmayacak bakışla değil de 'ÖĞRETMEN MERKEZLİ eğitim bakış açısını üstün kılarsak okullarda şiddeti önlemiş oluruz. Rehberlikçiler bir otorite, kantinciler bir otorite, okul idarecileri bir otorite, okul müdürleri doğal olarak otorite, hele okul aile birlikleri ve dahi hizmetliler başka bir otorite olmaz, olmaz! Herkes öğretmenin olması gereken otoritesinden birer ısırık alıyor olmaz......Yani öğrenci, öğretmenini tek otoırite görecek. N O K T A. ( Köy okullarını yeniden açıp, Cumhuriyetin görünen yüzü öğretmeni köylere kavuşturan ve bu arada Steven Beyin okul ziyaretini engelleyen Sayın Bakanımıza tekrar tekrar teşekkürler.)

ŞeyhŞamil

Sahtekarlık ikiyüzlülükle Reis'i aldatıp("Dünya 5 ten büyüktür "gazıyla dış politikaya yönlendiren) 657 mafyası oluşturan bürokratik faşizm her krizi fırsata çeviriyor.Sağlıkta vatandaşın derdini çözemeyen ve ordumuza hakaret eden TTB'lilerin ve yardakçıları muhalif sağlık sendikasının sağlıkta şiddet beyaz kod kanunuyla hem hasta vatandaşa hastahanelerde nanik yaparak (Gel buraya git şuraya ,beni git istediğine şikayet et vb) diyerek dalga geçip hem de polis çağırıp milleti mahkemelerde süründürüyorken şimdi aynı modeli MEB'de okullarda da uyguluyorlar.Yaşasın gözümüz aydın ey millet!!!Bitli pireli kedi it köpek okula giriyor ama veliler çocuğunu görmek sınıfına bakmak için dahi okul bahçesine giremiyor okul denilen binada ne saklanıp gizlenmek isteniyorsa!!!?Gittiğimiz restoranın mutfağının şeffaf camlı olması tuvaleti hijyeni aşçıyı yemeği servisi görüyor olmak ne kadar hakkıysa bir velinin çocuğunu emanet ettiği okulda ne dümenler dönüyor görmek de hakkıdır.Örneğin öğrenci tuvalaetleri (çoğu okulda kız erkek öğrenci tek tuvalet ahır gibi) rezil durumda iken öğretmenlerin tuvaletine anahtarla giriliyor ,temizlik görevlisi öğretmenler odasının garsonu aşçısı kölesi gibi kullanıp sınıflarda temizlik hakgetire ise, yeni mezun tecrübesiz öğretmene 2000 DOLAR çıplak-yol yemek kira yakacak giyim mesai vb hariç- maaş,gri yeşil pasaport senede 4 ay öğretmenevinde bedava tatil veriliyorsa öğretmeni de müdürü de kendini Zeus tanrısı zanneder, zannetmeyeni de muhalif sendikadaki öğretmenden korktuğu için tırsar ,hep birlikte velilere hamamböceği muamalesi yaparlar.Eh zaten (CIMER ) kapatılsın vatandaş bizi şikayet edince moralimiz bozuluyor diyorlardı, şimdi bir de (Eğitimde Şiddet Yasası ) çıkarılır ,mavi kod düğmesi öğretmene verilir düğmeye basınca koşa koşa minietekli öğretmeni korumaya gelen polis memuru da çocuğunu almaya gelen hakarete uğrayan veliyi bir güzel dövüp tartaklayıp içeri atarsa hakikaten çok iyi olur. Eğitimde Şiddet meselesi de aynı Sağlıkta Şiddet meselesi Sokak İtleri meselesi Kadına Şiddet meselesi gibi çağdaş laik cumhuriyet ilkeleriyle çözülerek vatandaşa günlük hayatta bir defa daha Türkiye'de değil İsrail'de yaşıyor olduğu,gelecek seçimlerde kime oy vermeyeceği iyice hatırlatılmış olur.Yaşasın !!! 657 sayılı kanun iptal edilip bütün devlet kamu hizmetleri sözleşmeli özel personelle performansa dayalı icra edilir,kamu sendikaları yasaklanıp kapatılır, yeşil gri pasaport maaş avantalarına son verilirse vatandaş da bütçe de maliye de rahatlar hakiki çağdaş ülke olunur ama bunlar ancak Rusya Japonya Çin gibi vatanını vatandaşını devletini seven milliyetçi ve geleceğin sahibi ülkelerde olur bizde ise hayali bile olmaz.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23