Hapisteki Selahattin Demirtaş'ın, 7 Haziran öncesinde olduğu gibi yine hükümeti tehdit etmeye başladığını ifade eden Kurtuluş Tayiz, "kibir budalası"na efsane bir ayar verdi.
Hapisteki Selahattin Demirtaş'ın, 7 Haziran öncesinde olduğu gibi yine hükümeti tehdit etmeye başladığını ifade eden Kurtuluş Tayiz, "kibir budalası"na efsane bir ayar verdi.
"Binlerce çocuğu silahlandırıp göz göre göre ölüme sürüklediler. Şehirlerde, dağlarda hepsini öldürttüler. Normalde vicdan azabı içinde kıvranmaları gerekirken şovmen olarak yerlerini korudular. Hiçbir şey olmamış gibi bugün siyasi kariyerlerine devam ediyorlar" diyen Tayiz, Akşam gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:
"7 Haziran seçimleri öncesi, Erdoğan için "Korkma seni asmayacağız, yargılayacağız" diye tehdit ediyordu.
Sonrasındaki gelişmeler malum. Yargılandığı davalardan hapis cezası aldı. Bulunduğu hapishaneden kendisine 24 saat Tweet atma imkânı sağlandı. Bu imkânı da "yerli yerinde kullanayım" demedi. Ne de olsa herkesin sahip olmadığı bir imkân. Apo bile neler vermezdi bir tweet atabilmek için.
İktidar, bu duruma hiç ses çıkarmadı. Bu iktidar için bir özgüveni yansıtsa da bir eşitsizlik yarattığı için hep eleştirildi.
Fakat buna rağmen Demirtaş, sahip olduğu bu özgürlük imkanını her gün "AKP faşizmi" gibi ucuz popülist içeriklerle harcadı.
Dikkat çekme hastası, olabilir. Kendine sevdalı, kibir budalası da olabilir.
Hiç olmazsa sahip olduğu bu ayrıcalığın kıymetini bilseydi.
Ama 7 Haziran öncesinde olduğu gibi yine hükümeti tehdit etmeye başladı. Yeniden "Bizim yerimizde olmanıza az kaldı" diyerek, tehditler savuruyor.
Selahattin haklı.
Çözüm sürecini de böyle kendi kişisel egolarına kurban ettiler.
Beyaz Türklere yaranacağım diye kabadayılık yapıp bol bol alkış aldılar.
Ama sebep oldukları trajedi büyüktü.
Binlerce çocuğu silahlandırıp göz göre göre ölüme sürüklediler.
Şehirlerde, dağlarda hepsini öldürttüler.
Normalde vicdan azabı içinde kıvranmaları gerekirken şovmen olarak yerlerini korudular.
Hiçbir şey olmamış gibi bugün siyasi kariyerlerine devam ediyorlar.
Bu ülkenin haline bakın; seçimleri kazansalar dışarı çıkıp adam asmaca oynayacaklar.
Ülkeyi bekleyen gelecek bu mu?
Altılı masanın seçimleri kazanması demek Türkiye için cehennemin kapılarını açılması demek. Ülkeyi korkunç bir kaosa, istikrarsızlığa, işgale, iç savaşa, hukuksuzluğa sürükleyecekler. Ve ne yazık ki bunu "demokrasinin zaferi" adı altında yapacaklar!
Yazık, çok yazık!"