• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

"Güvenecek dal mı kaldı?" diyen yazardan çok konuşulacak ifadeler! Acun’un dizisine böyle isyan etti

Yeniakit Publisher
2020-10-04 16:32:00 - 2020-10-04 16:42:49

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
"Güvenecek dal mı kaldı?" diyen yazardan çok konuşulacak ifadeler! Acun’un dizisine böyle isyan etti

Devşirme programlarla kasasını dolduran Acun’un kanalı TV8’de yayınlanan ‘kırmızı oda’ isimli televizyon dizisine, yazar Sibel Eraslan isyan etti. Hastaların derman umarak doktorlara anlattığı ve "mesleki sır" olan bilgilerin, yaralayıcı anlatımlarla dizilere meze yapılmasına itiraz eden Eraslan, “Güvenecek dal kalmadı” diyerek tepki gösterdi.

Yazar Sibel Eraslan, Acun’un kanalında yayınlanan ‘kırmızı oda’ isimli diziyi, adını kullanmadan eleştirdi. Eraslan, Doktor-hasta gizliliğinin ihlal edilip ifşa edildiği diziye sert tepki gösterdi. "Mesleki sırlar"ın ifşa edildiği diziye, meslek odalarının da soruşturma açması bekleniyor.

Bugünkü yazısına "Güvenecek dal mı kaldı?" diyerek başlayan yazar Eraslan, “Hayır, kalmadı! Dün akşam seyrettiğim dizi filmden sonra, çok sarsıcı bir şekilde hissettim yukarıdaki başlığı... Bir psikiyatri kliniğinde geçiyor film, senaryo, gerçek hayatta psikiyatr olan bir hanımın kitabından uyarlanmış. Psikiyatr hanımın okur çevresiyle Ankara’da karşılaştım, yüksek eğitimli, kırk yaş üstü, olayları farkında, bilinçli ve okumayı çok seven hanımlardı tanıştıklarım. Şu anda televizyonlarda üç büyük dizinin senaryosu da bahsettiğim yazarın kitaplarından yola çıkılarak yazılmış...” ifadelerini kullandı.

Dizide psikiyatrik eğitim almamış sıradan insanların kullanılmasına tepki gösteren yazar, “Filmlerin alt parantezinde 'gerçek hayat hikayelerinden alınmıştır' gibi bir ibare olunca, zannederim seyirciyi yakalama dozajı da artıyor, dizilere bir 'reality show' tadı veriliyor. Lakin hatası şu ki; bir psikiyatr için patolojik bakımdan rutin ve irkiltici olmayacak pek çok şey, hiçbir psikiyatrik eğitim almamış sıradan insanın, başından aşağı boca ediliyor...” dedi.

“Bu dizi toplum için ‘şok’ mahiyetinde…”

Yazar Eraslan, dizinin toplum için sakıncalı olduğunu da ifade ederken, “Üvey oğluna aşık bir annenin hikayesi bir hekim için kendisine danışmaya gelmiş bir hastanın hikayesi olabilir ve o hekim, bu olayla ilgili çözümlemeyi yaparken profesyonel mesafesini muhakkak kuracaktır. Ama toplum için şok mahiyetindeki bu hikaye, çok izlenen bir televizyon dizisi aracılığıyla anlatılınca büyük tahribatlara yol açar... Mecelle’de bahsedilen ‘’şuyuu, vukuundan beter’’dir ilkesi geliyor akıllara, duyulması, yaygınlaşması, işlenen suçtan daha da tehlikeli durumlar için kullanılır. Dizide anlatılan mevzu tam da bu cinsten... Oysa bundan en büyük darbeyi ise yine kadınlar ve çocuklar alır. Zira dizide sürekli namaz kılan, mevlit okuyan bir kadının yaşadığı bir çıkmazdır bu, yani toplumun her katmanında rastlayabileceğimiz, güvenebileceğimiz, komşumuz, akrabamız olabilecek bir kadındır bunu yaşayan...” sözleriyle kadınların ve çocukların derinden yaralanıp zarar görebileceğini hatırlattı.

“Toplumun sinirleriyle oynuyor”

Dizide anlatılan konudan rahatsız olan Eraslan, “‘Üvey Anne’ bizim edebiyat ve sinemamızda zaten çok belalı bir karakterdir. Biz kulaklarımıza fısıldanarak bugünlere kadar gelmiş bu kalıplaşmış öğretiyle büyüdüğümüz içindir belki de, bizde koruyucu aile olma fikri, evlat edinme gayreti Batılı ülkelerdeki kadar yaygın değildir söz gelimi. Bu kadar ağır bir yük ve ön yargı yetmezmiş gibi, şimdi bir de dizi filmlere konu edinilen bu durum, açıkça söylemek gerekirse, toplumun sinirleriyle oynuyor...” dedi.

“Doktor-hasta mahremiyeti ihlal edildi”

Vatandaşların eşine dostuna anlatamadığı dertlerinin doktor tarafından açığa çıkarılmasına sert tepki gösteren Sibel Eraslan şunları söyledi:

Psikiyatristlere yönelmesi gerektiği halde çekinceler taşıyan insanlar için de ibretlik bir iş! Bugün psikiyatri hekimine gidersen ve derdini anlatırsan, yarın bir dizi filmin konusu olabilirsin... Feci bir güvensizlik abidesi diker böylesi diziler şehir meydanlarına, toplumsal vicdanı örseler, insanın insana olan güven ihtiyacını dinamitler...

Tıp etiği, mahremiyeti sonuna kadar korur... Peki bazı hekimler niçin korumaz? Kendilerine güvenerek kalplerini açan, ruh perdelerini aralayan danışanlarına niçin reyting getirici parlak bir av olarak bakarlar? Parlak bir av... Ne acı!

***

‘’Homo lipus homo’’, diyerek insanın ancak diğer insanın kurdu olmakla yaşam sürebileceğini iddia edenlere karşı çıkarak geldik bugünlere... İnsanın insana ancak ‘’veli’’ olabileceğini, insanla insan arasındaki en saygın ilişkinin velayet ve güven olabileceğini yazıp çizdik. Daha resul olmadan evvel, ‘’El Emin’’ dedikleri bir aziz Peygamberin (sav) ümmetiydik.

Oysa halimiz çok feci! Bir arkadaşımızın kimseye açıp da paylaşamadığı derdini ancak o intihar ettikten sonra öğrenme çabasına giriyorsak, biz, cidden fesada uğramış kişilerden oluruz...

Psikiyatri odasında doktorumuzla konuştuklarımızın yarın çok satan bir kitabın sayfalarına düşmesi veya reyting rekoru kıran bir dizide konu edilmesi, bizi ne kadar yıkarsa...

Güven, mahremiyet ve emanet bilincinin büyük saldırı altında olduğunu söylemek zorundayız... Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kişidir...

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

hadi ikile

izlenecek 500 tane kanal var. isteyen istediğini izler sana ne kime ne. beğenmiyorsan kumanda elinde değiştirirsin.  

ayşe gül

siz önce atv yayınlarına bakın. her tür pislik var.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23