• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Günlük Hayatımızda Tevhid ve Şirk (3)

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Günlük Hayatımızda Tevhid ve Şirk (3)

Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal 'Günlük Hayatımızda Tevhid ve Şirk! (3)' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı; 

Kur'an ve Sünnet'te "müşrik" ve "ehl-i kitap" iki farklı kategori ve değerde kavramlardır ama, müşrikler tanrıtanımaz ilahsızlar olmadıkları gibi; ehl-i kitap dahi şirkten uzak muvahhidler değillerdir. Kural olarak Mekke (Hicaz) müşrikleri, kitap ve peygamberlerden yoksun bir halktır. Kadınlarıyla evlenilmez, kestikleri yenilmez. Fakat müteal, aşkın bir tek Allah'ı kabul eder ve inanırlar. Sadece araya putları, aracı küçük Tanrıları sokarlar!

Müşrikler, Tevrat ve İncilden, Hz. Musa ve İsa'dan bihaberdirler ama, Hz. İbrahim ve İsmaili bilirler. İbrahim ve İsmailin torunları, mirasçıları ahvadıdırlar. Kabe'ye büyük hürmetleri vardır. Onu en son İbrahim ve oğlu İsmailin bina ettiklerini kabul ederler. Hac, umre, tavaf, zemzem, kurban ve daha birçok dini ritüeli icra ederler. Her ne kadar bunları iyice tağyir etmiş olsalarda, aralarında Hz. İbrahim ve İsmailin tevhidi, "Hanif" geleneğini sürdürenler de vardır.

Onlar, aşkın bir tek Allah'a inanmıyor değil, bilakis, onun yüceliğine yanlış bir tevazu anlayışıyla ve ancak araya koydukları putlar vasıtasıyla erişebilecekleri zehabındaydılar! Biz kimiz ki, ulu Allah'a aracı putlar olmaksızın, doğrudan,  ibadet edelim? Keza, İslam putları reddedip Tevhid inancını getirince de, "bunca tanrıyı bir teke mi indiriyor" diye, yine bir yanlış iktisat (tasarruf) gerekçesine sarılıyorlardı. Zaten Şam'dan ilk putu "neden bizimde somut bir tanrımız olmasın" diyerek getiren müşrik de, kendince "aşkın" Tanrı'ya hizmet etme fikrindeydi.


 

Cehennemin taşları bazen de iyiniyetle döşeniyor! 'Madem "Tanrı" iyidir, fazla tanrı göz çıkarmaz' gibi bir yanlış tutumluluk (iktisat) tavrı. Veya "biz kimiz ki, 'Tanrıya' aracısız ulaşabilelim" sapık tevazuu. Tevhid tamda budur işte. Rabbi ile her an, her yerde, hiçbir aracı olmaksızın yüzyüze muhatabiyet imtiyazı, şerefi!

Dinler tarihinde binlerce örnek tezimizi destekler. Fakat biz bugünümüze, hiç olmazsa asrımıza bakalım. Ki, imanımıza şirk karıştırıp karıştırmama hususunda kendimizi test edebilelim. Şirkin yüzlerce çeşidi ve tezahürü vardır. Fakat burada, ülkemizde, en yaygın, sistematik, endokrine edilen türüne bir bakalım.

Ülkemiz bir heykeller, putlar ülkesidir. Halen ölmüş bir yüce önder tarafından yönetilmekteyiz. Daha doğrusu, ulu önder adına birileri tarafından idare olunuyoruz. Bu bitimsiz bir monarşidir! Sonu gelmeyen ve gelmemesi için anayasal, yasal ve de facto tedbirler alınmış sonsuz bir otokrasidir! Dinde zorlama yoktur ama Kamalizmde çoktur. Ülkede seçimler gerçekte yönetimi değiştirmez. CHP'nin kurucu ebedi genel başkanı her zaman iktidardadır, şeklen değilse de fiilen muktedirdir. Esasen anayasa ve yasalara göre şeklen de muktedirdir. Propaganda yasağına rağmen oy kullandığınız okulların bahçesinde önce onun büstü veya heykeli sizi karşılar. Sonra her tarafta ve sınıflarda onun fotoğrafları ve Atatürk köşeleri arasında çokda işe yaramayan oyu'nuzu verirsiniz.


 

 Sakın resmi ideoloji dışındakilere rey vermeyin, verirseniz de resmi ideoloji dışına çıkılamayacağını bilin! Unutmayın; o CHP'nin kurucu ve ebedi genel başkanıdır. Sadece sembolik de değil, parti tüzüğünde yazıyor. Büyük kurtarıcının genel başkanı olduğu parti varken, diğerlerininki hadsiz bir çabadan ibarettir! Bu sadece dünyevi, cismani değil; metafizik, ruhani, teolojik bir iktidar olmalı. Çünkü bitimsiz, lideri de ölümsüz!

İman, Tevhid-şirkten politikaya, yönetim işlerine mi geçtik?

Hayır, hala teolojik bir zemindeyiz, kutsal, metafizik alandayız. Fakat bu İslam ve Ehl-i Sünnet ilahiyatı değilde laisist, seküler bir teolojidir. Bir kaç örnekle ispat edelim;

İLAH OLDU

İnsan değil canlı bir tarihti o

Dünyayı yıldıran bir fatihti o

Et kemik ve kandan bir heykeldi o

Şimdi ilah oldu ve yükseldi o

Vahdet Sungur


 

ATATÜRK MARŞI

Tanrı gibi görünüyor her yerde

Topraklarda, denizlerde, göklerde.

Gönül tapar kendisinden geçerde

Hangi yana göz bakarsa Atatürk.

Bedri Yönetken

 

KURAN

Böyle cilvelerle vakit geçirdik

Küffar-ı Kureyşi edip bahane.

Muhammed Mustafa geldi cihana,

Onun her NUTKU'nu Kuran eyledik.

Edip Harabi


 

ATATÜRK MEVLİDİ

Yurdu halkı her kim ol evvel ana

Her işi asan ede Allah ona

Millet adın zikredelim bir kere

Vacib oldur cümle işte Türklere

 

Ger dilersiz bulasız şevk-ü necat

Mustafa'yı ba-Kemal'e esselat

Der Zübeyde çünkü vakt oldu tamam

Kim vücude gele ol hayrü'l-enam

Behçet Kemal Çağlar


 

Behçet Kemal'in Atatürk Mevlidi toplam 16 sayfadır ve Hz. Muhammed (sav.) mevlidine tam bir naziredir. Fakat bu yeni mevlidde Mustafa Kemal bir Peygamber (elçi) den ziyade bir İlah olarak resmedilmektedir. Atatürk’ü ilahlaştıran yüzlerce şiir ve nesir mevcuttur. Abdurrahman Dilipak, Bir Başka Açıdan Kemalizm kitabında bunları çokca iktibas eder. Tanrılaşan Türk Atatürk bölümünde Türkün yeni amentüsü ve 54 farz'dan bahseder. Keza, Andımız'da yıllarca tekrar ettiğimiz kadir-i mutlak cümlesi; "Ey bugünümüzü sağlayan Ulu Atatürk!"  Sonolarak Behçet Kemal Çağlar'dan bir beyit aktararak bu sınırlı örneklemeyi bitirelim.

ÇANKAYA

Ne örümcek ne yosun

Ne mucize ne füsun

Kabe Arabın olsun

Çankaya bize yeter.   

Devam edeceğiz...

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23