Fetullah Gülen’in “Allah yedi sülalesini yerin dibine batırsın” şeklindeki sözlerinin, bırakın Müslümanı, “Ben insanım” diyen bir kişi tarafından bile sarfedilmemesi gerektiğini söyleyen Emin Pazarcı, Gülen’i “vicdanlı olmaya” davet etti. O “yedi sülalenin” içinde, henüz tüyü bitmemiş yetimler ve melek hükmünde bebeklerin yer aldığını hatırlatan Pazarcı, Gülen’e “Allah niye onların belasını versin? Allah, o minicik yavrulara gazap yağdırırsa mutlu mu olacaksın? Bu nasıl bir kin, bu nasıl bir düşmanlık?” diye sordu.
İŞTE O YAZI:
Müslüman olmayı bir kenara ayıralım, “Ben insanım” demenin bile belli ölçüleri olmalı. “Allah yedi sülalesini yerin dibine batırsın” ne demek?
Birine kızmış olabilirsin...
Tepki göstermek durumunda da kalabilirsin...
Ama “yedi sülalesini” ne karıştırırsın işin içine?
Biraz vicdan gerek. İslâm adaletin, vicdan ve merhamet de dinin temeli demek! Üstelik bunları söylemek için ayrıntılı bir dini eğitim almaya gerek yok. Bizim kültürümüzde daha çocukken öğretilir.
Buna rağmen, Fethullah Gülen beddualarına devam ediyor. Bunlar da kendisine ait internet sitesinde yayımlanıyor:
-Allah sülalesinin, yedi sülalesinin belasını versin.
O “yedi sülalenin” içinde, henüz tüyü bitmemiş yetimler var. Melek hükmünde bebekler yer alıyor. Allah niye onların belasını versin? Allah, o minicik yavrulara gazap yağdırırsa mutlu mu olacaksın? Bu nasıl bir kin, bu nasıl bir düşmanlık?
Bunlar söylenecek sözler değil!
Vicdanım sızlar, ben söyleyemem. Ama Fethullah Gülen rahatça söyleyebiliyor. Birileri de “amin” diye kendisine eşlik edebiliyor.
Kimse kusura bakmasın ama kabul etmiyorum böyle bir din anlayışını. Üstelik kabul edenlere “siz bilirsiniz” de diyemiyorum.
Çünkü olmaz, olamaz. Yaradan’ın bile gücüne gider!
* * *
Muhalefetin “çatı adayı” Ekmeleddin İhsanoğlu ne demişti:
-Yakınlarım bana Ekmel diye hitap ederler.
Fethullah Gülen’in, beddualı konuşmasını dinledim. Tam altı yerde “Ekmel” ifadesi yer alıyor.
“İman-ı Ekmel” diyor.
“İslam-ı Ekmel”den bahsediyor.
Üçüncüsünde “İhsan-ı Ekmel”den söz ediyor. Tesadüfe bakın ki, “çatı adayının” adı da Ekmeleddin İhsanoğlu.
Ardından “İhlas-ı Ekmel” geliyor.
“Rıza-i Ekmel”le devam ediyor.
“Yakın-i Ekmel”le de bitiyor.
Nedir bütün bunların anlamı? Yakın olan ne? Nereden çıktı bu kadar Ekmel? Üstelik tam da Cumhurbaşkanlığı seçimine çeyrek kala!
Tesadüftür, kesin tesadüf! Tecrübelerle sabit ki, kendisine sorsanız, “Benim siyasetle işim olmaz” diyecektir. Tesadüften başka ne olabilir ki?
(...)
Şunun şurasında sadece dört gün kaldı...
Pazar günü sandığa gidecek ve oylarımızı kullanacağız. Ortaya çıkacak sonuç da şimdiden belli. Başbakan Erdoğan “Cumhurbaşkanı” sıfatıyla Çankaya Köşkü’ne geçecek.
Biz de “Yeni Başbakanın” peşine düşeceğiz.
Bu arada Fethullah Gülen’in “paranoya” dediği paralel yapıya yönelik operasyonlar devam edecek. Türkiye yeni şok dalgalarıyla sarsılacak.
Muhalefet kanadında ciddi tartışmalar yaşanacak.
Hepsi öylesine açık ve net olarak görünüyor ki!..
Emin Pazarcı/AKŞAM
Akit Arşiv sayfasından...