• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

"FETÖ için yalan imandan önce gelir"

Yeniakit Publisher
2017-08-16 07:12:00 - 2017-08-16 07:05:54

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
"FETÖ için yalan imandan önce gelir"

TBMM eski başkanlarından AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, gazetemize gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Hain darbe girişimini gerçekleştirmeye çalışan alçak FETÖ’cülerin yargıya hesap verdiklerini belirten Şahin, “Pervasız tavırlarıyla ‘kim yapmış bunu, ben tanımıyorum?’ diye yalanlar söylüyorlar. Çünkü FETÖ’cülerin en büyük sermayeleri yalan ve takiyedir. FETÖ’cülerin yalanları imandan önce geliyor” dedi.

TBMM eski başkanlarından AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, gazetemize gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Hain darbe girişimini gerçekleştirmeye çalışan alçak FETÖ’cülerin yargıya hesap verdiklerini belirten Şahin, “Pervasız tavırlarıyla ‘kim yapmış bunu, ben tanımıyorum?’ diye yalanlar söylüyorlar. Çünkü FETÖ’cülerin en büyük sermayeleri yalan ve takiyedir. FETÖ’cülerin yalanları imandan önce geliyor” dedi.

“SEZER KOLTUĞU BIRAKMADI..”

AK Parti’nin 16 yıllık tarihinde yaşanan çarpıcı gelişmeleri Akit’e özetleyen Şahin, 367 krizine değinerek, “Meclis’te Cumhurbaşkanı seçmek istedik ama 367 krizi çıktı. Daha önce hiçbir Cumhurbaşkanlığı seçiminde böyle bir şey olmamış. Bunun üzerine biz toplandık en doğru kararın millete gitmek olduğuna karar verdik. 22 Temmuz 2007’de seçimlerin yenilenmesiyle ilgili Meclis’ten bir karar aldık. Fakat Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresi dolmuştu. Ama Sezer hâlâ görevine devam ediyordu. Halbuki görevini bırakması Meclis Başkanının yerine vekalet etmesi gerekiyordu. Halk AK Parti’yi tekrar iktidara getirdi. 13 puan fazla aldığımız halde milletvekili sayımız düştü. MHP parlamentoda engel çıkarmayacağını açıkladı ve Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildi” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanının seçilmesinin ardından da kendilerinin rahat bırakılmadığını vurgulayan Şahin, şöyle devam etti: “Bu sefer de AK Parti hakkında kapatma davası açtılar. Dayanakları başörtüsüydü. Yasalarda ‘üniversite öğrencileri başlarını kapatırlar’ diye bir hüküm yoktu, ortadaki fiili bir hukuksuzluk durumu idi. Anayasa Mahkemesi’nin Refah Partisi’nin kapatılma davasında vermiş olduğu gerekçeli karardan hareketle ‘üniversiteler başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarında başörtüsü yasaktır’ diye bir tavır sergilediler. O karara göre; FP veya RP yöneticileri üniversitelerde isteyen kız öğrencilerin başlarını örtmeleri şeklinde fikir beyan etmek suretiyle laik düzene açıkça başkaldırıda bulunmuşlardı. Dolayısıyla bu siyasi partilerin kapatılmasının yanı sıra bu beyanlarda bulunan siyasetçiler de 5 yıl cezaya çarptırılıyordu.”

“HAŞİM KILIÇ’IN HAKKINI TESLİM ETMELİYİZ”

Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Haşim Kılıç’la ilgili de ilginç değerlendirmelerde bulunan Şahin, şöyle konuştu: “Bu kararlara iki Anayasa Mahkemesi üyesi şiddetle muhalefet etti. Bunlardan biri Haşim Kılıç, diğeri Sacit Adalı’ydı. Türkiye’de başörtüsü sorununu Anayasa Mahkemesi açmıştı. Bu sorunun Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkmasını da yine AYM sağladı. Bazı kararlar sebebiyle Haşim Kılıç ve arkadaşlarına bazı eleştiriler oldu. Ama ben Haşim Kılıç ve Sacit Adalı’nın hakkını teslim etmek zorundayım. Anayasa Mahkemesi Başkanı iken Kılıç, öyle bir karar verdi ki.. Bir başörtülü avukat bir aile mahkemesi davasına giriyor. Hakime hanım diyor ki; ‘böyle giremezsin’ ve müvekkiline de ‘kendine yeni bir avukat tut’ diyor. Bu avukat hanım Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Bu davaya bakan AYM müthiş bir karar verdi. Kararda, ‘Eğer bir kişi bir dine inanıyorsa o dinin emirlerinden biri de bayanların başörtü takmalarını zorunlu kılıyorsa hiçbir güç onun başını açmasını zorlayamaz’ ibaresi yer almıştı. Bir ara Haşim Beyi gördüğümde ‘Allah razı olsun. Bu karar sizin sevap hanenizdeki en ağır çekecek olan karar olacaktır’ diye kendisini tebrik etmiştim.”

FETÖ’NÜN SERMAYESİYALAN VE TAKİYYEDİR”

Türkiye ve AK Parti’nin 15 Temmuz 2016 günü çok ciddi bir tehlike atlattığını ifade eden Şahin, “Hain bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kaldık. Artık açıkça bellidir ki uluslararası emperyalizmin kuklası durumuna gelmiş Pensilvanya’daki hain ve onun ordu ve yargıya sızmış elemanları, Türkiye’de bir iç savaş çıkartmak, mevcut iktidarı al aşağı etmek istedi. Cumhurbaşkanını ortadan kaldırmak ve Türkiye’de kendisini besleyenlerin güdümünde hareket edecek bir iktidarı yönetime getirmek için böyle bir teşebbüste bulundular. Ama Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın ve halkımızın da kendi iradesine sahip çıkması sonucu bu darbe girişimi sonuçsuz kaldı. Şimdi darbeciler hesap vermeye başladı. Tabi bu süreçte pervasızca tavırlarla, ‘kim yapmış bunu, ben tanımıyorum’ diye yalanlar söylüyorlar. Çünkü FETÖ’cülerin en büyük sermayeleri yalan ve takiyedir. FETÖ’cülerin yalanları imandan önce geliyor. Yargıda hesabını verecekler” diye konuştu.

“AK PARTİ TRENİNDEN İNENLER NEFSİNE ESİR OLDU”

AK Parti’den ayrılan isimlere ilişkin konuşan Şahin, “AK Parti kervanından inen arkadaşların nefislerinin esiri olarak bu davranışlarda bulunduklarını düşünüyorum. 

Nefisleri maalesef ön plana çıkınca hatalar yaptılar. Herkes için aynıdır. Sonradan değerlendirme yaptıklarında hatalarını anlamışlardır. Ama şu anda hepsi esamesi okunmayan insanlar haline gelmişlerdir. Maalesef kimse de yüzlerine bakmamaktadır” dedi.

“16 YILDA EN BÜYÜK EKSİĞİMİZ EĞİTİM”

AK Parti’nin 16 yıllık icraatlarını değerlendiren Mehmet Ali Şahin, önemli bir özeleştiri yaparak şunları kaydetti: “Eğitim alanında fazla başarılı olamadığımızı düşünüyorum. Çocuklarımızı geleceğe hazırlamalıyız. Ancak bir insanın kamil bir insan olabilmesi için hem maddi hem manevi olarak iyi yetişmiş olması lazım. Bir tarafı eksik edersek o insanı eksik yetiştirmiş oluruz. Bu konuda önemli adımlarda attık. Liselerimizde Kur’an-ı Kerim dersleri koyduk. Bu ülkenin çocukları İmam Hatip Okulları’nın dışında da kendi dinlerinin kitabını okumayı öğrensinler. Bunu bilerek yetişsinler. Sevgili Peygamberimizin hayatını öğrensinler. Bu dersler seçmeli derslerdi. 

Milli Eğitim Müsteşarıyla konuşmuştum. Bu derse girmesi gereken ne kadar öğrencimiz var. Kaç öğrenci bu dersleri seçmiş. Oranları yüzde ellinin altında idi. Çocuklar fazla ders görmek istemezler. Ancak veliler bu konuda çocuklarını yönlendirmelidir. Bu dersleri okullarda kim verecek. Yeteri kadar hocamız var mı? İlahiyat Fakültelerinden mezun olmuş yetenekli hocalarımızın bu işi vermesi gerekir ama okullara öğretmen de atayamıyoruz. Hatta bu derslere giren öğretmenlerin İslam’la mesafeli durduklarını ve çocuklarımızı farklı yönlere sevk ettiklerine dair duyumlar alıyoruz. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz Bey’den istirhamız ‘Dini derslere  mutlaka ehil olanlar girmelidir. Eğer kadro açısından sorun yaşanıyorsa. Bakanlar Kurulu’na getirin onu tartışın. İlahiyat mezunu hocalar girsin. Hatta yetmiyorsa  ilçedeki müftü, vaiz ücretli ders anlatsınlar.”

AKİT YAZARI MERVE KAVAKÇI’NIN BÜYÜKELÇİLİK GÖREVİ

Akit yazarı Merve Kavakçı’nın büyükelçilik görevine atanmasını da değerlendiren Şahin, “Merve Hanım, Refah ve Fazilet Partilerin kapatılmasına yol açan kılık kıyafet sorunu ve AK Parti’nin kapatılmasına yönelik açılan dava süreçlerinde en çok çile çekmiş insanlardan birisidir. TBMM’ye millet başörtülü bir şekilde gönderdi. Ama yemin bile ettirilmedi. Üstelik vatandaşlıktan çıkardılar. Şimdi Türkiye için kılık kıyafet sorunu çözümü konusunda sembol isimlerden biridir. Böylesine sıkıntılar yaşamış olan birinin, tahsil seviyesi, yabancı dil durumu hepsi böyle bir görev için yeterlidir. İsabetli bir atama olmuştur” ifadelerini kullandı.

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23