Eşimi kurban seçtiler!' İmamoğlu yönetiminde ölüme sürükleyen skandal
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
İstanbul Beylikdüzü Belediyesi’nde 2019 yılında yaşanan makbuz iptali ve kayıp para iddialarının ardından üzerindeki baskılara dayanamayarak yaşamına son verdiği belirtilen veznedar Yaşar Uçar’ın eşi Arzu Uçar, yıllar sonra sessizliğini bozarak yaşananları anlattı.
İstanbul Beylikdüzü Belediyesi’nde 2019 yılında yaşanan makbuz iptali ve kayıp para iddialarının ardından üzerindeki baskılara dayanamayarak yaşamına son verdiği belirtilen veznedar Yaşar Uçar’ın eşi Arzu Uçar, yıllar sonra sessizliğini bozarak yaşananları anlattı.
Eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde meydana gelen olayla ilgili konuşan Arzu Uçar, eşinin yaşanan süreçte “kurban seçildiğini” öne sürdü. Uçar, eşinin ölümüne giden süreçte yaşananları ve belediyedeki gelişmeleri tüm detaylarıyla kamuoyuyla paylaştı.
İmamoğlu hakkında ayrıca YSK üyelerine hakaret iddiasıyla açılan “ahmak davası” ile geçmiş döneme ilişkin “ihaleye fesat karıştırma” iddialarının yanı sıra, İBB davası kapsamında “çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme, rüşvet, kamu zararına nitelikli dolandırıcılık, suç gelirlerini aklama” ve “siyasi casusluk” suçlamalarıyla yargılama süreci devam ediyor.
Sabah Gazetesi'nden Barış Savaş'ın haberine göre, 7 buçuk yıldır iddianamenin çıkmasını beklediğini aktaran Arzu Uçar, "Bugün işledikleri günahlar nedeniyle cezaevinde olanların eşleri veya anneleri 1 yıldır yakınlarının cezaevinde olduğundan dem vuruyor. Benim eşimin hayatına mal olmuşlar, ben 7 buçuk yıldır adaletin tecellisi için bekliyorum." ifadelerini kullandı.
Beylikdüzü Belediyesi'nde 3 Ocak 2019 tarihinde ortaya çıkan bir usulsüzlük iddiası, 23 yıllık belediye personeli Yaşar Uçar'ın hayatına mal oldu. Bir yapı kooperatifinin ödeme yaptığı halde sistemde ödemenin iptal edilmiş görünmesi üzerine başlayan soruşturmada, oklar o esnada kamera karşısında bulunan veznedar Yaşar Uçar'a çevrildi. Yaşanan psikolojik baskı ve mobbingin ardından 29 Ocak 2019'da yaşamına son veren Uçar'ın eşi Arzu Uçar, olayın arkasındaki karanlık noktaları ve 7,5 yıldır süren adalet mücadelesini anlattı.
"EŞİM SİSTEMDE BİLE YOKKEN SUÇLANDI"
Olay günü yaşananları detaylarıyla aktaran Arzu Uçar, eşinin olayla hiçbir ilgisinin olmadığını vurguladı:
"O gün belediyede sendika seçimi vardı. Eşim sabah oy kullanmaya gidip 30-40 dakikada döndü. Tahsilatı yapan diğer veznedar Taner Yaman ise saatlerce gelmedi. O gün bankaya parayı da Taner götürdü. Eşimin hiçbir şeyden haberi yoktu. Ancak müdürü Gülnur Erdem, eşimi çağırıp 'Kamerada sen görünüyorsun.' diyerek suçladı. Taner Yaman tahsilatı kendisinin yaptığını kabul etmesine rağmen bütün baskı eşime yöneltildi. '15-18 yılla yargılanırsın, emekliliğin yanar, hapse girersin.' diyerek haftalarca mobbing uyguladılar."
Eşinin 6 tane kredi borcu olan inançlı bir insan olduğunu ve hırsızlıkla itham edilmeyi kaldıramadığını belirten Uçar, mobbingin arkasındaki amacı şu sözlerle açıkladı:
"O dönem Başkan Yardımcısı olan Emel Turan, Teftiş Kurulu Müdürü Nizamettin Bayraktar ve Bilgi İşlem Müdürü Naim Demirci eşimi ablukaya aldılar. Mart 2019'da yerel seçimler vardı. Eğer olay savcılığa tam yansırsa ve bilgisayarlar, hard diskler incelenirse altından başka usulsüzlüklerin çıkacağından korkuyorlardı. Eşime 'Suçu kabul et.' baskısı yaptılar ki dosya savcılıktan çekilsin. Eşim bu kumpasa, bu lekeye dayanamadı ve intihar etti."
HARD DİSK YAKILDI, DOSYAYA SAHTE NUMARA EKLENDİ
Soruşturma sürecinde delillerin açıkça karartıldığını belirten Arzu Uçar, adliyede karşılaştığı usulsüzlükleri anlattı. Eşinin kullandığı bilgisayarın hard diskine trifaze elektrik verilerek zarar verildiğinin bilirkişi raporuyla sabit olduğunu ifade eden Uçar, diğer veznedar Taner Yaman'ın bilgisayarının ise tamamen sıfırlandığını vurguladı. Bilirkişinin "Hard disk kurtarılabilir." yönündeki raporuna rağmen savcılığın söz konusu hard diski belediyeye geri teslim ettiğini ve cihazın burada iyice kullanılamaz hale getirildiğini söyledi. Adliyede dosyayı incelerken büyük bir skandalla daha karşılaştığını dile getiren acılı eş, eşinin bilgilerinin arasına kendisine ait olmayan bir telefon numarası eklendiğini fark ettiğini, yaptıkları araştırmada bu hattın Beylikdüzü Belediyesi'ne ait olduğunun ortaya çıktığını aktardı. Uçar, eşininmiş gibi dosyaya sokulan bu numara üzerinden ne tür dolaplar döndüğünü sorarken, eşi sağken dondurulan ve işleme konmayan emeklilik başvurusunun ise manidar bir şekilde tam cenazenin kalkacağı gün belediye tarafından işleme alındığını belirtti.
"İMAMOĞLU DAİRE SÖZÜ VERDİ, TAPUYU VERMEDİLER"
İntiharın ardından Ekrem İmamoğlu'nun evlerine geldiğini belirten Uçar, sonrasında yaşanan 'daire' trafiğini şu sözlerle aktardı:
"Eşim evimizin yangın merdiveninde intihar ettiği için çocuklarım o evde duramıyordu. Ekrem İmamoğlu eve geldi, ses kaydı da elimde. Aile dostumuz, 'Çocuklar mağdur, bir daire verin.' deyince İmamoğlu, 'O iş kolay.' dedi. Sonra bizi Westside 2 sitesinde bir daireye yerleştirdiler. 'İş adamları aralarında toplamış gibi gösterilecek.' denildi. 2019'da taşındık ama 7,5 yıldır tapuyu vermiyorlar. Meclis kararlarında önce konut yazdılar, 4 gün sonra kararı 500 bin TL'ye çevirdiler. Şu an oturduğum daire tapuda 4 müteahhidin üzerinde görünüyor. Müteahhitler, 'Bu daire belediyenindir.' diyor ama belediye tapuyu devretmiyor."
ARDAHAN'DA ÖZGÜR ÖZEL'E HAYKIRIŞ: "ÖFKEMİ TUTAMADIM"
Geçtiğimiz günlerde Özgür Özel'in Ardahan ziyareti sırasında karşılaştığı manzarayı ve tepkisini de anlatan Arzu Uçar, yaşadığı öfkeyi şöyle dile getirdi:
"Ardahan'da Özgür Özel'in geleceğini duyunca pazara gittim. İçimde çocuklarıma ve eşime yaşatılanlara karşı büyük bir öfke var. Benim iki çocuğum babalarını ipte sallanırken gördü! 161 bin lira yüzünden eşimi hayatından ettiler. Özgür Özel'i görünce, 'Senin savunduğun İmamoğlu yüzünden benim kocam intihar etti!' diye bağırdım. Yanındakiler hemen beni itip uzaklaştırmaya çalıştılar. Yanıma gelen milletvekilleri not aldılar, arayacaklarını söylediler ama hepsi yalan, hiç kimse aramadı."
"ÇOCUKLARIM BAŞIMIZA BİR ŞEY GELMESİNDEN KORKUYOR"
Yaşlı babasına bakmak için gittiği Ardahan'da karşılaştığı Özgür Özel'e gösterdiği tepkinin ardından çocuklarıyla arasında yaşananları da anlatan Arzu Uçar, olayın ardından kızının gözyaşları içinde kendisini aradığını belirtti. Acılı anne, aralarında geçen konuşmayı gözyaşlarıyla şu sözlerle aktardı:
"Olay sonrası kızım Çağla yine gözyaşları içinde aradı. 'Anne, ne yapıyorsun? Bizim travmamızı tetikliyorsun.' diyerek korkusunu dile getirdi. 7,5 yıl geçmesine rağmen çocuklarım hâlâ başımıza bir şey gelmesinden korkuyorlar. 'Bizim evimizin adresi, her şeyimiz biliniyor anne.' diyerek endişeleniyorlar. Ben de kızımı teselli etmeye çalışarak sesimizi duyurmak zorunda olduğumuzu söyledim. Narin Güran davasını, Rojin'in babasını örnek gösterdim, 'Babanız için, adalet için bu mücadeleyi vermek zorundayım.' dedim. Korkularını anlıyorum ama bir anne olarak evlatlarımın geleceği ve eşimin aziz hatırası için susamam."
Adalet mücadelesi karşısında çocuklarının büyük bir endişe yaşadığını vurgulayan Uçar, yaşanan bu sürecin aile bütünlüklerini ve psikolojilerini altüst ettiğini dile getirdi. 7,5 yıldır bir iddianamenin bile hazırlanmadığını söyleyen çaresiz anne, devlet yetkililerine çağrıda bulundu:
"7,5 senedir belirsizlik içindeyiz. Çocuklarımın travması her gün yeniden tetikleniyor. Başarılı üniversiteleri kazandılar ama imkânsızlıktan gidemediler. Kızım korkudan ağlıyor. Buradan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'e sesleniyorum: Lütfen benim ve evlatlarımın sesini duyun, bu karanlık olayın aydınlatılmasına destek olun!"