En iyi Allah anlatır
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'En iyi Allah anlatır' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
En İyi Allah cc Anlatır. Bu bizim temel mevzularımızdan birisi.
Toplumdaki yanlış algıları, yanlış bilgileri, yanlış idrakleri, tashih anlamında. Toplumda yaygın bir şekilde gündeme getirilen veya getirilmeden uygulanan, icra edilen bir durum vardır ki, insanlar işte Allah'ı anlamaz, Allah'ın kitabını anlamaz ve birileri onlara anlatması lazım anlayışı.
Hem bunu suistimal eden çevreler bunu çok yaygın bir şekilde kullanır. Yani siz anlamazsınız, bizi dinleyin diye. Belki bunların içinde iyi niyetliler de olabilir ama çoğu kere maalesef bu iyi niyete sığacak şeyler değil. Biraz da buradan nemalanmak veya baktı ki tezgah yürüyor, dolayısıyla yürüyen tezgaha çomak sokmamak adına böyle gelmiş, böyle gider diye yılların birikimi, böyle bir anlayış maalesef devam ediyor. Ve burada tabi ki büyük vebal alınıyor.
Yani işte Allah'ı siz anlamazsınız, biz anlar, size anlatırız. O zaman ne oluyor? Çok büyük bir sorumluluğa imza atılmış oluyor aslında. Yani bu böyle ise farkında da değiller yüklendikleri sorumluluğun, mesuliyetin. O zaman o insanları buna inandırdınız, o insanlar da size kulak göz verdiler. Siz de bu ağır yükün altından klkamazsınız, bu doğru değil. O zaman siz bu sorumluluğu almış oluyorsunuz, onlar da sorumluluğu size yıkmış oluyorlar.
Belki bununla bir imaj, prestij yapıyorsunuz, belki bir karizmanız artıyor o toplumda. Ama aldığınız sorumluluk çok büyük, bunun kimseye faydası yok. Yani kendi dinini, kitabını Allah anlatamayacaksa, kim? haşa bunu demiyor ama dolaylı bir şekilde siz anlamazsınız diyor.
Bir defa mantıksız bir şey, mantığa aykırı bir şey. Burada bir mantık hatası var. Peki şunu soralım. O vatandaşın anlama sıkıntısı varsa, öyle mi? Sana karşı da aynı kişi, Allah'ı anlamayan, seni de anlamaz. Değişken orada o kişi değil.
Değişken Allah'la sen haşa, Allah'ın yerine kendini koyuyorsun. O kişi değişmiyor ki, bu bilmecede veya bu denklemde değişen Allah'ın yerine haşa sen. Allah'ı anlamazsın, beni anlarsın. O zaman buradaki öz ne? Allah anlatamıyor, ben anlatıyorum demeye geliyor. Ciddi bir mantık hatası var. Ciddi bir mantık hatası var.
Anlayacak kişi aynı kişi. Anlatan bir sen, bir Allah.
Kim daha iyi anlatır? O dinin Rabbi mi? Yoksa senin anladığın nereden malum yani? Sen ne kadar doğru anladın? Yani anladığını, zannettiğini anlatacaksın. Ne kadar doğru anladığın sorgulanır, ne kadar anlattığın da sorgulanır.
Bir imam hatipli olarak mesela bizim okulda en düşük seviye, Türkçesi de, sayısalı da, sözeli de en düşük olanlar ilahiyata gittiler. En yüksek seviyeli olanlar tıpa hendeseye gitti. Hangisinin anlaması daha yüksek? Beşerî planda bakalım. Ya anlaması düşük olanlar ilahiyatçı oldu, hoca oldu. Öyle mi? Beşerî planda bile öyle mi? Bir de bu, kıyas kabul etmeyecek bir şey. Yani bir taraftan Allah anlatıyor.
O kitabın sahibi, o dinin sahibi, Rabb yaratan, yaşatan, seni senden iyi bilen, senin anlamanı sana veren, senin anlatma yeteneğini sana veren, anlatmanın da Rabbi, anlamanın da Rabbi. Yani bu işin erbabı Rabbi. Bi de sen anlamazsın ben anlatırım diyen.
Bir de hani bir işin erbabı, kullar arasında bile fark eder. İşin ustası olanla, işin mütehassısı olanla, onun kenarından geçmeyenler bir olur mu? Bilenle bilmeyen bir olur mu? Haşa. Ama geçtik onu. Kiminle sen aşık atıyorsun ya? Allah.
Yani anlama noktasında bir defa, sen ne kadar doğru anladın o dini? Öyle mi? Allah mı? Allah anlattığı dini sen mi? Allah'a dinini mi öğretiyorsunuz? Ayet-i kerime ya. Allah'a dinini mi öğretiyorsunuz? Denir adama. Derler adama.
Yani koskoca bir dehşet laf, farkında bile değil, burada kurduğu cümlenin ne anlama geldiğini idrak edecek, buradaki mantık hatasını fark edecek evsafta bile değil. Sen anlamazsın, ben anlatayım. Ya sen anlamazsın, ben anlayayım de bari de.
Ben senden daha iyi anlayabilirim. Belki. Yani.
Peki bu anladığını anlatma veya kişinin doğrudan anlaması. Çünkü bir de anladığını anlatırken de anladığını ne kadar anlatabileceksin? Anladığından daha iyi anlatamazsın. Bir şeyi anladığından daha iyi anlatamazsın. Bu mümkün değil. Anladığını anlatırken bir miktar anlatamadıkların olur, geçiremediklerin olur. Ondan iyi bile anlasan, anlattığın anladığından daha zayıftır. Bir de o kişi senin anlattığından daha az anlar. Senin anlattığından daha iyisini anlayamaz. Yok öyle bir şey.
Dolayısıyla bir defa orada bile sıkıntı var kaldı ki, burada muhatap, anlamak, kişinin anlaması konu. Ama sen buradan çıkıp anlatmak üzerinden yürüyorsun. Anlatansa en iyi Allah'tır. Onu bırak ben anlatayım mı dersin? Allah'a dinini mi öğretiyorsunuz? Bu dinin Rabbi Allah'sa en iyi anlayan da O'dur. En iyi anlatan da O'dur. Dolayısıyla bu mantık hatasını izah etmemiz lazım.
Ve herkesin bu dini önce Allah'tan öğrenmesi lazım. Mesela Ayşe validemize, Allah Resulü'nün ahlakından soruyorlar. Siz Kur'an okumaz mısınız? Kur'an okumaz mısınız? Buyuruyor. Eshabın da, Nebi Aleyhisselam'a herhangi bir konuda fikir beyan ettiğinde bu sizin kendi fikriniz midir? Yoksa Allah'ın ayeti midir diye sormaları da. Dolayısıyla Allah'la Resulü bile bir olmaz. Allah'la, Allah'ın anlattığını bir Resul'ün bile anladığını ve bire bir anlatabileceğini iddia etmek, bu akla ziyan, mantık hatası. Tabii ki Resul diğerlerinden bu konuda daha evveldir. Mesela bir konuda Ömer Aleyhi rıda'nın anlayışının Resul Aleyhisselam'ın bile önüne geçtiğini görüyoruz. Bir konuda da olsa. Ama toplamda baktığın zaman Allah Resulü'nün önüne geçsin mümkün mü? Orada bir numara, beşer planında Allah'ın Resulü'dür.
Orada da insanlar arasında anlayış farkı olabilir. Ama anlatma noktasında önce tabii ki Allah Teala, baş muallim o. Dolayısıyla, bismillah, Rabbin ismiyle oku. Ve insana bilmediğini öğretti, bilmeyeceğini öğretti. Daha ilk surenin hemen başında. Bunlar işin besmelesi.
Hülasa şunu anlayalım.nEn iyi Allah cc anlatır. Bu dini en iyi Allah anlatır. Ondan başka Resulleri bile Allah'tan daha iyi anlatamaz. Allah'tan öğrendiklerini ancak öğrenebildikleri ve anlatabildikleri kadar. Musa Nebi bu konuda diyor ki yanıma Harun'u ver ey Allah'ım. O benden daha iyi anlatır. Nebiler arasında bile anlatım farkı, anlatım gücü farkı var. Peki, nebiden nebiye bile fark varken yani Allah'la kulu arasında fark olmayacak mı? Bu sıradan hocalar, Allah'tan daha iyi mi anlatacak. Sen anlamazsın beni dinle. Haşa. Bu korkunç bir tezgah, şeytani bir tuzak. Bilerek veya bilmeyerek düşüyorlar bu tuzağa. Bir kısmı da işine geldiği için anlamazlıktan geliyor. Tezgahı devam ettiriyor. Geldiği gibi gidiyor.
Hayır, yeter artık. Geldiği gibi gitmeyecek.
Bu dini en iyi Allah anlatır. Dolayısıyla önce biz Allah'ı dinleyeceğiz. Gur'an okuyacağız. Allah'ı anlamaya çalışacağız.
Anlama noktasında belki birileri bir tık burun farkıyla kişiden kişiye değişebilir. Ama anlaması senden iyi bile olsa anlatırken anladığı kadar anlatamayacak. Onun anlattığını da sen anlattığı kadar anlayamayacaksın.nOrada da yine bir terfi kaybı olacak. Ona rağmen başkalarına da kulak vermende, zikir ehline kulak vermende fayda var. Bunu yok sayamayız. Bunu yok sayamayız ama bunu asla Allah'ın önüne geçiremeyiz. İnsanlar önce Allah'ı dinleyecek. Dolayısıyla Allah'ın kitabını okuyacak.
Bunun alternatifi olamaz. Bunun muadili olamaz. Hiçbir şey bunun yerine konamaz.
Bir defa sen aynısın. Ne okusan, kimi dinlesen aynı kapasiteylesin. Değişen bir tek anlatıcı.
Bunların da en alası Allah'tır. Allah'ın anlatamadığını kimse anlatamaz. Bu kadar basit. En iyi Allah anlatır. Öyleyse gideceksin dizini kıracaksın. Allah'ın kitabını okuyacaksın. İnsanların Allah'ın kitabına rağmen başka kitaplarda, başka ağızlarda, başka sözlerde zaman kaybetmeye hakkı yok. Bunun mazereti olamaz. Ama Allah'ı dinledin, okudun. Ha o konuda zikir ehline de sorabilir. Yani bir eksiğim, gediğim var mı? diye. Veya bir sağlamlama yapma adına. Fakat onların da her birinde temkinli bir şekilde. Allah'tan anladığını bile böyle sağlamlama yapacaksan, peki ya beşerin sana söylediğini? Onları muhakkak Allah'ın kitabıyla tasihih edeceksin. Onları elbette kitaba vuracaksın. Allah'ın kitabıyla örtüşmüyorsa, orayla tezat halinde ise asla kabul etmeyeceksin. Öyle bir şey yok.
Önce anayasal kitap, Allah'ın kitabı. Bu işin anayasası, bu dinin yasası. Allah'ın kitabını da en iyi Allah anlatır. Oradan okuyacaksın, oradan dinleyeceksin. Gerekirse kendi dilini ona uyduracaksın. Ben anlayamıyorum, benim dilim farklı. Kardeşim, Allah sana yaklaşıyor, işte önce İbranice sonra Aramice, daha sonra Arapça bildirmiş, daha öncesini bilmiyoruz. Peki Allah sana bu kadar yaklaşıyorken sen niye yaklaşmıyorsun? Dilini İngilizce'ye dönüştürürken, Yunan alfabesi yaparken Allah'ın dinine, kitabına niye döndürmüyorsun? Dilini ona yanaştıracaksın. Allah bu kadar yanaşmışken sen ona yanaştıracaksın.
Selçuklu Osmanlı bunu yaptı, Kuran alfabesiyle iş yaptı. Belki fars etkisi oluştu o günün şartları sebebiyle, coğrafik örtüşme sebebiyle. Acizane bu kardeşiniz de Kuran-ı Türkçe, yani Selçuklu Osmanlı'nın yaptığını daha güncelleyerek, Kuranileştirerek Kuran-ı Türkçe diyor. Ben de acizane, atalarımızın hedefine ulaştırıyorum. Rabbca Gur'anı Türkçe diyor ve çalışmasını yapıyorum.
Dolayısıyla kimsenin böyle bir mazereti yok, istiyorsa olur, yani namazda gözü olanın ezanında kulağı olur. Yani Rabbini dinlemek isteyenin kendi harfini de, kelimesini de, dilini de Kuran diline yaklaştırır. Dün Tevrat'tı, Tevrat zamanında olsaydık ona yaklaştırırdık. Bugün Kuran, Kuran diline yaklaştıracağız. Öyle kaçamak yok. Onun da kolayı var. Arayan bulur. Rabbca diye veya Gur'ani Türkçe diye bakabilirsiniz. Hülasa, bu dini en iyi Allah anlatır.
Efendim sen anlamazsın. O zaman beni dinle, ben anlatayım. Haşa bir alevere dalevere yapıp, efendim anlamadaki eksikliği anlatmaya sıçratarak, denklemdeki bilinmezleri değiştirerek, haşa kendini Allah'ın yerine koymak gibi anlatmaya kalkmak, bu küstahlık, ükelalık olur. Bu bir şeytani tuzaktır. Kimse buna kanmasın. Allah'ı önce dinleyeceksin, ne kadar vaktin var o kadar önce Kuran'ı anlamaya çalışacaksın. Sonra tabii ki bunu Nebiler başta olmak üzere, Kuran'da geçen Nebiler üzerinden ve hatami ü Nebi'yi haseten üzerinden anlamaya çalışacaksın. Ve içinden çıkamadığın yerlerde de zikir ehline, yani bu çok isulü budur.
Bu şekilde içinden çıkamazsan, sen önce başkalarına sorarak en son Kuran'a müracaat ettiğin zaman, işin içinden hiç çıkamazsın. Çünkü ön yargılar zaten Kuran'ı sana anlaşılmaz hale getirir. Kuran'dan yanlış şeyler anlarsın. Kuran'ı anlamak için önce bütün bu ön yargılardan, ön bilgilerden arınacaksın.Temizlik bu. Böyle temizlenmeyenler Kuran'a temas edemez.
Hülasa en iyi Allah cc anlatır, Allah'ı anlamaya çalışacağız, Allah'ı dinlemeye çalışacağız, kitabını okuyacağız, sonra tedirici olarak işimize bakacağız.