Egzama ile geçen 37 yıllık azap! Bu yaptığı ile ilacın yapamadığını yaptı kurtuldu
Dünyada milyonlarca insanı pençesine alan ve kesin bir tedavisi bulunmayan kronik deri hastalığı egzama, 37 yaşındaki Luke Brown için hayatı bir kabusa çevirmişti. Bebekliğinden beri cildini kanatana kadar kaşıyan, okul yıllarında "yürüyen kabuk" gibi acımasız lakaplarla anılan ve vücudu iltihaplı yaralarla dolan Luke, modern tıbbın steroidli kremlerinden beklediği şifayı bulamadı. Geçen yıl ilaçları aniden bırakınca "topikal steroid yoksunluğu" nedeniyle geçici körlük yaşayan ve aylarca eve kapanan Luke'un hayatı, radikal bir beslenme değişikliği ile tamamen değişti.
Luke Brown, bebekliğinden beri cildini kanatana ve iltihaplanana kadar kaşımasına neden olan azap verici bir deri hastalığıyla mücadele ediyordu. Vücudunu kaplayan kaşıntılı döküntüler o kadar şiddetliydi ki, zaman zaman cildi yarılıyor, sızıntılı ve akıntılı yaralar oluşuyordu.
Luke’un hayatını mahveden bu durum, dünyada milyonlarca insanı etkileyen kronik bir enflamatuar durum olan egzamaydı. Egzama tipik olarak vücudun herhangi bir yerinde görülebilen kuru, kaşıntılı ve pullu yamaları tetikler.
En kritik nokta ise bu hastalığın bir tedavisinin olmamasıdır. Bazı hastalar için egzama sadece küçük bir rahatsızlık olsa da Luke gibi diğerleri için hayatı çekilmez bir hale getirebilir.
Egzama onu hastanelik ediyordu
Çocukluğunda egzaması o kadar şiddetliydi ki hastaneye yatırıldı ve cildini korumak, kendi etini parçalamasını engellemek için vücudu tepeden tırnağa kalın tar bazlı pansumanlarla adeta bir ‘mumya’ gibi sarıldı.
Okulda ise acımasız alaylara maruz kaldı; cildinin sürekli pullanıp dökülmesi nedeniyle ona ‘yürüyen kabuk’ ve ‘insan kar küresi’ lakaplarını taktılar. Üstelik, egzama alevlenmelerini azaltmak için reçete edilen steroidli kremlerin Luke’un cildi üzerinde neredeyse hiç etkisi olmuyordu.
Şu an 37 yaşında olan Luke, "Kendimi huzursuz hissetmediğim tek bir an bile olduğunu sanmıyorum" dedi.
Ancak geçen yıl Luke nihayet bir çözüm buldu: Beslenme şeklini değiştirmek. Giderek artan sayıda uzman, egzama hastalarını bu yıpratıcı durumu yönetmek için beslenme düzenlerini uyarlamaya çağırıyor.
Steroidleri bırakmanın tehlikeli sonuçları
Luke, deri problemini çözmek için yıllarca steroid kremler kullandığını, ancak bunların sadece sınırlı bir rahatlama sağladığını belirtti.
İyileşme yolculuğu ise geçen şubat ayında, bir homeopatın (alternatif tıp uygulayıcısı) tavsiyesi üzerine ilaçları bırakmaya karar vermesiyle başladı. Geriye dönüp baktığında Luke, bu kararın ‘tehlikeli derecede safça’ olduğunu artık kabul ediyor.
Araştırmalar, uzun süre steroid krem kullandıktan sonra bunları aniden bırakan bazı hastaların, ‘topikal steroid yoksunluğu’ adı verilen ağır yan etkiler yaşadığını gösteriyor. Luke'un durumunda, ilacı çok uzun süredir kullandığı için semptomlar özellikle şiddetliydi.
Başlangıçta yüzünde ve boynunda şiddetli bir güneş yanığı gibi hissettiğini, ardından bu hissin hızla tüm vücuduna yayıldığını söylüyor. Döküntüler gözlerine kadar ulaştı ve onu geçici olarak kör etti.
Takip eden haftalarda durumu daha da kötüleşti ve görme yetisini geri kazanmak için steroidli göz damlaları ve ciddi bir enfeksiyon tedavisi dahil olmak üzere hastane bakımına ihtiyaç duydu. Luke, en kötü döneminde kıyafet giymeye bile tahammül edemediğini ve aylarca eve kapandığını anlattı.
Gluten ve şekerden arınma süreci
Bu zorlu iyileşme sürecinde dikkat çekici bir dönüşüm yaşandı. Luke internette araştırma yaptı ve birçok hastanın şeker ile pizza gibi hamur işlerinde bulunan gluteni kesmenin semptomlara yardımcı olduğunu bildirdiğini gördü. Luke da buna uymaya karar verdi. Bu kolay bir görev değildi.
"Şeker her şeyin içinde var; ekmekte, soslarda, beklemediğiniz şeylerde bile" diyen Luke şunları söyledi:
"Bu zordu. Ama asıl dönüp dolaşıp geldiğim nokta glütendi. Gluten içeren ekmek, makarna, pizza ve birayı tamamen keserek beslenme konusunda daha da katılaşmaya karar verdim. Her şey istikrarla ilgiliydi. Eğer bir süre disiplinli kalırsam cildim yatışıyordu. Eğer kaçamak yaparsam, etkisini birkaç saat içinde hissedebiliyordum."
Bunun en net örneği, uzun bir perhiz döneminden sonra yaşandı.
Luke, bir süre glütensiz beslendikten sonra bir pizza sipariş etti. Bir saat içinde karnı şişti ve kaşıntı bir dalga gibi geldi. Sanki vücudundaki o hastalık şalteri tekrar açılmıştı.
Bağırsak-cilt aksı ve iyileşme
Bu değişikliklerin yanı sıra Luke, bağırsak sağlığını desteklediği ve cilt üzerinde olumlu etkileri olabileceği çalışmrla gösterilen fermente bir süt içeceği olan kefir içmeye başladı. Ayrıca, nadiren alevlenme olduğunda steroidli kremlere başvurmaya devam etti.
Geçen yazın sonunda iyileşmeleri fark etmeye başladı.
Luke, "Cildim daha iyi görünüyordu ve tekrar kendim gibi hissetmeye başladım. Arkadaşlarım bir sonraki karşılaşmalarımızda beni tanımakta zorlandılar. Aynı kişi olduğuma inanamadılar” dedi.
Uzmanlar neler söylüyor?
Uzmanlar, çoğu hasta için beslenme değişikliklerinin egzamayı tamamen tedavi etmeyeceğini ancak sağlıklı beslenmenin semptomları kesinlikle iyileştireceğini söylüyor.
Dermatolojiye özel ilgisi olan pratisyen hekim Dr. Dev Patel, "Geniş nüfus çalışmaları gluteni evrensel bir tetikleyici olarak desteklemiyor, ancak bu bireylerin gerçek hassasiyetler yaşamadığı anlamına gelmez. Önemli olan, uzman gözetimi olmadan birden fazla gıda grubunu beslenmeden çıkarmamaktır” dedi.
Dr. Patel, hazır yemekler ve paket servisler gibi yapay içerikli ultra işlenmiş gıdaların yanı sıra fazla şekerin azaltılmasının genel olarak faydalı olacağını ekledi: "Egzamayı doğrudan tedavi etmese bile, genel enflamasyonu ve bağırsak sağlığını destekler” diye konuştu.
Araştırmalar, bağırsak ve cildin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu giderek daha fazla gösteriyor. Bu, dost bakterilerle dolu sağlıklı bir bağırsağın cilt sağlığını da iyileştireceği anlamına geliyor.
Dr. Patel, dost bakteriler içeren kefirin bu yüzden yardımcı olabileceğini belirtti ve şu bilgileri verdi: "Bağırsak-cilt aksını giderek daha fazla tanıyoruz. Probiyotikler üzerine yapılan ilk çalışmalar bazı hastalarda mütevazı iyileşmeler gösteriyor. Fermente gıdalar birer 'ilaç' değildir ancak mikrobiyom sağlığını destekleyebilirler."
Zihin, vücut ve bağırsak savaşı
Bugün Luke, egzamasıyla ‘huzursuz bir ateşkes’ içinde yaşadığını söylüyor. Hala ara sıra alevlenmeler yaşıyor ve beslenme, sıcaklık ve ciltteki sürtünme gibi tetikleyicileri dikkatle yönetiyor. İlginç bir şekilde, stres seviyesini yönetmenin de alevlenmeleri uzak tutmaya yardımcı olduğunu belirtiyor.
Luke, "Stresin sadece zihninizde kalmadığını, cildinizde de kendini gösterdiğini öğrendim. Egzama sadece bir cilt sorunu değil; zihniniz, vücudunuz ve bağırsağınız arasındaki üç yönlü bir savaştır” dedi.