• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

ABD ordusunda 1986’dan sonraki en büyük kriz!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
ABD ordusunda 1986’dan sonraki en büyük kriz!

ABD ordusu, dünyanın en büyük askerî güçlerinden biri olarak görülse de Washington’da artık ciddi bir kriz tartışması yapılıyor. Ukrayna savaşı, İran çevresindeki gerilim ve değişen savaş şartları, Amerikan ordusunun mevcut yapısıyla geleceğin savaşlarına ne kadar hazır olduğu sorusunu gündeme taşıdı.

ABD ordusu, dünyanın en büyük askerî güçlerinden biri olarak görülse de Washington’da artık ciddi bir kriz tartışması yapılıyor. Ukrayna savaşı, İran çevresindeki gerilim ve değişen savaş şartları, Amerikan ordusunun mevcut yapısıyla geleceğin savaşlarına ne kadar hazır olduğu sorusunu gündeme taşıdı.

1986’dan bu yana en büyük dönüşüm ihtiyacı

Obama döneminde Beyaz Saray Genel Sekreteri olarak görev yapan, daha sonra Tokyo Büyükelçiliği yapan Rahm Emanuel’e göre ABD ordusu, 1986’dan bu yana en büyük dönüşüm ihtiyacıyla karşı karşıya. Emanuel, Amerikan ordusunun daha önce de büyük krizlerden sonra kendini yenilemek zorunda kaldığını hatırlatıyor.

Vietnam ve Grenada tecrübesi yeniden hatırlatıldı

Bu krizlerin başında Vietnam Savaşı ve Grenada harekâtı geliyor. Vietnam yenilgisi, Amerikan ordusunda moral ve disiplin çöküşüne yol açmıştı. Grenada harekâtı ise ordunun farklı kuvvetleri birlikte ve uyumlu şekilde yönetmekte zorlandığını göstermişti. Bu iki tecrübenin ardından ABD, 1986’da Goldwater-Nichols Yasası ile ordunun komuta yapısını baştan aşağı değiştirmiş, daha koordineli ve ortak hareket eden bir askerî yapı kurmaya çalışmıştı.

Yeni savaş düzeni eski yöntemlerle karşılanamıyor

Emanuel’e göre bugün de benzer bir dönemeçten geçiliyor. İran ve Ukrayna’daki gelişmeler, Amerikan ordusunun savaş anlayışında köklü bir değişime gitmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Ona göre mesele, Trump’ın iddia ettiği gibi askerlere yeniden “savaşçı ruh” kazandırmakla sınırlı değil. Mesele sadece daha fazla para harcamak da değil. Asıl mesele, Amerikan ordusunun yeni savaş alanlarına hazır olup olmadığı.

Aynı anda iki farklı savaş türü

ABD’nin uzun süredir benimsediği anlayış, ordunun aynı anda iki savaşı yürütebilmesi üzerine kuruluydu. Ancak Emanuel’e göre bugünün dünyasında mesele artık bundan daha karmaşık. Amerikan ordusu hem klasik savaşlara hem de siber saldırı, insansız sistemler, ekonomik baskı, deniz yollarını kontrol etme ve düzensiz savaş gibi yeni mücadele biçimlerine aynı anda cevap verebilmek zorunda.

İran örneği dikkat çekiyor

Bu noktada İran örneği öne çıkıyor. Emanuel’e göre Washington hâlâ başarıyı eski ölçülerle değerlendiriyor. Mesela kaç geminin batırıldığına veya kaç hedefin vurulduğuna bakıyor. Fakat İran gibi ülkeler meseleyi farklı okuyor. Onlar için asıl güç, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarını kontrol edebilmekte yatıyor. Bu da Amerikan ordusunun sadece tank, gemi ve uçak sayısıyla üstünlük kuramayacağını gösteriyor.

İkinci Goldwater-Nichols çağrısı

Emanuel, bu sebeple ABD’nin “ikinci bir Goldwater-Nichols devrimine” ihtiyacı olduğunu savunuyor. Yani Amerikan ordusunun sadece silahlarını değil, düşünme biçimini, komuta yapısını, teknolojiye yaklaşımını ve savaş sahasını okuma kabiliyetini de değiştirmesi gerektiğini belirtiyor.

Trump yönetimine liyakat eleştirisi

Tartışmanın bir diğer başlığı ise Trump yönetimi. Emanuel’e göre Trump yönetimi, orduda liyakat yerine kendi siyasi çizgisine yakın isimleri öne çıkarıyor. Orduyu daha az “woke” ve daha “savaşçı” hale getirme söylemiyle bazı kadroların tasfiye edildiğini savunan Emanuel, bunun Amerikan ordusunun kurumsal birikimine zarar verdiğini ifade ediyor.

Pentagon’un tedarik sistemi hedefte

ABD ordusundaki sorunlar sadece personel politikasıyla da sınırlı değil. Emanuel, Pentagon’un silah ve teknoloji tedarik sistemini de sert sözlerle eleştiriyor. Ona göre Amerikan savunma sanayii, zamanında ve bütçesine uygun teslimat yapmakta büyük sıkıntı yaşıyor. Büyük şirketler yeni yatırımlar yerine hisse geri alımlarına milyarlarca dolar ayırırken, ordunun ihtiyaç duyduğu sistemler ya geç teslim ediliyor ya da planlanan maliyetin üzerine çıkıyor.

Savunma şirketlerine sınırlama önerisi

Emanuel, bu sebeple büyük savunma şirketlerinin silahları zamanında ve bütçesine uygun teslim edene kadar hisse geri alımı yapmasının yasaklanmasını öneriyor. Ayrıca yeni teknolojilere ayrılan federal kaynakların önemli bir bölümünün sadece büyük savunma şirketlerine değil, daha küçük ve yenilikçi şirketlere de aktarılması gerektiğini savunuyor.

ABD ordusu köklü bir kırılmanın eşiğinde

Bütün bu tartışmalar, ABD ordusunun 1986’dan sonra en ciddi yapısal krizle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Amerikan ordusu artık sadece daha fazla silaha, daha büyük bütçeye veya daha sert söylemlere değil; yeni savaş düzenini anlayacak, hızlı karar alacak, teknolojiyi sahaya indirecek ve farklı tehditlere aynı anda cevap verecek köklü bir dönüşüme ihtiyaç duyuyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ata

yerlilerin ruhu bir gün bunları bulacak...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23