Denizin dibinde tesadüfen fark edildi! Taşların altından kayıp şehir çıktı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Yüzyıllar boyunca yalnızca antik metinlerde adı geçen bir şehirdi. Zamanla öylesine unutuldu ki gerçekten var olup olmadığı bile tartışılmaya başlandı. Ancak Mısır açıklarında denizin dibinde yapılan araştırmalar bütün hikâyeyi değiştirdi. Kumların ve dev taş blokların altında tapınaklar, heykeller, gemiler, altın eşyalar ve günlük yaşamın izleri ortaya çıktı. Bilim insanlarının karşısında yaklaşık 1200 yıl önce sulara gömülen kayıp Herakleion şehri duruyordu.
Denizin altında bir şehir düşünün.
Sokakları, tapınakları, limanları ve dev heykelleri var.
Ancak üzerinde insanlar değil, balıklar yüzüyor.
Mısır'ın Akdeniz kıyısındaki Abukir Körfezi'nin derinliklerinde ortaya çıkarılan antik Thonis-Heracleion, arkeoloji dünyasının en dikkat çekici batık şehir keşiflerinden biri oldu.
Şehrin kalıntıları bugün kıyıdan kilometrelerce açıkta, denizin altında bulunuyor.
YÜZYILLARCA KAYIPTI
Antik kaynaklarda Herakleion adıyla anlatılan şehir, Mısırlılar tarafından Thonis olarak biliniyordu.
Bir dönem Mısır'ın Akdeniz'e açılan en önemli kapılarından biriydi.
Özellikle İskenderiye kurulmadan önce Akdeniz'den Mısır'a gelen gemilerin önemli giriş noktalarından biri olduğu değerlendiriliyor.
Tüccarlar, denizciler ve farklı coğrafyalardan insanlar burada buluşuyordu.
Sonra şehir ortadan kayboldu.
Üstelik öyle birkaç bina değil, büyük bir yerleşim denizin altında kaldı.
Yüzyıllar geçtikçe Herakleion'un tam olarak nerede olduğu da unutuldu.
DENİZİN DİBİNDE ARARKEN KARŞILARINA ÇIKTI
Hikâyenin dönüm noktası 2000 yılında yaşandı.
Fransız sualtı arkeoloğu Franck Goddio ve ekibi, Mısır kıyılarındaki Abukir Körfezi'nde araştırmalar yürütüyordu.
Gelişmiş jeofizik tarama yöntemleri kullanılarak deniz tabanı incelendi.
Kum ve çamurun altında olağan dışı yapılar tespit edilmeye başlandı.
Dalgıçlar aşağı indiğinde karşılaştıkları manzara olağanüstüydü.
Denizin dibinde dev taş bloklar ve antik yapıların kalıntıları bulunuyordu.
Araştırmalar genişledikçe bunun birkaç parçadan ibaret olmadığı anlaşıldı.
Kayıp bir şehir bulunmuştu.
DEV HEYKELLER DENİZİN ALTINDAN ÇIKARILDI
Kazılar ilerledikçe Herakleion'un ihtişamını gösteren eserler birer birer ortaya çıkmaya başladı.
Deniz tabanından metrelerce büyüklükte heykeller çıkarıldı.
Firavunları, kraliçeleri ve Mısır tanrılarını tasvir eden eserlerin yanı sıra taş sütunlar, tapınak parçaları ve yazıtlar bulundu.
En önemli buluntulardan biri ise üzerinde şehrin adıyla bağlantılı bilgiler bulunan büyük taş steller oldu.
Böylece antik kaynaklarda geçen Thonis ile Herakleion'un aslında aynı şehir olduğu anlaşılmaya başladı.
DENİZİN ALTINDA GEMİ MEZARLIĞI
Ancak sürprizler bununla sınırlı değildi.
Araştırmacılar deniz tabanında çok sayıda antik gemi kalıntısı tespit etti.
Bazıları son derece iyi korunmuş durumdaydı.
Çapalar, liman yapıları ve gemi kalıntıları, Herakleion'un bir zamanlar ne kadar yoğun bir deniz ticaretine sahip olduğunu gösteriyordu.
Şehrin limanlarında binlerce yıl önce Akdeniz'in farklı bölgelerinden gelen gemilerin demirlediği düşünülüyor.
Bugün ise aynı noktaların üzerinde metrelerce deniz suyu bulunuyor.
ALTIN EŞYALAR BİLE BULUNDU
Batık şehirden çıkarılanlar yalnızca dev taş eserlerden oluşmuyordu.
Kazılarda altın takılar, sikkeler, bronz eşyalar, seramikler ve dini törenlerde kullanılan çeşitli nesneler de ortaya çıkarıldı.
Bazı alanlarda bulunan eşyalar, şehrin günlük yaşamı hakkında önemli bilgiler verdi.
Bir başka ifadeyle araştırmacılar yalnızca kayıp binaları değil, o binaların içerisinde yaşamış insanların izlerini de buluyordu.
PEKİ KOSKOCA ŞEHİR NASIL DENİZE GÖMÜLDÜ?
Herakleion'un hikâyesindeki en büyük soru da bu.
Bir şehir nasıl tamamen denizin altına girebilir?
Araştırmalar bölgenin jeolojik açıdan oldukça hassas olduğunu gösteriyor.
Şehir, suya doygun ve nispeten gevşek zemin üzerine kurulmuştu.
Depremler, deniz seviyesindeki değişimler ve zeminin taşıma gücünü kaybetmesi gibi süreçlerin birleşmesiyle bazı bölgelerde zemin sıvılaşması yaşanmış olabileceği değerlendiriliyor.
Böyle bir durumda sağlam görünen zemin, üzerindeki dev yapıların ağırlığını taşıyamaz hale gelebiliyor.
Yüzyıllar içerisinde şehrin bölümleri çöktü.
Sonunda deniz Herakleion'u tamamen yuttu.
Yaklaşık 8'inci yüzyılda şehrin büyük bölümü artık suların altındaydı.
DENİZ ŞEHRİ YOK ETTİ AMA AYNI ZAMANDA KORUDU
İşin en şaşırtıcı taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor.
Herakleion'u yok eden deniz, bazı kalıntıların günümüze ulaşmasını da sağladı.
Kum ve çamurun altında kalan eserler yüzyıllarca insan müdahalesinden uzak kaldı.
Bu nedenle arkeologlar bugün şehrin limanlarından tapınaklarına, gemilerinden günlük kullanım eşyalarına kadar geniş bir tarih hazinesini inceleyebiliyor.
VE DENİZİN ALTINDAN HÂLÂ YENİ ŞEYLER ÇIKIYOR
Herakleion'un keşfedilmiş olması hikâyenin bittiği anlamına gelmiyor.
Sualtı araştırmaları ilerledikçe yeni yapılar ve eserler ortaya çıkmaya devam ediyor.
Çünkü denizin altında kalan alan oldukça geniş.
Arkeologların karşısındaki en büyük engellerden biri ise kalıntıların üzerini kaplayan kalın kum ve tortu tabakası.
Her yeni tarama, şehrin bilinmeyen başka bir bölümünü gösterebilir.
Bir zamanlar insanların sokaklarında yürüdüğü, gemilerin limanlarına yanaştığı ve dev tapınakların yükseldiği Herakleion bugün Akdeniz'in sessizliğinin altında yatıyor.
Ve belki de şehrin en büyük sırrı henüz kumların altından çıkarılmadı.

