Darbeciler, aileleri ile birlikte sorgulanmalı!
Diyeceksiniz ki:
“Bir de hukukçu geçineceksin.. Suç ve cezada şahsilik ilkesinden haberin yok mu?”
Tabii ki var..
Ama öyle bir suç örgütü ile karşı karşıyayız ki..
Siz 15 yaşındaki çocuğun, bir ekmek çalmasında uygulanacak kuralları, böyle bir suç örgütünde uygulamaya kalkarsanız..
Yolda kalırsınız.
Örgüt size nanik yapar..
Yapıyor da zaten..
Nasıl mı?
Bir yandan “Nasıl bir darbe bu? Tiyatro gibi” diyerek, darbenin ciddiyetini sulandırıyorlar..
Bir yandan da, darbeye imza atan militanlarına “tiyatroluk” ifadeler verdiriyorlar..
Alt kademedekiler, “Ne? Darbe mi? Ne darbesi ya? Biz tatbikata geldik!” diyor..
Erler için belki bu savunmaları mazur görebiliriz de..
Rütbeler yükselse de..
Tiyatroluk ifadeler değişmiyor..
Orgeneral rütbesindeki zat bile..
“Ne iş?” diye sorulduğunda..
“Yanlış anlamayın.. Ben torunumu sevecektim.. Onun için üsse gittim” diyor..
Bir diğerine soruyorlar..
“Sen izinli değil miydin? Ne işin var komutanlıkta?”
Cevap yine tam bir tiyatroluk: “Arabuluculuk için gitmiştim.”
Erinden orgeneraline..
Tiyatroluk ifadeler böyle giderken..
Darbenin en önemli, en kritik suçunda da da tiyatroluk ifadeler değişmiyor..
Cumhurbaşkanı’na suikaste gidenlere soruyorlar: “Cumhurbaşkanı’nın kaldığı binaya niçin operasyon yaptınız?”
Cevap şöyle:
“Biz Cumhurbaşkanı’na yönelik bir operasyon için oraya gitmedik. Biz, terörist bir gruba operasyon amacıyla oraya gitmiştik.”
Savunmalar böyle böyle sıralanırken..
Televizyon ekranlarından canlı olarak seyrettiğimiz dört dörtlük darbe.. Yarın öbür gün, üç beş teğmenin sırtına kalırsa, hiç şaşırmayın..
•
“O zaman ne yapılmalı?” diyeceksiniz!
Başlıktaki teklif, işte bunun için..
Ailelerini cezalandırmak için değil..
Tanıklık yapmaları için..
Gizlenen maddi gerçeklerin ortaya çıkarılması için..
Sadece darbecilerin değil..
Darbecilerle birlikte, ailelerinin de ifadelerine başvurulmalı..
Hatta komşularının da bilgisine başvurulmalı.. Çocukluk çağından.. Okul çağından itibaren.. Arkadaşlarının, öğretmenlerinin bilgisine başvurulmalı..
Aksi takdirde..
“Benim FETÖ ile bir ilgim yok” diyenin..
Kendi ifadesi.. Ve varsa eldeki somut tespitlerle sonuca gitmeye kalkarsak..
Yanlış yapma ihtimalimiz de, yüksek olacaktır..
Eşinin, çocuğunun..
Komşusunun, arkadaşının verdiği ayrıntıda kalmış bir küçük bilgi..
Belki de..
Örgütün tüm gizli ilişkilerini çözecektir!
•
Hukukçu arkadaşlar, itiraz edeceklerdir: “Yakın akrabanın şahitlikten çekinme hakkını bilmiyor musun?”
Biliyorum da..
Bu kural da, önümüzdeki devasa örgüt için.. İhlal edilmemesi gereken mutlak bir hukuk kuralı değil ki..
OHAL kapsamında “tanıklıktan çekinme” kuralına bir istisna getirilmesi mümkün olduğu gibi..
Bazı yakın akrabaların, kendiliklerinden “şahitlikten çekinme hakları”nı kullanmama ihtimali de söz konusu.
“Ben tanıklıktan çekinme hakkımı kullanmıyorum” diyen yakın akrabalar, istedikleri şekilde şahitlik yapabilirler..
Bir de, Fetullah Gülen’in, kadın ile kocanın arasını açtığını.. Baba ile oğulun arasına girdiğini.. Anne ile oğulu kavga eder hale düşürdüğünü dikkate alırsak..
Gönüllü olarak “tanıklıktan çekinme hakkını” kullanmayanlar da çıkacaktır..
Kendi çocuğunun ihanetini görmezden gelemeyecek ve millete yapılan ihaneti deşifre edecek olan anne-babalar çıkabilecektir..
•
Bu teklifimizdeki amacımız ne?
Maddi gerçeğe ulaşmak..
Bunun için..
Mümkün olduğu nispette..
Şüphelilerin tiyatroluk savunmalarını bertaraf edecek tüm delilleri, dava aşamasından önce toplamak.
Aksi takdirde..
Bu işi aylar, belki yıllar sürecek dava aşamasına ertelerseniz..
Örgütün süreç içinde, başka tiyatroluk savunmalar hazırlamalarına fırsat vermiş olursunuz..
Sadece suçluların tam tespiti için değil..
Bizden sonraki nesillere..
Ve de tarihe ibretlik bir döküman bırakmak için..
Bu kapsamlı delil toplama harekatı zorunlu..
Aksi takdirde..
“Ben FETÖ’cü değilim” savunmaları..
Pensilvanya’daki zatın, “Hiçbirini tanımam” şeklindeki hileli açıklamaları..
Bazı akıllarda, “Acaba yanlış bir sonuca mı varıldı” şüphelerine sebep olacaktır..
Maddi gerçeğin peşinde koşanların..
Kapsamlı soruşturmadan kaybedecekleri hiçbir şey yoktur..
Somut bir örnek vereyim..
Daha önce..
Yargıtay ve Danıştay’a seçilen üyeler hakkında..
Küçücük bir nüfus kaydı araştırması..
Vatana ihanet eden bu yapının somut fotoğrafını bizim önümüze koyabilecekti..
Düşünebiliyor musunuz, Yargıtay’a bir seferde seçilen bu yapının 150 üyesinin üçü, bacanak idi.. Bu bilgi, Sevilay Yükselir’e gönderilen bir ihbar ile ortaya çıkmıştı..
Bir de ortaya çıkarılmayan gerçekler, kimbilir nedir..
Kimbilir, daha başka ne kadar böyle eş dost ile yüksek yargıyı aile şirketine çevirmek isteyenler vardır..
Dün yüksek yargıda o fotoğraf çekilseydi..
Belki bugün, TSK’daki o derin yapının..
Darbeyi yaptıktan sonra verdikleri “tiyatroluk ifadeleri” dillendirmeye cesaretleri olmayacaktı..