• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Daha çooook terleyeceksiniz köftehorlar! İşte Türkiye bu

Yeniakit Publisher
2022-06-30 10:45:00 -
Daha çooook terleyeceksiniz köftehorlar! İşte Türkiye bu

Terör örgütü PKK'ya destek veren İsveç ve Finlandiya'nın nasıl hizaya geldiğini köşesine taşıyan Emin Pazarcı, "İsveç ve Finlandiya, sadece NATO'ya davet edildi. Henüz NATO'ya üye olmadılar, bu gerçekleşmedi. Üyeliklerin sonuçlanması için önümüzde zorlu bir süreç var. O süreç de Türkiye'nin gözetiminde geçip gidecek. Yani henüz her şey bitmiş, prosedür tamamlanmış değil. Her iki ülke de taahhütlerini yerine getirecek, atması gereken adımları atacak. Bu süreç de sanıldığı gibi çok kolay ilerlemeyecek. Bir başka ifade ile İsveç ve Finlandiya daha çok terleyecek. Tıpkı bizim AB sürecinde yaşadıklarımız gibi" ifadelerini kullandı.

Terör örgütü PKK'ya destek veren İsveç ve Finlandiya'nın nasıl hizaya geldiğini köşesine taşıyan Emin Pazarcı, "İsveç ve Finlandiya, sadece NATO'ya davet edildi. Henüz NATO'ya üye olmadılar, bu gerçekleşmedi. Üyeliklerin sonuçlanması için önümüzde zorlu bir süreç var. O süreç de Türkiye'nin gözetiminde geçip gidecek. Yani henüz her şey bitmiş, prosedür tamamlanmış değil. Her iki ülke de taahhütlerini yerine getirecek, atması gereken adımları atacak. Bu süreç de sanıldığı gibi çok kolay ilerlemeyecek. Bir başka ifade ile İsveç ve Finlandiya daha çok terleyecek. Tıpkı bizim AB sürecinde yaşadıklarımız gibi" ifadelerini kullandı. Pazarcı, Akşam gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:

"İspanya-Madrid'de yapılan NATO Liderler Zirvesi'ne Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında yapılan mutabakat damgasını vurdu. Her iki ülke de Türkiye'ye bir dizi taahhütte bulundu. Üstelik bu sadece sözde kalmadı, bir de metne ve imzaya bağlandı.

PKK zaten malum; onun yanına bir de YPG ve FETO eklendi. İsveç ve Finlandiya, hepsi ile mücadele ve bu konuda gerekli kanuni düzenlemeleri yapma sözünü verdi. Yetmedi, ortak mücadele hükme bağlandı. Yine yetmedi, bunlara ilave olarak, Türkiye'ye yönelik ambargoların kaldırılması sözü verildi. Vesaire, vesaire...

Zaten bunların ayrıntılarını gazetelerin haber sayfasında okudunuz, televizyon haberlerinde dinlediniz. Türkiye, zirve öncesi her iki ülkeden de istediklerini aldı.

Bitti mi peki? Tabii ki bitmedi.

***

İsveç ve Finlandiya, sadece NATO'ya davet edildi. Henüz NATO'ya üye olmadılar, bu gerçekleşmedi. Üyeliklerin sonuçlanması için önümüzde zorlu bir süreç var. O süreç de Türkiye'nin gözetiminde geçip gidecek. Yani henüz her şey bitmiş, prosedür tamamlanmış değil.

Her iki ülke de taahhütlerini yerine getirecek, atması gereken adımları atacak. Bu süreç de sanıldığı gibi çok kolay ilerlemeyecek. Bir başka ifade ile İsveç ve Finlandiya daha çok terleyecek. Tıpkı bizim AB sürecinde yaşadıklarımız gibi!

Ama işleri bizden daha kolay. Çünkü biz AB gibi değiliz, samimiyiz. Ne istediğimizi biliyoruz, onları da net olarak ortaya koyuyor, işi yokuşa sürmüyoruz.

Oysa AB hiç de öyle davranmadı. Söz konusu Türkiye olunca, maç ortasında kural değiştirdi. Önümüze başkalarından istemediği kriterler koydu. Sürekli bir engelleme politikası izledi. Tabii içimizden de destekler aldı. Uygulanan çifte standardı, hatta standartsızlığı görmeyenler, "AB'ye girmek isteyen biziz. Doğal olarak onların istediklerini yapmak zorundayız" türünden söylemler geliştirdiler.

Hep kolumuzun altına garip, anlaşılmaz, standart dışı ev ödevleri sıkıştırıldı, önümüze izahı zor olan engeller çıkarıldı.

Bizim Madrid'de yaptığımız öyle değil. İsveç ve Finlandiya'ya verdiğimiz ödevler, net, anlaşılır, makul, sınırları belli ve son derece adil. Biz gerekeni yaptık; artık onlar verilen ve kollarının altına sıkıştırılan ödevlerine çalışacaklar.

***

Demek ki...

Hakkımızı kararlı bir şekilde ve ısrarla savunursak, sonuç alabiliyormuşuz işte. Yıllarca terör örgütleri ile el ele, kol kola hareket eden İsveç ve Finlandiya gibi ülkelere, dünya kamuoyunun önünde "Biz yanlış yapmışız en kısa zamanda bu yanlışımızı düzelteceğiz" dedirtebiliyoruz.

Nereden nereye...

1980 Darbesi'nin ardından Kenan Evren'in, Türkiye adına Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadına dönmesi için verdiği koşulsuz tavizi düşününce, insan daha iyi anlıyor Türkiye'deki değişimi ve geldiği noktayı!

Demek ki...

Oluyormuş, Türkiye bastırınca geri adım attırabiliyor, şartlarını kabul ettirebiliyor ve hakkı olanı alabiliyormuş. Madrid'de öyle oldu işte ve biz de buna bizzat şahitlik ettik."

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Samir Yılmaz

Yeminle gülüyorum,ne yazacağımı bilmiyorum.Ama Soner Yalçın bugün yazısında herşeyi anlatmış.isterseniz bir de ordan okuyun derim.

emre

Bizim ülkenizde; hakikati önemsizleştirip, kitleleri yalana inandırmak kolay… Bizim ülkemizde; nesnel veri, rasyonel yaklaşım aranmaz… Bizim ülkemizde; sürekli çarpıtan sürekli abartan “haklı” görülür… Aylardır AKP/Erdoğan, İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine karşı çıkan bin söz söyledi. Ve fakat: Madrid'de dün başlayan NATO liderler zirvesi öncesi Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson yan yana getirildi. -“Şu aranızdaki sorunu çözün” dediler. Şıp diye iki saatte çözüldü koca sorun! Aylardır sarf ettiği sözlerinin hepsini yuttu Erdoğan; Türkiye'nin bu iki ülkenin NATO'ya üyelik başvurusunu destekleyeceğine imza koydu… Ve iktidar destekçisi medya yazımın girişindeki üç cümleyi hemen hayata geçirdi! Yalan, hakikat kalıbına sokularak pazarlanmaya başlandı yine. Neymiş: Bu iki ülke terörle mücadelede Türkiye ile dayanışma sergileyeceklermiş… Laf yani. Yahu: NATO, PKK'nın terör örgütü olduğunu kabul ediyor zaten. İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olunca otomatik kabul edecek zaten. Keza: AB üyesi İsveç, PKK'nın terör örgütü olduğunu kabul ediyor zaten. Türkiye, malumun ilanını mutabakat metnine koyarak nasıl zafer kazanmış oluyor? Batı'nın PKK konusunda çifte standardı bu mutabakat metni ile değişecek öyle mi? Çocuk kandırıyorlar.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23