• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan başörtüsü karşıtlarına tepki: Geri kafalı fosiller

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan başörtüsü karşıtlarına tepki: Geri kafalı fosiller

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde hortlatılmaya çalışılan başörtüsü karşıtlığına sert tepki gösterdi. "Bazı geri kafalı fosiller, cahiller başörtüsüne kin kusuyor" diyen Erdoğan, "Nesli tükenmekte olan bunlar son derece küstah bir dille kadınları tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalı; Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir." ifadelerini kullandı. Aynı zamanda Erdoğan, CHP içindeki tartışmalara da değindi: "Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan bir takım dış güçlerden gücünü yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye'ye fayda getirmez; zarar getirir."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları:

Aziz milletim, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu ile diğer Genel Merkez kurullarımızın kıymetli üyeleri, Kadın ve Gençlik kollarımızın Merkez Karar ve Yürütme kurullarının değerli mensupları, kıymetli kurucularımız, kıymetli milletvekillerimiz, değerli kabine üyelerimiz, muhterem dava ve yol arkadaşlarım, hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin şahsında, ülkemizin dört bir yanında AK Parti'nin millet davasını ve Türkiye sevdasını göğsünün üzerinde bir madalya misali gururla taşıyan tüm yol arkadaşlarıma selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.


Yine burada, şairin "Dostlar, iki bin kerre bile selamlaşmadık. Aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz" dediği gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde özellikle kalbi bizimle atan tüm dostlarımıza, kardeşlerimize en derin muhabbetlerimi iletiyorum. AK Parti İstişare ve Değerlendirme Toplantılarımızın 33'incisinde bir kez daha sizlerle beraber olmanın, sizlerle hasbihal etmenin, siz kardeşlerimle hasret gidermenin memnuniyetini yaşıyorum. Davetimize icabet ederek kampımızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Toplantımızın ve burada iki gün boyunca yapacağımız istişarelerin partimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.


Daha önceki buluşmalarımızda olduğu gibi, değerli fikirlerinizle, görüş ve önerilerinizle istişare toplantımıza kıymetli katkılar sunacağınıza inanıyor, sizlerden kanaatlerinizi samimiyetle paylaşmanızı özellikle rica ediyorum.

Değerli kardeşlerim, konuşmamın hemen başında şu hatırlatmayı yapmak isterim. Biz ne kendi içimizde ne de milletimizle aracılarla konuşan, perdeyle konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizi özgürce dile getirdik.


Eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik.

Kendi muhasebemizi hem de çok cesur biçimde, çok öz güvenli bir şekilde yaptık. Partimiz için, hareketimizin istikbali için, mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda, gönül birliği içinde, omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. İstişare Toplantımızda da aynısını yapacağız.


Basına açık kısmın ardından yol arkadaşlığımızın gereği olarak dostane bir atmosferde gündemimizdeki konuları etraflıca ele alacağız. Bugün ve yarın meselelerimizi konuşacak, tartışacak, müzakere edecek, inşallah ufkumuz aydınlanmış, kardeşliğimiz güçlenmiş, muhabbetimiz tazelenmiş bir şekilde toplantımızı tamamlayacağız. Cenab-ı Allah toplantımızı ve istişarelerimizi bereketli kılsın diyorum.

 

Değerli yol arkadaşlarım, bugün 33. Geleneksel İstişare Toplantımızı yaparken inşallah bir buçuk ay sonra da AK Parti'mizin kuruluşunun 25. yıl dönümünü kutlayacağız. 14 Ağustos 2001'de başlayan yolculuğumuz artık çeyrek asrı geride bırakıyor. Çeyrek asırdır, önce Cenab-ı Allah'ın yardımı, sonra kaderimizi kaderiyle bütünleştirdiğimiz aziz milletimizin desteğiyle Türkiye'ye hizmet ediyoruz. 25 yıldır durmadan, duraksamadan, yılmadan ve yorulmadan ülkemize, milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz.


Burada şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim; biz millet olarak öyle rastgele bir araya gelmiş, tarih yolculuğu içinde tesadüfen karşılaşmış, zamanın ve coğrafyanın zorlamasıyla kaynaşmış bir topluluk değiliz. Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk, öyle bir millet de değiliz. Türkiye'nin tamamı, 86 milyon, hep birlikte, ortak bir tarihe, ortak bir kadere, şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz.

Her şeyden önce biz aynı Peygamber'in ümmeti olarak aynı mukaddes kitabın nuruyla aydınlanan, aynı kubbenin altında nefes alan, aynı ezanı terennüm eden, bizi bir eden, bizi beraber eden, bizi tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz. Yorumlar farklı olabilir. Düşünceler farklı olabilir. Anlayışlar farklı olabilir. Değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Mezheplerde, üslupta, yolda, yöntemde farklı kulvarlarda olabiliriz. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir. Çözüm önerileri farklı olabilir. Yaşam tarzları, hassasiyetler farklı olabilir. Ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde, aynı bayrak altında, aynı hilalin gölgesinde, aynı istikamete ilerleyen, gönülleri aynı, ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz.


Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim: Bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip olan hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir. Sığıntı değildir. Öteki değildir. Üvey evlat değildir. Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir, bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun, mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşıdır; o halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir. Ve bu devlet, bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir grubun kökenin değil, bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun devletidir. 86 milyonun her bir ferdi bu devletin eşit derecede sahibidir.


Değerli kardeşlerim, AK Parti olarak kuruluş çalışmalarına başladığımız andan itibaren kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin, dışlamanın etrafında değil; birleştirmenin, kucaklaştırmanın, barıştırmanın, kaynaştırmanın etrafında yer aldık.

 

Biz, hangi alanda olursak olsun, bir hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil, eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. Bizim AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaştırma, ayrıştırma olarak lanse edildi. İmtiyazlarını kaybedenler bizi toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır, tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik.


Bakınız, kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği olarak örtüyorlar. Daha da ötesi bu ülkede dindar olsun ya da olmasın kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler. Ama siz örtünmeyi yasaklarsanız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim kuşam tarzını, tesettürü yasaklarsanız, siz Anadolu kadınının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsanız normal olana karşı çıkmış olursunuz; toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız.


Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken bir imtiyazın peşinde değildik. Bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değildik. Diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeydik.

 

Bazı geri kafalı fosiller, cahiller başörtüsüne kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bunlar son derece küstah bir dille kadınları tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalı. Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir.


Türkiye bu meselede on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir, başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, belli bir tarikatın, cemaatin veya ideolojinin sembolü hiç değildir. Yazması, tülbenti, diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir. İnşallah ebediyen de normal olacaktır. Bu yeni normal de değildir. Tüm zamanların normalidir. Bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz işte budur.

Bizim 86 milyon hepimizin başka vatanı yok, başka yurdumuz yok, mensubu olduğumuz başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz, biriz, beraberiz, son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız.


Biz, bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik. Ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de husumet besleyemez.

Kıymetli dostlarım, değerli arkadaşlarım, siyaset aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmaktır; konuşmaktır; müzakeredir; farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz.

Milliyetçi Hareket Partisi ve değerli lideri Sayın Devlet Bahçeli ile biz işte bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak, ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk. Cumhur İttifakı'nı kurduk.


Cumhuriyet Halk Partisi seçmeniyle de diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz. Ama hepimiz aynı vatanın, aynı toprağın çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz siyaset meydanlarında kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz.Fakat akşam aynı gök altında. Toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz.

AK Parti olarak 25 yıl boyunca yasakları kaldırmanın hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduk. 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdik. 25 yıl boyunca kardeşlik mücadelesi verdik. 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakı'nı kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik.


Şimdi bakınız, değerli kardeşlerim, biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma; bir ayrışma var. Her zaman söyledim, yine söylüyorum: Biz CHP içindeki bu kavganın bir tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugün de yokuz. Yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular. Birbirlerinin kuyularını kazdılar. Birbirlerini şikayet ettiler. Ve bizim değil, yargının değil, bizzat kendi elleriyle kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler.

Ama buna rağmen bizim arzumuz ve umudumuz şudur: CHP'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması ve Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı, bunu biz bilemeyiz. Ancak Türkiye'nin her türlü vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan bir takım dış güçlerden gücünü yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından haram paradan alan bir muhalefet, Türkiye'ye fayda getirmez; zarar getirir.


Ancak iktidar kadar muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması, bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir. Şunu unutmayalım: FETÖ 15 Temmuz'da o hain darbe girişimini yaparken bunu sadece şahsıma, sadece bize yapmadı; o kalleş darbeyi Türkiye'ye yaptılar. 86 milyon vatandaşımızın tamamına yaptılar. FETÖ ihanet şebekesini bu ülkeden temizlerken kendimiz için değil, devletimiz, milletimiz, geleceğimiz için temizledik. Siyonizm adı verilen soykırımcı, işgalci, yayılmacı ideoloji sadece şahsıma, sadece partimize, sadece ittifakımıza değil, herkese kastediyor. Biz de Siyonizme karşı mücadele verirken kendimiz için şahsi mücadele vermiyoruz. Bunu kendimizin, milletimizin, topyekûn bekası için yapıyoruz. Bugün terörü sona erdirirken belli bir kesim için belli bir kesimin çıkarı için değil, ülkemiz, vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz.


Sağ dediler, sol dediler, Alevi Sünni Kürt Türk dediler. Yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler. Çok büyük acılar çektirdiler. Biz artık milletimizin yeni bedeller ödemesini istemiyoruz. Raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye'ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın, geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak başta terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere dış politika gibi güvenlik gibi hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi milli meselelerde uzlaşıya ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız.


Değerli kardeşlerim, 25 yıl önce AK Parti'yi kurarken Türkiye'nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. AK Parti'nin temellerini ayrıştırma üzerine değil, kucaklaştırma üzerine çatışma üzerine değil, uzlaşma üzerine kutuplaştırma üzerine değil, birleştirme bütünleştirme üzerine inşa ettik. Mevlana gibi her ne olursan ol yine gel; Yunus gibi gelin tanış olalım dedik. Hacı Bektaş gibi hırslar kinler yok olur aşkla meydanımızda dedik.

25 yıldır bizim kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır. 25 yıldır soframız Halil İbrahim sofrasıdır. Gönlümüz okyanus misali geniştir. Türkiye neyse AK Parti tam olarak işte odur. Bunu kimse yanlış anlamasın. Bunu kimse yanlış yorumlamasın.


 

Kitabın her sayfası aynı renkte olmak zorunda değildir. Farklı görünse de, usta bir yazarın bir editörün becerikli bir mücellidin elinde kitap, bir bütündür; nevi şahsına münasırdır.

AK Parti işte bir Türkiye kitabıdır; Ama bu kitabın bir cildi, bir şirazesi, bir mücellidi, bir müellifi, kitabın ortak bir ruhu; ortak bir duygusu var. Yolumuz birdir. İstikametimiz birdir. O yolda o istikamette, o menzille yürümek isteyen herkesle yol yürürüz. Yolunu ayırana uğurlar olsun dediğimiz gibi, yolumuza girene de hoş geldin der, bağrımıza basarız, yol ve mücadele arkadaşlığı yaparız. AK Parti kitabının şirazesinin, dağılmasına asla göz yummayız. Biz partilerden bir parti değiliz. Biz bir dava hareketiyiz. Biz bir misyonun temsilcisiyiz. Biz mukaddes bir emanetin taşıyıcısıyız. Zaferle değil, seferle mükellefiz.


Zafere ulaşmak için her yönteme başvuran, zafere ulaşmak için her yolu mübah gören ilke, hudut, kural tanımayan anlayış bizden uzaktır. Partimiz 25 yıl önce nasıl bir duygu ve heyecan üzere kurulduysa, bugün de aynı duygu ve heyecan içinde yoluna devam ediyor.25 yıl önce hangi ilkeler ve değerler etrafında kenetlendiysek, bugün de aynı ilkeler ve değerler etrafında birbirimize yoldaşlık ediyoruz.

İstikametimiz nettir. Menzilimiz nettir. Allah'a sonsuz hamd olsun ki şımaranlardan olmadık. Başımız dönmedi. Makamlarda eriyip gitmedik. Tekebbüre kapılmadık. İstikametimizi şaşırmadık. Yolumuzdan ayrılmadık. Menzilimizden sapmadık. Gönül bağımızı koparmadık. Hamdolsun, büyüdük, güçlendik, dev olduk. 25 yıllık destan olduk. Ama davamızı unutmadık. Nereden geldiğimizi neyi temsil ettiğimizi nereye gittiğimizi aklımızdan bir an olsun çıkarmadık.


 

Her zaman söylüyorum: Bu dava kadim bir davadır. Bu dava kökü mazide, gözü atide, mukaddes bir davadır. Bu dava bizden önce vardı, bizden sonra da var olacak. Bu mesele sel bir mesele, değildir. Bu mücadele kişisel bir mücadele, değildir. Bu mücadele millet mücadelesidir, memleket mücadelesidir. Bu mücadele ümmet mücadelesidir, insanlık mücadelesidir. Rabbim ömür verdikçe bu mücadeleyi şanla, şerefle yürüteceğiz.

Milletimizin emanetine leke sürmedik. Asla leke bulaştırmayacağız. İnandığımız yolda eğilmeden bükülmeden. Yürümeye devam edeceğiz. Hep birlikte yazdığımız çeyrek asırlık destanda alın teri, emeği, katkısı olan tüm yol arkadaşlarıma kademesinden en uçtaki birimine kadar her bir dava arkadaşıma teşekkür ediyorum. Partimizin çatısı altında bulunmuş bu harekete omuz vermiş. Fakat bugün aramızda olmayan hakkın rahmetine kavuşmuş tüm kardeşlerimize de Allah'tan rahmet diliyor, kendilerini hasretle, minnetle yad ediyorum. Bu duygularla 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Yarın tekrar görüşmek üzere sizleri Allah'a emanet ediyorum.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Cemil

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın milletimize yönelik bu samimi ve sıcak selamı, bize bir şeylerin önemli olduğunu işaret ediyor. Hazırlıkların tamamlandığını duymak bile heyecan verici. Milletimizin lideri olarak, hepimizi kucaklayan ve her zaman geride kalanları da düşünen Erdoğan'ın her adımını takip etmekle gurur duyuyoruz. Allah ülkemize, milletimize ve sevgili Cumhurbaşkanımıza rehberlik etsin!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23