Korkulan okul değildir. Çocuk okuldan korkmaz, anneden ayrılmaktan korkar. Neden derseniz, araştırmalar hiç tereddüte yer bırakmadan bunu gösteriyor. Fakat okul öncesi eğitim alan çocuklarda bu durum görülmüyor.
Çocuğun ilk birkaç gün annesinin yanından ayrılmayı istememesi normaldir. İki üç günden fazla sürüyorsa problem ciddi olabilir.
Çocuklarda stres ve kaygıdan kaynaklanan karın ağrısı, terleme, mide bulantısı, ateş yükselmesi gibi belirtiler olabilir. Ağlar. Hırçınlaşır. Yada bir köşeye büzülüp kalmayı tercih eder. Kendini ifade edemeyen çocuğun vücudu böyle tepki gösterebilir.
Duyguların sözle ifade edilemediği böylesi dönemlerde yaşanan kaygıların bedensel tepkilere dönüşmesinden endişeye kalmamalısınız.
Onun için alay ederek veya azarlayarak “Uydurma, okula gitmemek için yapıyorsun!” diye değerlendirmek doğru değil. Ailenin en büyük hatası çocuğunun bu belirtilerini göz önünde bulundurarak okula başlamasını ertelemek olur. Çocuk ağladığı veya hastalandığı için bir kere okula gönderilmezse bir daha göndermek zor olabilir. “Canım bugün de gitmeyiversin baksana haline..” demeniz, sorunu ertesi güne daha büyük olarak taşımanızdan başka bir anlama gelmez. Nasıl ki, zor kullanmak yanlışsa, böyle bir gün bile olsa erteleyici davranış da yanlıştır.
Öte yandan okula yeni başlayacak çocuklarda hiperaktivite ve algı bozukluğu gibi sorunların da göz ardı edilmemesi gerek. Aile, çocuğun sadece yaramaz bir çocuk olduğunu düşünebilir. Oysa bu durum onun sınıfta oturamamasına, sürekli hareket etmesine, okuma ve yazmada problem yaşamasına sebep olacaktır.