Çıkar menfeat İslam'da
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'Çıkar menfeat İslam'da' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
Şu tabir çok geçiyor " kendi çıkarı için hakikati inkar ediyor veya hakikati öteliyor". Burda çıkar veya menfaat kelimeleri bence doğru kullanılmıyor. Çünkü insanın menfaati İslam'dadır, insanın gerçek çıkarı İslam'dadır.
Ama çıkar zannettikleri, fayda zannettikleri için bu bir zandır. Böyle bir yola insanlar düşebilir. O zaman zanni çıkar ifadesi yerinde olur. Bazen de şu olabiliyor, kısa vadeli tercih. Hemen şimdi olsun, gerisi ne olursa olsun bu da bir insana akıl diye yakışmayacak bir şeydir. Süfli çıkar.
Yoksa aslında çıkarı o değil, çıkarı İslam, menfaati de İslam. Ama çıkar zannettiği, menfaat zannettiği peşine düşer. Veya işte bir iradesiz hayvan gibi. Hayvanın iradesi yok. Bir tutam ot, o otun peşinde uçurumu düşünmüyor, uçuruma gidiyor.
İnsan böyle yapamaz, bu bir çıkar değildir, bu iradesizliktir. Süfli alalade sonu felaket, kısa vaadeli menfeat. Ve yine iradesizlik yüzünden mesela bu bağımlılık yapan şeyler, bağımlılık, içki, kumar, uyuşturucu veya başka süslü püslü tuzaklar, şeytan süsler püsler. Adeta çocuk diyelim ki mesela çocuk süse kanar değil mi? Bir şeker verirse kanar.
O nedir? Çocuktur. Çünkü iradesi veya ileri düşüncesi yoktur. Fikriyatı sınırlıdır, takdiratı sınırlıdır.
Ama kelli felli insanlar bunu yapıyorsa o da aslında yeterince fikretmeden, yeterince kadretmeden yapıyordur bunu ya bir uyuşturucuya veya süslü püslü kısa vadeli bir süfli menfaate takılıyordur ve orada aldanıyordur. Birçoğu da buna bile bile aldanıyordur. Mesela kumar oynayan veya uyuşturucuya şuna buna yani neticenin kötü olduğunu bildiği halde iradesizlikten, iradesini ortaya koyamadığından buraya meyleder.
Veya bazısı mesela koskoca kelli felli sanatçı, şair, akademisyen, siyasiler bile toplumda ötekilenmekten o kadar korkar ki iradesiz kalır, menfeati orda sanır. Koskoca adam, böyle görünce adam zannediyorsun ama ben şöyle yaparsam bu toplum bana ne der, bu mahalle nasıl bir baskı oluşturur diyerek mahalle baskısına teslim olur, çıkarı orda görür. Direnç gösteremeyerek, iradesizlik yaparak sırf onları kaybetmemek için yalan bir düşüncenin, yanlış bir düşüncenin ve yanlış bir takdiratın içine girer. Onu menfeat bilir.
Onun için diyorum ki, böyle grand tuvalet dolaşan birçok insan, kendisine saygı duyulan, gıpta edilen insan birçok noktada yaptıklarının yanlış olduğunu bildiği halde sırf o toplumda ötekileştirilmesin diye, işte gerici, yobaz bilmem ne denmesin diye tamamen o topluma göre bir düşünce yapar, hareket eder ve düşüncesini ona göre ayarlar, hatta ona göre plan yapar, ona göre bir fiiliyat içine girer. İnsanların çoğu böyledir.
Onun için diyorum ki, aslında hakkıyla sorgulamak köşe yazarlarında bile yok. Başka bir rejim olsa ona göre davranacak, hatta ona göre düşünüp ona göre yazacak. İnsanların çoğu, insanların çoğu akletmez. İnsanların çoğu hakkıyla sorgulamaz. Onların çoğu maalesef şükretmez. Dolayısıyla böyle hastalıklı bireyler, hastalıklı toplum, maalesef toplumun bireylerin hastalandırılması veya toplumun böyle bir psikolojik olarak, sosyolojik olarak hastalığa düçar edilmesi, sonra da bir zaman sonra bunun farkında bile olunmaması hali.
Bağımlı olan insan başta bunu düşünebilir ama bağımlı olduktan sonra artık onu düşünemez, artık o çukura düşmüştür veya adam kumara başlarken bunu düşünür ama kumarın ortasındayken, göbeğindeyken artık bu tehlikeyi düşünemez bile, yani, öylesine gider.
Bu bağımlılık yapan şeyler, sosyal ve psikolojik bağımlılık, birçok şey böyledir. Hatta toplumda bile adam bir partiye girdi, bir ideolojiye kapıldı, ondan sonra artık kendisini, partisini ve ideolojisini bir yerden sonra sorgulamaz, sorgulasa belki içinden çıkar ama sorgulamaz. Çünkü artık o biraz da hayat yasası. Allah'ın takdiratı, çünkü o hastalığa bulaşmayanla, kötülüğe bulaşmayanla, irade göstermeyenle gösteren bir mi? Eğer göstermeyip oraya düştüyse bir sonraki sefer oradan kurtulması için daha bir yoğun irade göstermesi lazım. Eski yaptıkları yüzünden. Bir yerde adalet
Mesela şu anda birçok FETÖ'cü nasıl böyle halen devam ediyor, nasıl halen ısrar ediyor, o nedir biliyor musunuz? Hani Allah onların kalplerine mühür vurulmuştur, gözlerine perde, kulaklarına ağırlık der ya, bu da Allah'ın gene bir fıtri yasası. Yani bir pisliğe bulaştıktan sonra gerisini başta düşünmek şu anda bize kolay geliyor ama orada öyle değil. Hani denir ya anlatılmaz yaşanır diye, o yaşantıya girdiğin zaman artık fikredemezsin, katredemezsin, yoluna yordamına göre, o hale göre bir düşünce sistemi gelişir. Geri dönüş mümkün ama çok zor. Daha ileri bi irade ve gayret ister. Bu da Allah'ın iradeli olanlarla iradesiz olanların Allah katında eşit olmayışı ve Allah'ın adaletiyle ilintili bir şey.
Burada bunları da değerlendirmek lazım. Fikriyat ve kadriyat konusunda bunu da dikkate almak lazım. Birey veya toplum olarak, sosyolojik veya psikolojik olarak bunların atlandığını görüyorum. Birçok insan da bunu maalesef düşünmüyor veya düşünemiyor diye düşünüyorum.
Bizim çıkarımız da menfaatimiz de İslam'dadır. Mesela menfaatçi deyince yanlış anlaşılıyor. Belki sahte süfli menfaatçiler menfi evet, ama gerçek müsbet menfaatçi müslimdir yani. Gerçek menfaatini düşünen, gerçek çıkarını düşünen, Allah'la dost olan, oradaki menfeate sırtını dönmeyen. Bu toplumda biraz yanlış yerleşmiştir. Yani çıkar, çıkarcılık sanki kötülüğe gitmek gibi. Evet süflisi öyle, ama ulvisini de atlamamak lazım.
Hayır. Kişinin kendi çıkarını düşünmesi müspet bir şey, çıkarı müspet bir şey. Ama onu neye bağlamış? Kötülüğe bağlamış, menfi ilişkilendirmiş. Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Reklam reklamdır. Hep kötüsü reklam olduğundan, adeta menfisi meşrulaşmış
Burada bile ciddi şeytani sıkıntılar, tuzak var. Yıllarca bu işlene işlene. Halbuki benim çıkarım İslam'da, benim menfaatim İslam'da, selamette. Barışta.
Savaş kötüdür. Ha savaşta adam belki bir çıkar elde edeceğim diye yapar ama savaş neticede fayda değil ki zarardır. Her türlü zarar ettirir.
Dolayısıyla bu düşüncelerin de, dillerin de sorgulanması lazım. Bunların tekrar masaya yatırılması lazım. Bu ezberlerin bozulması lazım. Basit gibi görünse de toplum takdiratında derin yaralar açabiliyor.