• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Cihat Yaycı Paşa, büyükelçiler krizini Akit’e değerlendirdi: Brunson ve Yücel davalarından cesaret buldular, derhal ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmeli!

Büyükelçiler krizini yeniakit.com.tr’ye değerlendiren eski Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Yaycı, “İstenilmeyen kişi ilan edilmeleri Türkiye Cumhuriyeti’nin egemen bir devlet olarak en doğal hakkıdır. Türkiye konuya ilişkin atılması gereken diplomatik adımları daha önce defalarca attı ve bir sonuç alamadı, üstelik giderek de bu ülkeler Türkiye’nin iç işlerine karışma konusunda dozlarını ve hadsizliklerini artırdılar. Biz müstemleke değiliz. Brunson ve Yücel davalarından cesaret bulan büyükelçiler, istenmeyen kişi ilan edilmelidir.” dedi.

Yeniakit Publisher
2021-10-25 18:14:00 - 2021-10-25 19:06:59
Cihat Yaycı Paşa, büyükelçiler krizini Akit’e değerlendirdi: Brunson ve Yücel davalarından cesaret buldular, derhal ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmeli!

MUHAMMED SEYİTOĞLU / ANKARA 

Türk Degs Başkanı Cihat Yaycı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “‘istenmeyen büyükelçiler” çıkışını yeniakit.com.tr’ye değerlendirdi. 

“Türkiye’nin en doğal hakkıdır”

Türkiye’de bulunan diplomatik görevlilerin, bulundukları ülkenin adalet sistemini, iç işleyişini ve iç politikalarını hedef alan eylemlerden kaçınmak zorunda olduklarını hatırlatan Cihat Yaycı Paşa, şunları söyledi:

“Türkiye’ye karşı yapılan büyük bir saygısızlık ve tehditte bulunan büyükelçilerin eylemi Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesinin ihlalidir. Bu bağlamda; Ülkemizin iç işleyişini, adalet kurumlarını ve devlet yapısını hedef alan ilgili diplomatların “persona non grata” yani istenilmeyen kişi ilan edilmeleri Türkiye Cumhuriyeti’nin egemen bir devlet olarak en doğal hakkıdır.” 

“Müstemleke ülkeye atanmış bir vali gibi davrandılar”

“Uluslararası hukuk ve anlaşmalarla görevleri sabitlenen diplomatların, kendilerini bağlayan ulusal ve uluslararası anlaşmaları ihlal ederek siyasi faaliyetlerde ve örgütlü tehditlerde bulunmaları hem ülkemizin egemenliğine hem de uluslararası itibarına yönelik bir saldırıdır.” diyen Cihat Yaycı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlgili diplomatların, Türkiye Cumhuriyeti’nin iç politikalarına ve kurumlarına yönelik bu davranışları diplomasi ve uluslararası hukuk boyutunu aşmaktadır. Bu şahıslar, bir diplomat tavrından ziyade müstemleke ülkeye atanmış bir vali gibi davranmışlardır. Bu müstemleke valisi zihniyeti taşıyan kişilerin saygısız ve hadsiz davranışlarına başta TÜRK Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi olmak üzere Türk Milleti’nden güçlü bir tepki gelmiştir. TÜRK DEGS olarak biz Sayın Cumhurbaşkanı’nın haklı tepkisinden önce, 21 Ekim 2021 tarihinde, Türkiye’yi tehdit eden ve iç işlerine yönelik saygısız açıklamalarda bulunan bu elçilerin ‘Persona non grata’ ilan edilmesini talep eden imza kampanyası başlatmış, sosyal medyada da güçlü bir karşılık bulmuştuk.”  

“Daha evvel bu tür densiz girişimlerde bulundular”

Daha önce yaşanan eylemlerden bir ders çıkarmak yerine Türk yargısına yönelik müdahale girişimlerine devam ettiklerini hatırlatan Cihat Yaycı, “Hatırlanacağı üzere, Kavala ve benzer davalarda daha evvel de bu tür yargıya müdahale etme girişimleri ve çağrıları olmuş, Büyükelçiler Dışişleri’ne çağırılarak Türk bağımsız yargısına müdahale anlamı taşıyan durumların kabul edilemez olduğu ifade edilmiş fakat sonuç alınamadığı gibi bir de üstüne bu ülkelerin gitgide dozlarını artırdıklarını görülmüştür. Türkiye daha evvel bu tür girişim ve yargıyı etkileme, içişlerine müdahale densizlikleri üzerine  rahatsızlığını belirtmiş, diplomatik yollardan tepkisini koymuş, fakat bir sonuç elde edememiştir.” şeklinde konuştu.  

“Türkiye’nin iç işlerine karışma konusunda hadsizliklerini artırdılar” 

Türkiye’nin diplomatik olarak gereken adımları bugüne kadar attığını söyleyen Cihat Yaycı, şunları kaydetti:

“Şu rahatlıkla söylenebilir ki; Türkiye konuya ilişkin atılması gereken diplomatik adımları daha önce defalarca attı ve bir sonuç alamadı, üstelik giderek de bu ülkeler Türkiye’nin iç işlerine karışma konusunda dozlarını ve  hadsizliklerini artırdılar. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin Kavala Davası’na ilişkin geçmişte attığı adımlar sonrasında gösterdiği haklı bir bağımsız devlet duruşudur.18 Nisan 1961 tarihli Viyana Diplomatik İlişkiler Konvansiyonu tarafından da sabitlenmiştir. Viyana Diplomatik İlişkiler Konvansiyonun 41. Maddesine göre;  ‘Diplomatlar, kendilerini kabul eden Devletin kanunlarına ve nizamlarına riayet etmek, ayrıcalıklarına ve bağımsızlıklarına halel gelmeksizin, bu gibi ayrıcalıklardan ve bağışıklıklardan yararlanan her diplomatik şahsın görevidir. Anılan Devletin iç işlerine karışmamak da bu şahısların keza görevidir.’ maddesiyle, diplomatik görevlilerin, bulundukları devletin iç işlerine karışamayacakları ya da dokunulmazlıklarını siyasal amaçlar için zırh olarak kullanamayacakları tescillenmiştir.”

“Brunson ve Yücel davalarından cesaret buldular”

“Bir Büyükelçi, daha da kötüsü 10 Büyükelçi toplanıp bağımsız bir ülke olan Türkiye’nin İçişlerine ve Yargısına müdahale yetkisini nereden bulmaktadırlar?” diye soran Cihat Yaycı, şöyle konuştu:

“Bu büyükelçiler ve temsil ettikleri devletler Rahip Brunson, Alman Gazeteci Deniz Yücel gibi davalarda Merkel, Trump gibi devlet yöneticilerinin araya girmesi ile davalarda istenilen sonuçların alındığı kanaatine kapılarak cesaret bulmuş, bu tür müdahaleler ile Türk Yargısının etki altına alınabildiği gibi bir yanlış düşünceye mi sahip olmuşlardır?”

“FETÖ ve PKK’lı teröristleri Türkiye’ye iade etmiyorlar”

Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı bu durum dünya tarihinde bir ilk olarak görülmekte olduğunu belirten Cihat Yaycı, “İlk defa 10 ülke bir araya gelip; bir başka devletin içişleri için ortak bir uyarı talimatı formatında niyet beyanı yayınlamıştır. Bu  durum Türkiye’nin bağımsızlığına ve egemenliğine doğrudan bir kasıttır. Bildiriyi imzalayan; ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç, Yeni Zelanda’da terör örgütü FETÖ ve PKK’nın yüzlerce militanı hatta ana yöneticiler yaşamaktadır. Fethullah Gülen’i ve onlarca başka FETÖ'cüyü iade etmeyen Amerika Birleşik Devletleri, PKK teröristlerini besleyen Almanya varken, Yunanlar FETÖ'cülerin hiçbir tanesini iade etmez iken ve hatta uluslararası bir terörist örgüt olan PKK’ya eğitim kampı açmış iken, Türkiye’ye böyle bir şey yapılmasını anlayamıyorum. PKK ve FETÖ teröristlerini, Fehriye Erdal gibi adi bir suçluyu iade etmeyen devletler hadsiz bir şekilde Türkiye’ye müdahale edebileceklerini sanmaktadırlar.” dedi. 

“Biz müstemleke değiliz”

Eski Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Yaycı,Cihat Yaycı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tüm Türk Milleti’nin ülkemizin bekasına ve egemenliğine yönelik bu tavra karşı hassasiyeti oldukça yüksektir. Uygulanacak “Persona non grata” ilanına da destek sunulacağından kimsenin şüphesi yoktur. 

Maalesef içimizdeki bazı grup ve şahıslar da Yargı yoluyla Türkiye’nin içişlerine ve yargısına müdahaleyi normal bulmakta ve hatta desteklemektedir.  Milli duruş sahibi insanlar Türkiye’nin avukatlığını yapmalıdır, başkalarının değil. Bu duruma herkes tepki göstermelidir. Şahıslar önemli değildir, bizler sorunlarımızı içeride istediğimiz gibi eleştiririz, tartışırız fakat bir başka devletin ya da devletlerin ve de onların büyükelçilerinin bizim iç işlerimize karışıp müdahale etmesine tahammül edemeyiz. Biz müstemleke değiliz.”



Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Boş konuşma paşa.

10 elçi istenmeyen adam ilân edilselerdi o zaman. Kim engel oldu?  
  • Yanıtla

şuayıp

2.Van münüt oldu
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23