Geçtiğimiz gün, 2015 yılında Çağlayan Adliyesi'nde rehin alınarak katledilen Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın vefat yıldönümü olduğunu hatırlatan Sabah gazetesi yazarı Melih Altınok, "Gün boyu Savcı Kiraz'ın katledilmesini coşkuyla karşılayan, teröristlerin vahşetini öven muhaliflerin tweet'leri konuşuldu. İçlerinde İBB'de resmi görevi olanlar, devlet memurları bile var" ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz gün, 2015 yılında Çağlayan Adliyesi'nde rehin alınarak katledilen Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın vefat yıldönümü olduğunu hatırlatan Sabah gazetesi yazarı Melih Altınok, "Gün boyu Savcı Kiraz'ın katledilmesini coşkuyla karşılayan, teröristlerin vahşetini öven muhaliflerin tweet'leri konuşuldu. İçlerinde İBB'de resmi görevi olanlar, devlet memurları bile var" ifadelerini kullandı.
Altınok, şunları kaydetti:
"Geçtiğimiz gün, 2015 yılında Çağlayan Adliyesi'nde rehin alınarak katledilen Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın yıldönümüydü.
Gün boyu Savcı Kiraz'ın katledilmesini coşkuyla karşılayan, teröristlerin vahşetini öven muhaliflerin tweet'leri konuşuldu. İçlerinde İBB'de resmi görevi olanlar, devlet memurları bile var.
Sosyal medyada ifşa edilenlerden birkaçının sosyal medya profillerine göz attım...
Tiplere bakınca "anormal" görünmeyen bu insanlar nasıl olur da böylesine vahşi bir eylemi mutluluklarla karşılar hale gelebildiler?
30'lu yaşlardalar. Sakallı Celal'in dediği "yüksek tahsillilerden". Sosyal medyada yansıttıklarına bakılırsa hayvanları seviyorlar, ağaca karşı duyarlılar. Sık sık ahaliyi kurallara, yasalara uymadığı, nazik olmadığı, kadınlara "bayan" dediği için eleştiriyorlar. Karınca ezilse incinecek gibiler.
Kinleri sınıfsal diyeceğim. O da değil. Hepsi sınıf atlamaya çalışan beyaz ve mavi yakalılar. Gecekondu semtlerine "varoş" diyorlar, otoban üstü rezidanslarda ikamet etmeyi seviyorlar. "Profesyonel devrimcilerin" vahşi eylemlerine alkış tutarken orta sınıf zevklerini dolche vita edasıyla sergilemekten çekinmiyorlar.
Bir de pahalı güneş gözlükleri var. Latte içerken, makarna yerken fotoğraf çektirmeyi seviyorlar.
Peki kim bu toplumsal tortunun, zombileşmenin sorumlusu?
O dönem Savcı Kiraz'ın katillerine Ahmet Şık'ın "Mecbur bırakıldığımız bir eylem" manşetleriyle gerekçe bulan Cumhuriyet Gazetesi mi?
Hürriyet'te, katillere şarkılar yazan müzik gruplarının reklamını yapan, şiddeti estetize eden, merkeze çeken Ertuğrul Özkök mü?
Evet daha neler neler, kimler kimler...
Yine hepsi oradaydı. Hep beraber, Berkin Elvan'ın ölümünü soruşturan bir savcının, Elvan'ın hakkını hukukunu aradığını söyleyen tetikçiler tarafından neden öldürülebileceği sorusunu sümen altı ettiler.
Bu alıkların da savcının, 7 Haziran 2015 seçimleri öncesine yetiştirilen suikastın soruşturmasında "fazla ileri gittiğini" düşünecek halleri yoktu.
Evet, ne yazık ki bu seçimde de oyları, bir insanın öldürülmesine sevinmesi tahayyül bile edilemeyecek "çobanla" bir sayılacak."