Solak Birgün gazetesinin izandan ve ahlaktan nasipsiz yazarı Yaşar Aydın, 2 bin 500 Diyanet görevlisinin deprem bölgesine gitmesini bile hazmedemedi.
Solak Birgün gazetesinin izandan ve ahlaktan nasipsiz yazarı Yaşar Aydın, 2 bin 500 Diyanet görevlisinin deprem bölgesine gitmesini bile hazmedemedi. Depremzedeler için düzenlenecek olan yardım kampanyasına dahi dil uzatacak kadar zıvanadan çıkan Aydın, nasıl bir bataklığın içinde debelendiğini gözler önüne serdiği sözde yazısında özetle şunları kaydetti:
"Maraş depremi iktidarın tüm şaşalı görüntüsüne rağmen ne kadar güçsüz ve beceriksiz olduğunu gösterdi. Tüm kurumların içini boşaltmanın ve yozlaştırmanın yıkıcı sonuçları ortaya çıktı. Devlet deyim yerindeyse kendi enkazını bile kaldırmayı başaramadı.
Cumhur İttifakı yaptığı tüm gürültü ve propagandaya rağmen düştüğü durumun farkında. O kadar ki depremden 48 saat sonra yaşadıkları büyük krizler sonrasında izledikleri ve başarılı olduklarını düşündükleri yolu yeniden denemeye başladılar.
15 TEMMUZ’UN YOLU
Deprem sonrası boş bir özgüven ve kısa bir şaşkınlık sonrası durumun vahametinin farkına varan iktidar, kendisi için çıkış yolu aramaya başladı. İlk aklına gelen benzer krizlerde ve tabi ki 15 Temmuz’da yaptıkları oldu.
Suçlu aramak: İlk yaptıkları yaşanan krizin iktidar kaynaklı olmadığını sürekli tekrar ederek toplumu ikna etme uğraşı oldu. 15 Temmuz’da bunun için darbe girişimi gibi somut bir kanıtları olan iktidar hedefin kendisinin olduğuna inandırması da zor olmadı. (...)
Deprem için de aynı numarayı deniyorlar. Önce yandaşlarla birlikte depremin yıkıcılığını sürekli gündemde tuttular. “Yüzyılın felaketi” gibi fiyakalı sözlerle kampanya yaptılar. Sonrasında dini devreye soktular. (...) 2500 diyanet görevlisini bölgeye yolladılar. Tüm kötülük ve başarısızlık yine AKP dışında bir yere yıkılmaya çalışıldı.
(...) Önümüzdeki Çarşamba gecesi geneli yandaş olan televizyonlar ortak bir program düzenliyor. Anlaşılan o ki iktidar çarşambaya kadar kurtarma çalışmasını bitirip yeni bir döneme geçmeyi planlıyor. İktidar yine düdüğü çaldı ve herkesin sıraya geçmesini bekliyor. (...)"