• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Beyin kodlarımızda olmayan gıdaları tüketiyoruz

Yeniakit Publisher
2020-04-05 10:18:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Beyin kodlarımızda olmayan gıdaları tüketiyoruz

Günümüzde insanlar ve devletlerin şeytan aklının esiri olarak rüzgârın önündeki yaprak gibi sürüklendiğine ancak özellikle Türkiye’nin çeşitli şekillerde yok edilmeye çalışıldığına dikkatleri çeken Prof. Dr. Ahmet Maranki, “Bütün hedeflere Türkiye konuluyor. Ülkemizde beyin kodlarımızda olmayan gıdalarla besleniyoruz. Temizlenmek için kullandığımız sabunlarla daha da kirleniyoruz” diyor. Maranki, koronavirüs salgınından nasıl korunmamız gerektiğini de anlattı.

Dün koronavirüsle mücadelede Türkiye’nin tüm dünyaya örnek olduğuna dikkatleri çeken Prof. Dr. Ahmet Maranki, röportajımızın ikinci bölümünde ülkemizdeki bazı yanlışları ve koronavirüsten nasıl korunmamız gerektiğini anlattı.

 Tükettiğimiz gıdalarda sıkıntı olduğunu söylüyorsunuz. Nedir bunlar?

Beyin kodlarımızda olmayan gıdaları yiyoruz. Türkiye’de şeytan aklıyla hareket ediliyor olması geleceğimiz için çok büyük bir sorundur. Şeytan aklını Allah, Kur’an’da şöyle ifade ediyor: ‘Şeytana fırsat verdim ve ‘insanlara ne yapacaksın’ diye sordum. O da önce ‘hars’ı yani tohumu değiştireceğim, 124 bin çeşit hayvanattan haram kıldığın domuzu yedireceğim’ dedi. Bugün baktığımızda 124 bin çeşit nebatattaki geni değişmeyen, Türkiye’de kalan tek tohum, Kastamonu bölgesinde bulunan ve  DNA’sı 14 olan ‘karakılçık’ yani siyes buğdayıdır. Buğday, defalarca çeşitli bahanelerle klonlanmış, genetiği değiştirilmiş ve çaprazlanmıştır. Sebep de üretimi artırmak, açlığın önüne geçmek gibi sudan sebeplerdir. Yani şeytanın dediği hars-tohum değiştirilmiştir. Hars değişirse nesiller de değişir ki, değişti de.

Bugün bağışıklığı düşük milyonlarca kişi damarlarında stentle yaşıyor. Şeker hastası, tansiyon hastası sayısı çok fazla olan, ülkenin üçte birinin obezite, yarısının kanser olduğunu tıp otoriteleri söylüyor. Ülkemizde 100 kişinin 98’i ilaç kullanıyor.

 Koronavirüsle konusunda Türkiye’nin durumu sizce nasıl?

Öncelikle şunu belirtmeliyim. Türkiye yok edilmek isteniyor. Bütün hedeflere Türkiye konuluyor. Bunu unutmayalım. Ben ülkemizde koronadan dolayı ölüm sayılarının çok artacağını düşünmüyorum.

 Stres ve bağışıklık ilişkisine dair neler söylemek istersiniz?

Tüm dünya gibi Türkiye’de de korku imparatorluğunun oluşturulması sebebiyle strese giren insanların bağışıklığı düşer. Bağışıklık düştüğü zaman ne aşk ne sevgi ne ibadet olur. Yeme iştahı kesilir, hücreleri bloke olur. Bu anlamda en önemli şey beslenmedir. Dünyaya göre çok çok iyi noktada olduğumuzu söyleyebiliriz. Ölümler dünyaya göre en alt seviyede olacaktır. Şayet maksatlı, el altından gizli birtakım faaliyetler ve uygulamalar yapılmazsa. Buradaki büyük tehlike bundan sonra bulunacak aşıların sağlıklı-hasta ayrımı yapılmaksızın kullanılması olur! İkinci büyük bir tehlike de mikroplarla mücadele ederken kainatı kimyasallarla zehirlenmesi, havanın, suyun, toprağın kirletilmesidir. Bu kirletilme sonucunda çok büyük hastalıklar bize geri dönecektir.

 İnsanlara neler tavsiye edersiniz?

Bizans Fatih Sultan Mehmet tarafından kuşatılıp, teslim alınırken Bizans’ın din ve bilim adamları, akil insanları cinler dişi mi şeytan mı diye dolaşıyorlardı. Dolayısıyla vatanları elden gitti. Şu anda da Türkiye’de de yapılmak istenen budur. Elimizi şöyle mi yıkayalım, böyle mi yıkayalım? Türkiye’de yapılan istatistiklerde guslü bilen yüzde 20, beş vakit namaz kılan yüzde 15’tir. Yani bu ülkede din dersi kime, nasıl verildi? Aslında Kur’an insanlara virüsten korunmanın yollarını vermiştir: ‘Temizlik imanın yarısıdır.’

 Virüsle ilgili bazı iddialarınız var!

Evet. Yerden dabbe isimli bir hayvan çıkacak. Kitaplarımda yazdım. Bu yerden çıkan dabbe insanın dişinden, tırnağına yerleşecek. Yani ağız, burun ve ele yerleşecek. İnsanı, ‘ağaç kurtlarının ağacı yok etmesi gibi yok edecek’ diyor. Böyle bir şey çıktığında ağzını, dişini, elini, ayaklarını çok iyi yıka ve temizle. Son olarak beş bin yıllık Türk tıbbı ile beş bin yıllık İslam tıbbının engin tecrübeleri ve modern tıp birleştirilip barıştırılmadıkça bu hastalıkların sonu gelmeyecek! İnsanlar ve devletler şeytan aklının esiri olarak rüzgârın önündeki yaprak gibi sürüklenecektir. 
Yeni Akit Gazetesi

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

meleknur

EVET DOĞRU SÖZE NE DİYELİM! İŞTE ÖNEMLİ OLAN BİR ARAYA GELİPTE BİRLİĞİMİZİ GELECEĞİMİZİ GÜÇLENDİRMEKTİR. ÜZÜCÜ OLAN KISMIDA SANKİ TEMİZLİĞİ ŞİMDİ MİKROP OLDU DİYE YENİDEN ÖĞRETİLMİŞ OLMASI. OYSAKİ MÜSLÜMAN TEMİZLİĞİNE HERDAİM DİKKAT ETMELİDİR
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23