Bay Kemal’in Said Nursi sözleri külliyen yalan
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Said Nursi’nin kitapları yasaklandı. AYM’ye başvurduk. AYM iptal etti” deyince Akit Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, “Atma bre Kemal” başlığıyla CHP liderinin serbest uçuşunu köşesine taşımıştı. Akit’in yaptığı küçük çaplı bir araştırmayla, CHP Liderinin, bırakın gerçekleri saptırmayı, gerçeklerden haberinin dahi bulunmadığı anlaşıldı.
ÇINAR DEMİR ANKARA
“Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği gibi Risale-i Nur eserlerinin basımının yasaklanmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi’ne yapılmış bir başvuru yoktur” diyen Avukat Tamer Mahmutoğlu, konuya ilişkin süreci şöyle aktardı: “Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği başvuru 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden yapılandırılmasına Dair Kanun’un bazı maddelerinin iptali için Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru olup, söz konusu başvuru sonucunda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) 47. maddesinde ‘öksüz eserler’ diye nitelendirilen memleket kültürü açısından önem taşıyan anonim eserlerin gün yüzüne çıkarılarak ilgililerine ulaşmasının sağlanması amacıyla devlete görev veren düzenleme iptal edilmiştir. Müteakiben Yeni Asya Gazetecilik Matbaacılık ve Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Risale-i Nur eserlerinin kamuya mal edilmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle açılan davada dosyanın görüşüldüğü Danıştay Dava Daireleri Kurulu tarafından, Risale-i Nurların basım ve neşir yetkisini Diyanet İşleri Başkanlığı’na devreden Bakanlar Kurulu Kararnamesine ilişkin ‘Yürütmeyi durdurma Kararı’ verilmiş olup söz konusu yürütmenin durdurulması kararında da Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) 47. maddesindeki değişiklikleri iptal eden Anayasa Mahkemesi’nin 11.06.2015 tarihli ve 29383 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 14.05.2015 tarih ve E:2014/177, K:2015/49 sayılı İptal Kararına atıf yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 14.05.2015 tarih ve E:2014/177, K:2015/49 sayılı İptal Kararı’nda Risale-i Nur eserlerinden bahsedilmeyip genel olarak Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) 47. Maddesinde ‘öksüz eserler’ diye nitelendirilen memleket kültürü açısından önem taşıyan eserlerin gün yüzüne çıkarılarak ilgililerine ulaşmasının sağlanması amacıyla Devlete görev veren düzenleme iptal edilmiştir.”
Kılıçdaroğlu gerçekleri çarpıtarak rol çalıyor!
Avukat Tamer Mahmutoğlu, Yeni Asya tarafından başlatılan hukuki sürecin sonunda gelen iptal kararına CHP Liderinin nasıl sahip çıktığını ise şöyle anlattı: “Yeni Asya Gazetecilik Matbaacılık ve Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Risale-i Nur eserlerinin kamuya mal edilmesine yönelik Bakanlar Kurulu kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle açılan davada verilen iptal kararında, sırf Danıştay tarafından Anayasa Mahkemesi kararına atıf yapılması nedeniyle Kılıçdaroğlu tarafından 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden yapılandırılmasına Dair Kanun’un bazı maddelerinin iptali için CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurunun, sanki Risale-i Nur eserlerinin basımının yasaklanmasına ilişkin bir düzenlemenin iptali için yapılan bir başvuruymuş gibi açıklanması, kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesinden başka bir şey değildir. Risale-i Nur eserlerinin bu şekilde günlük siyasete alet edilmesi kamuoyu vicdanını yaralamaktan başka bir işe yaramaz. Nihayetinde Yeni Asya Gazetecilik Matbaacılık ve Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından açılan dava sonucunda verilen iptal kararına Kılıçdaroğlu tarafından sahip çıkılmasına anlam vermek mümkün değildir. Kılıçdaroğlu gerçekleri çarpıtarak rol çalmıştır.”
Said Nursi'nin kitaplarının yasaklanması söz konusu değil
Akit’e konuşan Avukat Mikail Yılmaz da, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “yasaklama” diye bahsettiğinin, basım yetkisinin Diyanet İşleri’ne devri olduğunu belirterek, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği şekilde Said Nursi’nin kitaplarının yasaklanması gibi bir durum olmamıştır. O günlerde FETÖ’cülerin Risale-i Nurların tahrif edilmesi ve sadeleştirilmesi çalışmalarının önlenmesi amacıyla AK Parti Hükümeti bir düzenleme yapmıştır. Anılan kanuna göre Risale-i Nurların basım ve yayınlanması yetkisi Diyanet’e verilerek devlet güvencesi altına alınmıştır. Başta FETÖ’cüler olmak üzere Yeni Asyacılar bu duruma isyan etmişti. CHP de söz konusu düzenlemenin içinde bulunduğu torba kanunun iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi, Risale-i Nurları devlet tekeline alan, FSEK 47. maddede yapılan düzenlemeleri Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmiştir. Anılan maddenin iptali üzerine gerek FETÖ’cüler gerekse Yeni Asyacılar basın ve yayın kuruluşlarında büyük bir zafer kazanmışçasına kutlama yaparak haberler yaptılar. Kılıçdaroğlu bugünlerde ‘Risale-i Nurlar yasaklandı, biz bu yasağın kaldırılması için AYM’ye başvurduk ve AYM ilgili hükmü iptal etti ve yasak kalktı’ şeklinde açıklamaları ile gerçekleri saptırarak seçim öncesi halka şirin gözükmeye çalışmaktadır. Oysa bir yönüyle olan, aslında sadece FETÖ’cülerle işbirliğidir!” değerlendirmesini yaptı.
Risale-i Nur'a sahip çıkan CHP'li Kılıçdaroğlu
Politikadam.com Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Yazar Fehmi Çalmuk da CHP Liderinin içine düştüğü duruma ilişkin şunları söyledi: “1960 darbesinden sonra köşe bucak Demokrat Parti-li arayan, Demokrat Parti Ocak Başkanlarını bile hapse atarken büyük keyif alan, üstüne üstlük başvekil Adnan Menderes’i ve yol arkadaşlarını idam ettikten sonra idamlarına kadeh kaldıran bir siyasi partinin mirasçılarını merhum Menderes’in mezarı başında dua ederken izlemek de vardı… Hele hele keklik avına çıkar gibi şakirt talebeleri avlayan, deliler mangasına adam toplar gibi onları cezaevlerinde istifleyen, cumhuriyetin azılı düşmanı gördükleri Risale-i Nur’a sahip çıkan Kılıçdaroğlu’nu görmek de varmış. Kemal Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği misyon uzun süre cumhuriyeti koruma ve kollama, özellikle laiklik ilkesi konusunda kesin hatlar belirten bildiren ve topluma bu yönde telkin, ikaz ve gerektiğinde Silahlı Kuvvetlerin göreve çağrılması başta olmak üzere silahsız kuvvetlerin iş başına gelmesine kadar vazgeçilmez, taviz verilmez, ima bile edilmez bir noktayı anlatıyor. Şimdi bazılarının çıkıp, ‘Hey gidi CHP hey’ sözleri aklıma geliyor da bu değişimin ve dönüşümü hangi hesap ve kitap üzerine yapıldığını merak ediyorum. Kimsenin iç dünyasındaki Cenab-ı Allah ile irtibatını rabıtasını sorgulayacak, ölçecek, planlayacak değilim. Bu kimsenin de haddi ve hakkı değil. Ancak görünüyor ki Cumhuriyet Halk Partisi eğer kurumsal olarak dönüşmemişse ve kurumsal duygusal olarak cumhuriyeti yöneten elit olarak cumhuriyeti koruma ve kollama mantığından vazgeçmemişse yaşananları tahlil etmek Kemal Kılıçdaroğlu’nun deyimiyle ‘Yeni CHP’yi’ yeni bir formatta ele almak gerekli olacaktır. Şimdi biz ‘Muhafazakar Cumhuriyet Halk Partisi’ mi diyeceğiz? Veya ‘Cumhuriyetin Muhafazakar Halkın Partisi’ mi diyeceğiz? Cumhuriyeti sistem olarak mana iklimine döndürmeye çalıştığı için Kemal Kılıçdaroğlu’na hep birlikte alkış çalmalıyız belki de. Ancak Kılıçdaroğlu da çok iyi biliyor ki bu değişimi ve dönüşümü Kemal Bey’e bırakmazlar. Cumhuriyet Halk Partisi’ni bir Kemal kurdu. Hem de anlı şanlı Osmanlı paşası Mustafa Kemal… Kimilerine göre de Cumhuriyet Halk Partisi’ni bir Kemal yıkıyor. Anlı şanlı hacı, anlı şanlı Hazreti Muhammed (S.A.S) Efendimizin soyundan geldiğini iddia eden bir Kemal yıkıyor.”