Basit bir sıvıdan var olduğumuzun farkında mısınız?
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Nutfe veya sperm ilk defa 1677 yılında Johann Ham tarafından görüldü. Daha sonra insan anatomisi, fizyoloji ve embriyoloji dallarındaki gelişmeler ve mikroskopların geliştirilmesiyle bu küçük hücrenin sırlı dünyasına girildi.
Çünkü sperm hayata ermek için birçok engeli aşmak, ters yöndeki akıntılarla savaşmak ve yumurta hücresine kavuşmak mecburiyetindedir. Bunun için de en uygun şekilde programlanmıştır. Spermin ters yöndeki bu hareketi birçok araştırmacının dikkatini çekmiştir. Yapılan incelemeler bazı dişi genital (üreme organı) organlarının spermi cezbeden maddeler salgıladığını göstermiştir.
Sperme bu sayede belli bir istikamet verilmekte ve pozitif kemotaksis dediğimiz bu cazibe sayesinde karın boşluğuna düşmesi engellenmektedir. Bundan başka, Lillie adındaki bir araştırmacı, bizzat yumurta hücresinin fertilizin denen bir madde salgıladığını ve spermle ovumun bu sayede birleştiğini söylemiştir. Daha sonraları ise, yumurtanın salgıladığı fertilizin’ e karşılık spermin de antifertilizin salgıladığı gösterilmiştir. Bu şekilde, tıpkı antijen-antikor reaksiyonlarında olduğu gibi, sperm, ovumun sathına yapışmaktadır.
Sperm başının yumurta sathına değmesi ve yumurta ya yapışması hareketini durdurur ve yumurta hücresinin duvarında diğer spermlerin geçişini engelleyen bir seri değişme olur. Bütün hücrelerde olduğu gibi yumurta hücresinin de zarı bir elektriki potansiyele sahiptir.
Bir sperm yumurta ya girer girmez bu elektriki potansiyel değişir. (Takriben -70 milivolt iken + 20 milivolt olur). Bu değişme ise başka spermlerin geçişine meydan vermeyecek kadar kısa bir sürede olur. İnce detayları henüz anlaşılamayan bu mekanizma ile başka spermlerin hücre içine girmesi (ki bu mümkün olsaydı hücre ölürdü) engellenmiş olur. Bundan sonra proteaz enzimleriyle yumurta delinir ve sperm yumurtanın içine doğru ilerler. Artık kuyruğun vazifesi bittiğinden dışarıda kalır ve eriyerek kaybolur.
Çünkü yumurta hücresinin zarında bol miktarda hyalüronik asit vardır ve bu spermlerin hücre içine geçişine engel olmaktadır. Spermler testislerde yapılırken hyalüronidaz enzimiyle teçhiz edilmekte ve ejakulasyondan (meninin anne organizmasına bırakılmasından) sonra bu enzim sperma sıvısına geçerek geçişe engel olan bu tabakayı eritmektedir. Yani bu tabakanın geçilebilmesi için takriben 100 milyon spermin hyalüronidaz enzimine ihtiyaç vardır.