Başbakan Yıldırım: İslam ve din düşmanlığı yapılıyor
Başbakan Yıldırım, Avusturya'nın cami kapatma kararı ile ilgili, "Fevkalade yanlış. Ne evrensel hukuk kurallarına ne AB değerlerine ne azınlıkların hukukuna sığacak karar" dedi.
Başbakan Binali Yıldırım, özel bir televizyon kanalının canlı yayınına katıldı.
Çankaya Köşkü’nde düzenlenen programda konuşan Yıldırım, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Yıldırım, 24 Haziran seçimlerinden sonra TBMM Başkanı olacağı yönündeki tahminler hakkında, “Şu anda biz bunları düşünecek durumda değiliz. Bir yandan Cumhurbaşkanımız bir yandan biz fellik fellik memleketin her köşesini dolaşıyoruz. Şu ana kadar 22 ilde vatandaşlarımızla bir araya geldik. Seçimleri aradan çıkaralım, yeni meclis oluşsun Cumhurbaşkanı seçimi belli olsun memleketin işleri sahipsiz kalmaz. Bir çözüm bulunur bir şekilde” şeklinde konuştu.
DİN VE İSLAM DÜŞMANLIĞI YAPILIYOR!
Avusturya’nın camileri kapatma kararı
Yıldırım, Avusturya’nın 7 camiyi kapatması ve Türk din görevlilerini sınır dışı etmesi karşısında Türkiye’nin tutumunun ne olacağının sorulması üzerine, “Avusturya bir süreden beri izlediği ırkçı politikalar ve söylemlerle zaten Avrupa Birliği’nin genelinden ayrışmış durumda. Yeni seçilen Başbakan maalesef gelecek hedeflerini iç siyasette akılcı olmayan kararlarla inşa etmeye çalışıyor. Avrupa’nın değerleri fikir özgürlüğüdür, inanç özgürlüğüdür, hoşgörüdür. Alınan bu kararda bunların hiçbirisi yok. Tamamen bir İslam düşmanlığı, din düşmanlığı var. Popülist söylemlerle uzun vadede siyasette başarılı olma imkanı yoktur. Kısa vadeli çıkar elde etme adına 2 milyara yaklaşan İslam dünyasının tepkisini göze almak hiç de akıllı siyasetçiye yakışan bir şey değildir” değerlendirmesinde bulundu.
'Ne evrensel hukuk kurallarına aykırı'
Dünyanın din düşmanlığından, mezhep savaşlarından, ırkçılıktan çok büyük bedeller ödediğini ifade eden Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu: “İkinci Dünya Savaşı’na bakın, Avrupa’daki mezhep savaşlarına bakın, Ortadoğu’daki olaylara bakın üzüntülerle doludur. İsrail-Filistin meselesinde de İsrail yönetiminin yaptığı tamamen bir bölgede dinler arası çatışmayı körüklemekten öte bir şey değildir. Dolayısıyla din meselesini başımızın üzerinde tutmamız lazım. Üzerinden yorum yapılacak, fikir yürütülecek bir mesele olarak görmeye başladığımız zaman yani dini ağzımızın seviyesine getirdiğimiz zaman ortalık karışıyor. O bakımdan fevkalade yanlış bir karardır. Ne evrensel hukuk kurallarına ne Avrupa Birliği değerlerine ne de azınlıkların hak ve hukukuna sığacak bir karar değildir. Hele hele Avusturya’nın yakında Avrupa Birliği dönem başkanlığını alacak olması çok daha durumu vahim hale getirmektedir. Böyle bir Avrupa Birliği ülkesine bu zihniyetteki yöneticilere Avrupa Birliği nasıl emanet edilir, onu Avrupalıların takdirine bırakıyorum.”