• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Bakan Soylu'dan Sözcü muhabirinin 'savaşa hayır' ve 'yurtsever subaylar' sorusuna ders gibi cevap!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ahmet Hakan moderatörlüğündeki Tarafsız Bölge programında gündeme ilişkin soruları cevapladı. Bakan Soylu, televizyon televizyon gezen subaylar ve 'savaşa hayır' sorularını soran Sözcü muhabiri Özlem Gürses'e ders gibi cevaplar verdi.

Yeniakit Publisher
2020-03-05 00:36:00 - 2020-03-05 00:37:35
Bakan Soylu'dan Sözcü muhabirinin 'savaşa hayır' ve 'yurtsever subaylar' sorusuna ders gibi cevap!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ahmet Hakan'ın sunduğu Tarafsız Bölge programında, gazeteciler Özlem Gürses, Abdulkadir Selvi ve Murat Çelik'in gündeme dair sorularını cevapladı.

Bakan Soylu'ya Sözcü muhabiri Özlem Gürses, "Bir takım 'yurtsever' subaylar, muhalefetin ve sivil toplum temsilcileri endişelerini dile getiriyorlarsa bunlara bakmak gerekmez mi? Muhalefet de bunu söylüyor. Şöyle bir şey mümkün değil miydi; İdlib'den çıkıp Suriye'de kalmaya devam etmek. Güvenlik operasyonlarını bu şekilde yürütmek mümkün değil miydi? İkincisi neden TBMM hemen toplanamaz? Son olarak da 'savaşa hayır' diyen insanlar varsa, bunu yasayla kovuşturmaya uğratmak bunu söylenemez hale getirmek, sizin anlatmaya çalıştığınız güvenlik endişelerinizle ilgili meşruiyet zeminde de bir sıkıntı oluşturmaz mı?" sorularını yöneltti.

Bu sorulara "Özlem hanım bir kere, Türkiye'de dışarıdan eleştiren 'yurtsever subaylar' ifadesi benim için kabul edilemez bir kavramdır" tepkisini dile getiren Soylu "Sözde yurtsever subayların 28 Şubat'ta bu ülkeyi nereye getirdiğini gördük. O yurtsever subaylar 1960'ta ne bedeller ödettiğini gördük. Burada hakikaten vatansever, memleketsever, yetişmiş insanlar şu anda orada (Suriye, Irak, Libya) mücadele ediyor. Ve bu mücadelenin tahkimatı için de canhıraş mücadele yürütüyorlar. Böyle bir şey sözkonusu: Televizyona çıkacaksın, geçmişte bu orduda görev almış olacaksın ama ordunun disiplinini bilmeyeceksin. Sabahtan akşama kadar o şöyleydi, bu böyleydi diyerek konuşacaksın. Ben yurtseverim diyeceksin.

Biz büyük bir mücadele yapıyoruz. Bahar Kalkanı Harekâtı yapıyoruz ve birçok harekatın içerisindeyiz. Bizim en yüksek derecede morale ihtiyacımız var. 

Bir subay kendisini siyasallaştırıyorsa onun yurtseverliğinden kimse bahsedemez. Bu meseleyi bitirelim Allah rızası için.

Nedir bu TV’ye çıkıp yorum yapmak. Bir ülkenin kaderi ortada. Orada Genelkurmay başkanlığı var, TSK var. Giderler oraya dertlerini anlatırlar. Böyle dedikodu yapma hakları yok. Bu meseleleri maç anlatır gibi anlatmanın doğru olmadığını bu bakışın Türkiye’ye zarar verdiğini söylüyorum. Bundan hepimiz rahatsızız.

Bakın TSK disiplini bambaşka bir şeydir. Böyle bir şey kabul edilebilir bir şey değil. Gidersiniz sizin arkadaşınız, oturursunuz dersiniz ki: "Benim böyle bir endişem var, ben bu endişemi sizinle paylaşayım." Asaletli olan budur. Bir subayın yapması gereken de budur." ifadelerini kullandı.

'Savaşa hayır' ve provokatif yayınlarla ilgili soruya da cevap veren Bakan Soylu, "Bugünlerde bir takım gazete ve dergilerde yapılan provakatif yayınlara seyirci kalmamalıyız. Bu vatanın dışında bizim ortak paydamız yok. En kritik anımızda bunu parçalamak için provoke etmek için ortaya çıkan sözlere devlet gereğini yerine getirmelidir.

'Savaşa hayır' söylemini bu dönem içerisinde provatkatif değerlendirme görürüm diyor İstanbul Valisi bu da devletin kanunlarında vermiş olduğu bir hak. Biz devlet idare ediyoruz. Bir millet tehdit altında, bir taraftan da bu olmayacak diyor. Dünyada bunu nerede kabul ederler acaba bilmiyorum." dedi.

İşte Bakan Soylu'nun açıklamalarından satır başları;

Meclis'teki yumruklu kavga

Olayları hep birlikte izliyoruz. Anlaşılıyor ki Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarının birçoğunda bir koro var ve bu koro ısrarla Türkiye’nin buralara gitmesini yanlış olduğunu ve Türkiye buralara giderse kazançsız çıkacağın ortaya koymaya çalışan bir koro var. TSK’yı bir şekilde demoralize etmeye çalışan bir açıklama metni gördüm ben. Avrupa ısrarlı bir şekilde Türkiye’yi bir köşeye itmeye çalışıyor.

Size şu soruyu sorayım İdlib Ürdün’ün sınırında mı? Şurada Afrin var. Afrin nerenin sınırında… Size başka bir şey daha söyleyeyim şurası Kuzey Irak… Hepimizin gençlik zamanları ABD geldi buraya oturttu sonra yasak bölge oluştu. Sonra buradan gitti tekrar geldi. Kim oturttu buraya PKK… Kuzey Irak’ta kendi adına bir alan oluşturdu.

Çok iyi biliyoruz Türkiye’de Avrupa’dan beslenenler var. Sivil toplum örgütlerinden beslenenlerden var. Sürekli bu bugünün işi değil. Her dönem bu süreç olmuştur. Suriye burada bir barış rüzgarı estirdi de İdlib’deki insanlar kaçmayıp Suriye’de mi durdular. Bu insanlar Türkiye’ye doğru akın ediyor. Suriye’de bizim işimiz yok diye bir anlayış koyanlar bunu siyasal tercümesini de Meclis’te yapmaya çalışıyorlar.

T.C ordusuyla beraber bugün Tel Abyad’da Resulayn’da var. BU bölgelerin tamamında var. Zeytin Dalı bölgesi ve Libya’da var. Onun üzerinden tamamen bir politika geliştirmeye çalışıp bunun sonuçları itibariyle çok büyük maliyeti olacağını Türkiye’nin bu alana girmemesi gerektiğin konuşanlar yanlış bir dildedir. Gelecek nesillerimiz boynu bükük bırakmamak için Türkiye’nin bir adım atması lazım Afrin’e bugün girmemiş olsaydık orada PKK olacaktı. Bir terörist olan Ferat Abdi Şahin Afrin’de oturacaktı ve oradan başlayan bir elini denize uzatan koridoru yarın Hatay’a dalacaklar Güneydoğu’ya dalacaklar…

CHP'li Engin Koç'un sözleri

Burada kalkıp kimsenin böyle bir hakkı yok. Cumhurbaşkanı’na direkt olarak hakaret edeceksiniz böyle bir hakkınız yok .Milletvekili olmak Bakan olmak böyle bir hak ortaya koyabilir mi ya? Böyle bir şey olmaz. O kişi siyaset içinde olmaması gereken biri.

CHP uzun zamandan beri Cumhurbaşkanımız hedef alıyor. Çünkü Türkiye’nin hem iddiası hem de Türkiye’nin tezlerini gücünü dünyaya yansıtan Tayyip Erdoğan’dır. Şunu söylemek isterim CHP bir gayri millî sürece itilmektedir. Ben bundan memnun olduklarını sanmıyorum.

İdlib'deki göç dalgası

Şu BM haritası şurası yaklaşık 1 Aralık’tan itibaren ortaya çıkan nüfus hareketleri yukarı doğru geliyor. Gelen noktada şu yuvarlak hattın içerisinde yaklaşık 1,5 milyon insan var. Tam Türkiye’nin sınırı. Göç durumlarının hepsi tek tek var. Hareketlenme Türkiye'ye doğru gidiyor Burada bir insanlık dramı var. Aynı zamanda Türkiye tehdit ediliyor. Sadece terör tehdidiyle karşı karşıya değiliz göç tehdidiyle de karşı karşıyayız. 3 milyar avro para vermişler bu döneme kadar. 140 bin kişi geçti Yunanistan’a Avrupa ayağa kalktı.

Kılıçdaroğlu çıkıyor diyor ki ‘İdlib’den gelecek olanların tamamı eli kanlı olan insanlar terör örgütleri. 17 Ocak 2020’ bu kabul edilebilir bir şey mi? Bir siyasi parti başkanı bunu söyleyebilir mi? Esad orada bir soykırım meydan getiriyor. Avrupa ses çıkarmıyor. Orayı istediği gibi temizleyecekler yarın bu Türkiye’ye gelecek.

Bugün bir tarih yaşanıyor. Biz bu tarihi aval aval seyredemeyiz. Tarih bize bir rol vermiş. Tarihin milletin bize verdiği emaneti yerine getirmeliyiz. Ben risk alan bir adam olarak söylüyorum.. Biz bu yaşananları seyredemeyiz, şehit olmak gerekiyorsa şehit oluruz. Türkiye’yi istikrarsız bir noktaya getiriler ve herkes bakıverir. İlk kez bir fırsat yakalıyoruz. İlk kez savunma sanayiinde önemli adımlar attık. DEAŞ’la FETÖ ile PKK’yla savaşıyoruz.

İlk iki ayda Türkiye’nin aldığı göç yüzde 32 arttı. Bana gelmiyorlar Avrupa’ya gidiyorlar.

Biz büyük bir mücadele yapıyoruz. Bahar Kalkanı Harekâtı yapıyoruz ve birçok harekatın içerisindeyiz. Bizim en yüksek derecede morale ihtiyacımız var.

Ben bilerek yaptım. Bir gün önce Hatay'dan geldim ve Kılıçdaroğlu'nun sözlerini unutamıyorum. Böyle bir tercih hakkı kullandım. Elini sıksaydım, tabutunun altına girdiğimiz çocuklara kötü olacağını hissettim. Sıkamazdım, sıkmadım da. Kılıçdaroğlu bana hakaret etti elini sıktım. Ama burada o çocuklara elimi sıkmamayı yediremedim.

Nedir bu TV’ye çıkıp yorum yapmak. Bir ülkenin kaderi ortada orada Genelkurmay başkanlığı var TSK var giderler oraya dertlerini anlatırlar. Bu meseleleri maç anlatır gibi anlatmanın doğru olmadığın bu bakışın Türkiye’ye zarar verdiğini söylüyorum. Bundan hepimiz rahatsızız.

Bugünlerde bir takım gazete ve dergilerde yapılan provakatif yayınlara seyirci kalmamalıyız. Bu vatanın dışında bizim ortak paydamız yok. En kritik anımızda bunu parçalamak için provoke etmek için ortaya çıkan sözlere devlet gereğini yerine getirmelidir.

'Savaşa hayır' söylemini bu dönem içerisinde provatkatif değerlendirme görürüm diyor İstanbul Valisi bu da devletin kanunlarında vermiş olduğu bir hak. Biz devlet idare ediyoruz. Bir millet tehdit altında, bir taraftan da bu olmayacak diyor. Dünyada bunu nerede kabul ederler acaba bilmiyorum.

'135 bin 844 göçmen Yunanistan'da'

Şimdi en son açıkladığım rakam 135 bin 844. Bu sadece Edirne’den Yunanistan’a geçen göçmen. Buradan sadece 4 binini geri ittiler. Geri itme içerisinde tekrar girdiler. 135 bin 844 göçmen karadan Yunanistan’a girdiler. Bakanlığımız aynı zamanda göçten de sorumlu. Çok başarılı olan bir bakanlığımız var. Hakikaten hepsi genç insanlar. Burada biz rakamları şöyle tutarız. Bunlar Türkiye’ye gelen kaçak göçmen sayıları. Son iki yıldaki yükselişe bakın. Dünyada büyük bir göç akımı var.

'Yunanistan evrensel kurallara uymuyor'

Bu göç hareketleri dünyanın en büyük problemlerinden bir tanesi bundan kaçmak mümkün değil. Geçen yıldan bu yıla ne kadar artış olduğunu gördünüz. Yüzde 32’lik bir artış oldu. Bize ya aşağıdan ya da İran sınırından geliyor. Bizim bunları sınıra girdimi almama şansımız yok. Uluslararası mevzuat gereği. Bir Cenevre sözleşmesi 3. 9. 33. madde. Yunanistan 10 tane yanlış hareket yapıyor hukuki olarak. 10 temel uluslararası hukuka uymuyor. Yunanistan ile geri kabul anlaşmamız askıda. Avrupa ile de hiç olmadı. 18 Mart mutabakatındaki hüküm şudur; Denizden geçenleri Türkiye’ye almayı taahhüt eder.

Yunanistan ile geri kabul anlaşmamız askıda. Avrupa ile de hiç olmadı. 18 Mart mutabakatındaki hüküm şudur; Denizden geçenleri Türkiye’ye almayı taahhüt eder.

2019’da toplam 8 bin 500 kişi geçti karadan bununda 7 bin 300 kişisi FETÖ’cü. 200 km’lik bir sınırdan bahsediyoruz. Yunanistan FETÖ’cülere sınır özelikle açtı. Yunanistan'ın sınırları tutabilme yeteneği yok.

Bu iş başlayınca Cumhurbaşkanım beni her gün aradı. ‘Mücadeleyi devam ettirin, denizden geçişe müsaade etmeyin’ dedi. Karşı adaların her birinde irtibat adamlarımız var. Kimin geçtiğini biliriz. 18 Mart mutabakatı çerçevesi içerisinde. Kaç kişinin geçtiğine dair notlar alırız. Bütün bunları içerisinde biz Afganistan, Pakistan’dan geleni biliyoruz. Dünyaya ne gönderdiğimiz biliyoruz. Afrin bölgesine kaç Suriyeli gönderdiğimiz biliyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir operasyon yapılamazdı. Adalet yapılanmasından yerel meclisin danışmanlığına kadar altyapı yatırımlarına kadar Türkiye orada bütün dünyaya örnek oldu.

Bu bir göç rotası. Kuzey, Balkan ve güncel rota var. Denizden Yunan adalarına, karadan mavi rota ve sarı rota da Bulgaristan. En çok denenen yer deniz rotası. Denenen yer Türkiye-Yunanistan sınırıdır. Burada gözüküyor. Hedef genelde Almanya.

Sınır geçiş sayıları nasıl tespit edildi?

Bizim orada bir güvenlik zafiyetimiz yok. Biz meselenin içinde yaşayan insanlarız. Yarın Edirne’ye gidiyorum. Valimiz ile sürekli irtibat halindeyiz. Şunu söylemek istiyorum. Bizim sınırımız olan bölgede hiçbir problem yok. Göç yolculuğu çok meşakkatli. Kimi Kuzey Irak’ı geçiyor, bir çok nokta var bunların hepsi meşakkatli. Kızılay’dan AFAD’a kadar hepsi Edirne’deler ve görevlerini yaptılar. Edirne halkı da öyle. Edirne’den biz geçen yıl 140 bin kaçak göçmen yakaladık. Biz hiçbir şeye dokunmasak 1 yılda 1 milyon kişi geçer.

23 tane sınır karakolumuz var. 8 tanede bölüğümüz var. Hepsinin kendine ait 5 km’lik alanı var. Eskiden mücadele ediyorlardı. Şimdi seyrediyor ve yazıyor. Bize oradan geliyor rakamlar. Biz hangi ilden kaç kişi çıktığın biliyoruz. Hangi ilden kaç kişi geldiğin de biliyoruz. Biz güvenlik için hangi ilden kaç kişi çıktığın biliriz. Bizim işimiz rakam.

Yüzlerce geçiş noktası var. Yunanistan bunu tutamaz. Deniz hariç 137 bin kişi geçti. Miçotakis geldi gezdi sonra açıklama yaptı. Sonra açıklama yaptı, dedi ki ‘Çok sayıda mülteci sınırlarımız geçti’ isteseler de tutamazlar. Belli bir periyotta milyonu bulur. Avrupa bunu yönetemez. Ekonomileri bozulur.

Esas itibariyle Suriyeliler bizim içimizde yerleşik. Geçiş yapanların yüzde 20-25’i Suriyeli. Biz hafta hafta, gün gün bu göçmenlerin hangi karakterle geçtiklerini kaçının Suriyeli kaçının Afgan olduğunu biliriz. Yunanistan'a geçmek isteyen 14 FETÖ'cüyü yakaladık.

Yunanistan’ın yaptığı şu: Biz dövüyoruz öldürüyoruz gelmeyin

Sınırı polisleri ile anlaşma imzalayamamışlar, böyle de bir problem var Yunanistan’da. Yunanistan’da Türkiye’ye karşı acayip bir korku var. Bu işlerde haberdar olmayan Yunan halkını çok kolay etki altına alabiliyorlar.

Biz İdlib’deki tavrımızı ifade ettik Bu tavrın dışında orada AB kendine değerler birliği diyor .Hangi değerin tutabiliyor. AB neredeyse dünyadaki tüm ülkelerin altlığı haline gelmiş. AB inadıyla İngiltere’yi ayırdı. Bu inat AB’yi büyütmez. AB burada bir şey yapmayacak insani değerlere sahip çıkacak. Orada Türkiye’nin ortaya koymuş olduğu politikayı destekleyecek. Desteklediği zaman göçte yönetilir.

‘Suriye bir terör üretim merkezi haline geldi’

Suriye’den Kuzey Irak’ın olduğu bölgede terör üniversiteleri kuruldu. Biz bugün bir şeyin peşindeyiz. Eğer o doğruysa Suriye’nin içerisinde öyle bir şey oluşturuluyor ki Türkiye’nin bütün büyük şehirlerinde bir anda patlatabilecek, yüz binlerce insanın ölebileceği bir yapı oluşturuyorlar.

3,5 tonluk patlayıcıyla ilgili bir şey söylüyorum şu anda. Türkiye'den Suriye'ye, Suriye'den Türkiye'ye akmaya çalışan bir şeyi söylüyorum. Biz bu tehdidi bugün yaşamıyoruz. Bugün sabah Jandarma İstihbaratımızın yakaladığı önemli bir şey. 3,5 ton patlayıcı oluşturabilecek bir madde yakaladık. Ucunda öbür tarafta yakaladık. Öbür tarafta DEAŞ ve PKK var. Biz eğer buraları istikrarlı bir hale getiremezsek bu tehditler Türkiye üzerinden asimetrik bir sonuca ulaşmak isteyenlere imkan tanıyacaktır. Bu devam ediyor. Biz orada binlerce patlama olayını engelledik. Bunları sürekli olarak engelliyoruz. Buralar terör üretim merkezi haline geldi.

Afrin’de İdlib’de Tel Abyad hepsi aynı. Bir tarafta PYD/PKK var. Şu anda PKK İdlib’in içerisinde mi değil mi? Şu anda mücadelenin içerisinde PKK da var. Biz çok yönlü uluslararası bir operasyonla karşı karşıyayız. Şu anda 300 tane PKK elemanı bize karşı mücadele ediyor. Türkmen dağının diğer tarafında. Yayla ilçesinin hemen yanı başında. Herkes bir taraftan bir mücadele koymaya çalışıyor siz kendiniz geri çekeceksiniz, bu doğru bir şey değil.

27 Şubat gecesi

Biz o gün güvenlik toplantısı içerisindeydik. Sabaha kadar hem güvenlik toplantısında Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanımız vardı. Şehit haberleri art arda gelmeye başladı ve nasıl bir süreç işleyeceğimizi konuştuk. Cumhurbaşkanımız da diplomasi görüşmelerini yaptı. İlk etaptan sonra Bakan Akar, Hatay’a gitti.

Açıklamayı Hatay Valisi’nin yapması bizim kararımız. Çünkü bir kriz masasının içindeyiz. Bir terör olayı oluyor deniyor ki 30 kişi hayatını kaybetti vatandaşımız. Sonra deniyor ki 20 kişi, deniyor ki 15 kişi hastanede biz defalarca bunlarla karşı karşıya kaldık. Bu meseleler yerinde yönetilmelidir ve doğrusu da budur. 2 gün önce bir şehit haberi geldi. Ben sayın Cumhurbaşkanımıza 'bir şehit haberi geldi' dedim. 3 dakika sonra döndüm dedim ki 'çocuğu döndürmüşler' dedim. 'Allah'a şükür' dedi. Bu arada şu dedikodular oluyor. Tabutlar geliyor hastaneye sayıyorlar 58-60 tane tabut. '60 tane şehit var' diyorlar. Herkes bir söz söylüyor. Biz meseleyi bir taraftan kriz masasında yönetmeliyiz. Diğer taraftan da doğru bilgiyi verebilmek adına Sayın Vali ile sürekli temas halinde olduk, ne noktadayız, çocuklarımızın kaçını getirebildiniz. Bu olayda çok daha iyi halka bilgi vermek içindi. Sayın Hulusi Akar o noktada bulunduktan sonra müsaade istedi ve Hatay’a gitmek istedi. Ben Hatay'a gittiğinde de sayın Akar'la konuştum.

Biz PKK ile de mücadele halindeyiz. PKK ‘20 tane Türk askerini öldürdük’ der. Bir tane şehidimiz olsa bile hemen harekete geçilir. Bunun hastanesi var morgu var uçağı var, ailesi var, devlet töreni var. Böyle bir şey saklanamaz. Biz ciddi bir devletiz. Bu konularda bizim en ufak eksikliğimiz olamaz. Kimse şehit sayısını saklama riskini almaz.

Biz bir mücadele veriyoruz. Yasımız içimizde zaten. Bu mücadele Türkiye’nin ortaya koyduğu tarihin bir noktasında baktığımızda önemli bir kırılma noktasının olduğu bir mücadele.

Uyuşturucu ile mücadele

Türk ve Hollanda narkotik polisinin 5 ülkede düzenlediği ortak operasyonlarda 2 ton 384 kilo eroin ele geçirildi. Narkotik birimleri çok güçlü operasyonlar yapıyor.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nostalji

IDLIB te neden bulunduğumuz hala tatminkar bır şekilde cevaplanmamıstır. Eğer sorun teroro ıse neden 59 kmotedekı PKkya saldırmıyoruz. Demkkı orada bulunma amacımız ... desteklemketır. Bız bunun ıcın savasa hayır dıyoruz. Daha ne dıyelım??
  • Yanıtla

CHP SÖZCÜSÜ YOKMUŞ! SEN VARSIN YA ÖZLEM!!!

Bakanı konuşturmamaya bu kadar sevdalisin Özlem, çirkinleşmeden gazetecilik yapsan. Sozcu pacavrasinin sahibi NEDEN FİRAR OZLEM? MUŞLUADAM
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı