• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Atina’dan “Müslüman Azınlık” ısrarı! Türklük yine yok sayıldı

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Atina’dan "Müslüman Azınlık" ısrarı! Türklük yine yok sayıldı

Atina yönetimi, Batı Trakya’daki Türk toplumunu yine “Müslüman azınlık” kalıbına hapsetti. Yayımlanan son raporda kimlik, özerklik ve seçilmiş temsilcilere ilişkin talepler yok sayılırken müftüler, Lozan’ın ruhuna ve temel insan haklarına aykırı politikalara son verilmesi çağrısı yaptı.

 SEBAHATTİN AYAN  İSTANBUL 

Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türk varlığını sistematik biçimde “Müslüman azınlık” tanımıyla sınırlandırarak etnik kimliği görmezden gelmeye devam ediyor.  Lozan Antlaşması ile güvence altına alınan azınlık haklarının ihlal edilmesi   Ankara–Atina hattında yeni bir diplomatik gerilime zemin hazırlarken Batı Trakya’daki Türk toplumunun dernek isimlerinde “Türk” ifadesini kullanmasının engellenmesi ve seçilmiş müftülerin tanınmaması tartışmaları derinleştirdi. Türkiye, Yunanistan’ın uluslararası yükümlülüklerine uygun hareket etmesi çağrısında bulunurken; Batı Trakya Türkleri, kimliklerinin inkâr edilmesinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda temel insan hakları meselesi olduğunu vurgularken, Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı, her yıl düzenli olarak yayımladığı “Yunanistan’da dini nitelik taşıyan mekânlara yönelik olaylar” başlıklı raporun 2024 yılına ait versiyonunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, ülke genelinde ibadet yerleri ve dini öneme sahip mekânlara yönelik gerçekleşen saldırı, vandalizm ve benzeri olaylara ilişkin istatistikler ile değerlendirmelere yer verildi. Söz konusu skandal raporda başta Türkler olmak üzere azınlıkların temel hak ve kimlik meselelerinin görmezden gelindi.


 

TÜRKLÜK YOK SAYILIYOR

Öte yandan Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa ile Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığı tarafından her yıl düzenli olarak yayımlanan ve 2024 verilerini içeren “Yunanistan’da dini nitelik taşıyan mekânlara yönelik olaylar” başlıklı rapora tepki gösterdi. Müftüler, raporun Batı Trakya Türk Azınlığı’nın sahadaki gerçek deneyimlerini ve beklentilerini yeterince yansıtmadığını belirterek, özellikle din özgürlüğü, ibadet yerlerinin statüsü ve dini özerklik konularında yaşanan sorunların görmezden gelindiğini savundu. Yapılan açıklamada, azınlığın karşı karşıya kaldığı yapısal meselelerin resmi istatistiklerin ötesinde ele alınması gerektiği vurgulandı. Türkçe, Yunanca ve İngilizce olarak yayımlanan açıklamada, raporun Yunanistan’ın mevcut devlet politikalarını “olumlu ve yeterli” gösterme çabası içinde olduğu, buna karşın Batı Trakya Türk Azınlığı’nın onlarca yıldır yaşadığı hukuki ve fiili sorunların görmezden gelindiği vurgulandı.  Müftüler, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın yalnızca dini bir topluluk olarak tanımlanmasını açık biçimde eleştirerek; bu yaklaşımın hem Lozan Barış Antlaşması’nın ruhuna aykırı olduğunu hem de çağdaş uluslararası insan hakları normlarıyla bağdaşmadığını ifade etti.


 

TOPLULUK TEMELLİ ÖZERKLİK İLKELERİYLE ÇELİŞİYOR

Müftülüklerin doğrudan yürütme organına bağlı kamu kurumları olarak yapılandırılması ve müftülerin belirlenmesinde nihai karar yetkisinin devlette bulunması da eleştirilerin odağında yer aldı. Müftüler, bu yapının din özgürlüğü ve topluluk temelli özerklik ilkeleriyle çeliştiğini, danışma mekanizmalarının ise bağlayıcı nitelik taşımadığını savundu. Raporda atıf yapılan 4964/2022 sayılı Kanun’un ise geçmiş uluslararası anlaşmalarla çeliştiği ve azınlığın hukuki özerkliğini zayıflattığı kaydedildi.


 

Alevi-Bektaşi topluluğuna ilişkin düzenlemelerin “tarihsel dönüm noktası” olarak sunulmasının da gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamada, Batı Trakya Türk Azınlığı içinde kimlik temelli ayrıştırıcı politikalar uygulandığı iddia edildi. Rodos ve İstanköy’deki ibadet mekânlarına yönelik restorasyon çalışmalarının kültürel miras açısından olumlu olduğu kabul edilmekle birlikte, Ada Türklerinin Türkçe eğitim hakkının 1972’den bu yana fiilen engellenmiş olması ve vakıf yönetimlerinde devlet denetiminin belirleyici rolü eleştiri konusu yapıldı.

“ATİNA GERÇEĞİ DUYMAK ZORUNDA”

Müftüler, raporun azınlığın deneyimlerini ve beklentilerini hak temelli bir perspektifle ele almadığını belirterek, öz tanımlama hakkı, kurumsal ve dini özerklik talepleri ile uluslararası yükümlülüklerin politika süreçlerinde dikkate alınması çağrısında bulundu. Açıklama, yalnızca bir rapora itiraz değil; Batı Trakya Türk Azınlığı’nın kimliğine ve hukuki varlığına sahip çıkma iradesi olarak değerlendirildi. Atina yönetimine açık bir mesaj veren Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa ile Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, “Batı Trakya Türk Azınlığı’nın devletin çizdiği sınırlar içinde tanımlanacak bir topluluk olmadığı, kendi kimliğini, liderlerini ve geleceğini belirleme hakkına sahip tarihi bir azınlık olduğu vurgulandı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hakan

Avrupa'da doğdum büyüdüm. "Müslüman" Türk 'un diğer adıdır. Gavurun bilinç altına kazınmış bir algıdir. Atalarımıza nekadar dua etsek azdır.

Hadi Doğrusöz

Kıbrıs'a yapılan müdahale gibi Batı Trakya da müdahale istiyor. Selanik dahil, Türk ili olmalı.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23