Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik AK Parti Genel Başkanlığı üzerinden yürütülen kirli algıya “militan yargı” da hizmet ederken, cumhurbaşkanının partili olmasının asli görevinin önüne geçmeyeceğinin ispatını tarih veriyor.
Faruk Aslan İstanbul
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik AK Parti Genel Başkanlığı üzerinden yürütülen kirli algıya “militan yargı” da hizmet ederken, cumhurbaşkanının partili olmasının asli görevinin önüne geçmeyeceğinin ispatını tarih veriyor. Vesikalar, Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in görev süresi boyunca parti liderliği vasfını sıklıkla öne çıkardığını gösteriyor.
Militan yargı tarihe baksın
Cumhurbaşkanı ve Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ağır hakaretleri normale indirgeyen Ankara 46. Asliye Ceza Mahkemesi, Başkan Erdoğan’a söven bir küfürbaza cezayı “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan değil “kişiye hakaret” suçundan vererek, buna gerekçe olarak partili cumhurbaşkanlığını gösterdi. Hukukçuların büyük tepkisi çeken skandal karar, partili cumhurbaşkanlığı tartışmalarını yeniden nüksettirdi. CHP’nin perde gerisinde yer aldığı tartışmaların asılsızlığı, “partili cumhurbaşkanlığı”nı Türkiye’ye getiren kişi olan Mustafa Kemal’in uygulamaları üzerinden net olarak görülüyor.
Görev süresinin son gününe kadar parti liderliğini sürdüren Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili vesikalar, M.Kemal’in sık sık basına beyanat vererek CHP’nin başında olduğunu vurguladığını gösteriyor. Cumhurbaşkanı M.Kemal’in, 10 Eylül 1930’da Milliyet gazetesinde, “Gazi bir kere daha söylüyor” manşetiyle yayınlanan beyanatında, “Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin umumi (genel) reisiyim” ifadelerini kullandığı belirlendi.
“Hem Reisicumhur, Hem CHP lideriyim”
M.Kemal’in Cumhurbaşkanı vasfıyla yaptığı açıklama, Eylül 1930 tarihli Hakimiyeti Milliye gazetesinde de yayınlandı. CHP’den aktarılan paralarla yayın yapan Hakimiyeti Milliye’nin “Reisicumhur Hazretleri milleti tenvir (aydınlatma) ediyorlar” başlığıyla yayınladığı haberde, “Bu teşekküle tarihen bağlıyım, bu bağı çözmek için hiçbir sebep ve icap yoktur. Resmi vazifemin hitamında (bitiminde) C.H.Partisi’nin başında fiilen çalışacağım. Bu noktada tereddüde mahal yoktur” sözleri yer alıyor.
“Partimi bırakmam!”
Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, Alman gazeteci Emil Ludwig’e verdiği Şubat 1930 tarihli röportajda da parti liderliğine vurgu yapıyor. Röportajda M.Kemal, milletlerarası camiaya hem cumhurbaşkanı hem de parti lideri olduğunu ve bu görevleri bırakmayacağını ilan ediyor. Gazeteci Ludwig’in “Fırka(Parti) Reisliğinden vazgeçer misiniz?” sorusuna Cumhurbaşkanı M.Kemal’in verdiği cevap şöyle: “Hayır, asla vazgeçmem! Benim fikrimce memleketin hakiki siyasi fikirlerini, ancak fırka (parti) temsil eder.”
Partili cumhurbaşkanı M.Kemal’i eleştirenler yargılanıyor
İlk partili cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in özel hukukla korunduğu Türkiye’de, 5816 Sayılı Kanun dolayısıyla son 23 yılda 4 bin 852 kişi yargılandı. Çocukların dahi zindan zulmüne tabi tutulduğu 5816 sayılı kanun çerçevesinde son bir yıl içerisinde 12-18 yaş aralığındaki 112 çocuğun yargılandığı kayıtlara geçti.


