• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Arslanoğlu: Devletin kurumlarında israfa savaş açılmalıdır

Yeniakit Publisher
2020-10-08 21:13:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Arslanoğlu: Devletin kurumlarında israfa savaş açılmalıdır

İsraf hakkında bir yazı kaleme alan yazar Abdülkadir Arslanoğlu, "Devletin kurumlarında israfa savaş açılmalıdır." diyerek israfın engellenmesinin önemine değindi.

Yazar Abdülkadir Arslanoğlu israf hakkında kaleme aldığı yazıda, "Devlet pratikte de göstermelidir bu kararlılığını. Kamunun bütün kurumlarında. Evet istisnasız bütün kurumlarında israfa savaş açılmalıdır adeta. Boş yere yanan ampullerden, boş yere akan sulara, gereksiz çalışan ısıtma ve soğutma sistemlerinden, gereksiz kullanılan kâğıtlara, gereksiz kadrolardan, yine sayıları on binlerle ifade edilen makam arabalarına ve tabi bu makam arabalarının yürümesi için kullanılan yakıta varıncaya kadar. Evet, burada saydığımız ve daha hatırlayamadığımız bütün bu kalemlerde israfın önüne kalın bir set çekmelidir devletimiz." diyerek israfta hem vatandaşa hem de devlete büyük görevler düştüğünü söyledi.

Arslanoğlu'nun "İsraf ihbar hattı" aryı yazısı:

Toplumlar, İlahi buyruklara uydukları/kulak astıkları ölçüde gelişir veya küçülürler… İlahi buyruklara uymadıkları, kulak asmadıkları halde gelişmiş gibi görünen toplumlar bizi sakın yanıltmasın, zira o toplumlar zahiren gelişmiş gibi görünseler de, ilahi planda kaybetmiş toplumlardır. Esas olan, hem dünyevi hem uhrevi manada büyümektir.

İlahi buyrukların en mühimlerinden biri de şüphesiz “israf”la ilgili olanıdır. Evet hemen her gün mutlaka birkaç defa telaffuz ettiğimiz, ama gereğini hiçbir zaman yapmadığımız “israf”…

Rahmeti bütün kâinatı kuşatan Rabbimiz, son kitabında; Araf Suresi 31. ayette “Yiyin için fakat “israf” etmeyin. Çünkü O (Allah) “israf” edenleri sevmez!” buyurmuştur.

Müfessir olmayı gerektirmeyecek kadar açık, net ve anlaşılır olan bu ayet, “israf” eyleminin yaratan katında ne ölçüde sevimsiz olduğunu gözler önüne serer.

Yukarıdaki ayette Rabbimiz, “israf” edenleri sevmeyeceğini açık açık söylerken, hâlâ “israf” eden bir topluluğun Allah korkusundan söz edilebilir mi? Bunu gördüğü halde hâlâ “israf” eden bir toplum, ya bu İlahi buyruğu anlamamış veya gerçekten Allah’tan korkmuyor demektir.
Rabbim, bu buyruğu hakkıyla idrak edenlerden eylesin bizi.

Allah katında son derece sevimsiz olan “israf”, toplumların kalkınması ve ilerlemesinin önündeki en büyük engellerden, aşılması zor tümseklerden biriyse madem “O halde israfla topyekün bir mücadele üzerimize farzdır!” diyerek, hep birlikte savaşmalıyız bu yıkıcı ve öldürücü virüsle…

İsrafla nasıl mücadele edilir?

İsrafın iki türlüsü vardır. Birincisi ferd eliyle yapılan kişisel israf. İkincisi ise devlet eliyle yapılan kamusal israf…

Fert eliyle yapılan israfın bekçiliğini bizzat ferdin kendisi yapmalıdır. ferdin imanı ve tabi vicdanı bekçilik etmelidir kendisine. Yoksa biz kalkıp adama “duşta niye çok su harcadın?” veya “niye bir milyonluk arabaya biniyorsun?” diyecek değiliz.
Ama devlet eliyle yapılan israfa hepimiz karşı çıkmalı, buna itirazı bir vicdan ve vatandaşlık görevi addetmeliyiz. Devletin bütün kurumlarının millet için var olduğunu bilmeli ve milleti oluşturan bir fert olarak, gücümüz nispetinde bütün bu kurumların nigehbânı yani bekçisi olmalıyız.

Tabi devlet de kendi içinde bu virüsle bir savaş başlatmalı ve emri altındaki kurumları ve organları harekete geçirmelidir.

Evvela diyanet girmelidir devreye, bütün camilerden israfın ne kadar çirkin ve yıkıcı bir fiil olduğu anlatılmalıdır kürsü ve minberlerden ve en üst perdeden … Ardından milli eğitim bütün okullarında, ana sınıflarından başlayarak anlatmalıdır bunu sayıları milyonlarla ifade edilen tertemiz yavrularımıza… Ancak bu öyle üstün körü, “adet yerini bulsun” veya “dostlar pazarda görsün” kabilinden olmamalıdır. Tam bir kararlılıkla, gerçek bir samimiyetle ve devamlılıkla olmalıdır!

Ardından devlet pratikte de göstermelidir bu kararlılığını. Kamunun bütün kurumlarında. Evet istisnasız bütün kurumlarında israfa savaş açılmalıdır adeta. Boş yere yanan ampullerden, boş yere akan sulara, gereksiz çalışan ısıtma ve soğutma sistemlerinden, gereksiz kullanılan kâğıtlara, gereksiz kadrolardan, yine sayıları on binlerle ifade edilen makam arabalarına ve tabi bu makam arabalarının yürümesi için kullanılan yakıta varıncaya kadar. Evet, burada saydığımız ve daha hatırlayamadığımız bütün bu kalemlerde israfın önüne kalın bir set çekmelidir devletimiz.

Bu arada sizlere hali hazırda yapılan israfın boyutlarının anlaşılması açısından, okurken çok üzüleceğiniz, “bu kadarı da olmaz!” diyeceğiniz yaşanmış bir olayı anlatmak isterim. Zamanın -aslen Bingöllü olan- Diyarbakır il müftüsü -ki bu zat daha sonra terörün uzantısı olan partiden milletvekili olmuştur- kendisine tahsis edilen son model Toyota Corolla marka makam aracıyla bir gün içinde iki defa Diyarbakır’dan Bingöl’e baba ocağına (142 Km.) gidip gelmiştir. Şahsi zevki için bir gün içinde devletin, yani milletin arabasıyla ve tabi yakıtıyla yaklaşık altı yüz kilometre seyahat edebilmiştir bu bürokrat.

Yine birkaç yıl önce Güneydoğudaki bir şehrimizde, bir belediye başkanının, belediyenin bütçesinden “1 ton 650 kilo” kadayıf aldığı ve faturasını milletin parasıyla ödediği yönünde bir bilgi gazetelere haber konusu olmuştu. Bunu yapan hangi partiden olursa olsun, isterse babam olsun, buna zinhar müsamaha gösterilmemeli, bu kepazelik toleransla karşılanmamalıdır.

Kamu kurumlarında devletin veya milletin tespit ettiği bir israf ameliyesi varsa, fâili mutlaka bulunmalı ve derhâl caydırıcı ve terbiye edici bir müeyyide tatbik edilmelidir. Aynı suçun aynı kişi tarafından, daha sonra bir kere daha tekrar etmesi durumunda, şahsın memurluğu derhâl düşülmelidir. İlâhi bir buyruğu çiğnemenin bu dünyada da bir müeyyidesi olmalıdır. Caydırıcılık, ancak böyle bir uygulamayla hayat bulacak ve milletin menfaatleri korunmuş olacaktır.

Son husus da yazının başlığına konu olan israf ihbar hattının devletimiz eliyle ivedilikle kurulmasıdır. Vatandaş, devletin bir kurumunda şahit olduğu israfı, derhal israf ihbar hattını arayarak devlete bildirebilmelidir.

İnanıyorum ki israfa karşı devlet-millet el ele vererek yapacağımız samimi ve sürekli bir mücadele, Rabbimizin rızasını kazanmaktan başka bir de tez zamanda maddi ve manevi meyvelerini verecek, ülkemiz hızlı bir gelişme ve kalkınmanın öznesi olacaktır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

hasan

sarayın günlük giderini de yaz haciiii

Mesut Sarp

AB ülkelerinin hic birinde makama yani görevliye tahsis edilen arac kesinlikle yoktur. Herkes kendi imkanlarıyla işine gider ve gelir. Bu kepazelik sadece Türkiyede var!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23