• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Andolsun’ diyerek Rabbimiz neye dikkat çekiyor?

Yeniakit Publisher
2017-05-02 22:35:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Andolsun’ diyerek Rabbimiz neye dikkat çekiyor?

Nihâyetsiz nimet ve ihsanlarıyla kullarına rahmet ve inayetini gösteren Yüce Rabbimiz, özellikle değerini takdir etmekte insanlığın çoğu zaman âciz kalacağı nimetlerini ve sırlarla dolu kâinât âyetlerini “Andolsun ki…” diyerek yeminli ifadelerle kullarına takdim eder ve onların sırlarla dolu hakikatlerine dair işâretler verir.

Dil bilimciler, ilâhî mesajda bu nevi yeminli ifadelerin hikmeti hakkında derler ki: Rabbimiz bir konuda -mecbur olmadığı halde- yeminli bir ifadede bulunuyor ise orada muhataplar tarafından yeterince anlaşılamayacak derecede azametli ve derin bir mesele var demektir. Ya da muhatapların gönüllerinde, verilen bilgiyle çelişen negatif duygular ve ön kabullere dayalı örtülü bir inkâr duruşu söz konusudur. Veya en azından ilâhî mesajı dinleyenlerin dikkatini o konuda yoğunlaştırmak murad edilmektedir.

Şimdi bu çerçevede Fahr-i Kâinât –sallallahu aleyhi ve sellem- hakkında yeminli ifadelerle takdim edilen ilâhî hakikatlere bir nazar edelim:

“Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen elbette gönderilen peygamberlerdensin. Dosdoğru bir yol üzeresin.” (Yâsin, 2-4)

“Andolsun ki, Allah, kendi içlerinden bir peygamber göndermekle mü’minlere büyük bir lütuf ve ihsanda bulunmuştur. O peygamber onlara Allah’ın âyetlerini okumakta, kendilerini arıtıp tertemiz kılarak geliştirmekte,  Kitabı ve hikmeti öğretmektedir. Hâlbuki onlar daha evvel gerçekten apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Âl-i İmrân, 164

“Andolsun ki, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” (et-Tevbe, 128)

“Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki (ey Resûlüm!) … Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (el-Kalem, 2, 4)

“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (el-Ahzâb, 21)

AYETLERDEKİ “ANDOLSUN” YEMİNİ BİZE NE ANLATIYOR? 

“(Ey Resûlüm!) Senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlar. (el-Hicr, 72)

Şimdi bu âyetlerde Rabbimizin “Andolsun….” diyerek dikkat çektiği; Resûlullâh’ın şahsiyetine, peygamberliğine, vazifesine ve hususiyle mü’minler için ne ifade etmesi gerektiğine bir bakalım:

Öncelikle O -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah’ın bir peygamberidir. Sıradan bir elçi değil, Allah elçisidir. Öyleyse O’na gösterilen saygı ve muhabbet, Allah’a gösterilmiş olacaktır. O’na itaat, gönderene itaattir. Zira O, kendi hevâsından konuşmayacaktır. Rehberliği ve kılavuzluğu Allah adınadır. O’nu dinlemeyen ya da görmezden gelen, Hakk’ın râzı olacağı bir kulluktan mahrum kalacaktır.

O, sırat-ı müstakîm (dosdoğru bir yol) üzeredir. Yani Hak ve hakikate ulaşmak isteyen, onun yolunu takip etmek durumundadır. İnanç, ibâdet, muamelât ve ahlâkta, hulâsa hayatın her alanında en doğru, en kısa ve en kolay yol, onun gösterdiği ve yürüdüğü yoldur. Diğer yollar çıkmaz sokaktır. O’na rağmen yol tutmak isteyen, bilerek ya da bilmeyerek keçi yollarına sapmıştır. Artık başına geleceklerden ancak kendisi sorumludur.

MÜMİNİN İDRAK ETMESİ GEREKEN 4 NİMET

Müminler için Hakk’ın yüce bir nimetidir. Şükrü kolay kolay ödenemeyecek azametli bir nimet. Karşısında saygıyla, muhabbetle, hayranlıkla ve yüksek bir edeple durulacak bir nimet. Rahmân ve Rahîm olan Mevlâmızın tüm âlemlere bir rahmet eseri olarak lütfettiği bir nimet. Bu nimetin ufuklarını ve derinliklerini bütünüyle keşfetmek zor ise de hususiyle şu dört alandaki nimet oluşunu her mü’min idrâk etmek durumundadır:

Birincisi, O bize Allah’ın âyetlerini okur. Âlemlerin Rabbinin yüce mesajları, O’nun gönlünden diline, dilinden de bize aktarılır. Yüce Yaratıcı’nın hem sözlü kelâmı olan Kur’ân-ı Kerim âyetlerini ve hem de kâinât ve hâdiselerde saklı olan ilâhî âyetlerini o bize okur, izini sürer ve o âyetlere giden nice nice yollar açar. Bu yönüyle O, kimsenin kendiliğinden erişemeyeceği bu ulvî nimete aracılık etmiş olur.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23