Akar: Ermenistan’ın sivil katliamları karşısında suspus olanların tavrı ikiyüzlülüktür
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Anadolu Tersanesi tarafından Katar Deniz Kuvvetleri için inşa edilen silahlı eğitim gemisi Al-Doha’nın denize indiriliş törenine katıldı.
Katar Savunma Bakanı Halid Bin Muhammed El Atiyye, Savunma Sanayisi Başkanı İsmail Demir, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ve Milli Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Dere’nin de katıldığı törende konuşan Akar, ülke savunmasına önemli katkılar sağlayacak gemilerin dost ve kardeş Katar halkına, Katar Silahlı Kuvvetlerine hayırlı olması temennisinde bulundu.
Katar, Körfez’in parlayan yıldızı
Katar’ı son yıllarda bölgesel ve küresel siyasette takip ettiği bağımsız politikalar dolayısıyla “Körfez’in parlayan yıldızı” olarak nitelendiren Akar, Katar’ın, bölgenin ve İslam dünyasının barış ve istikrarına olumlu katkılar sunduğunu belirtti. Samimi arzularının kendi ülkesi ve halkının güvenliğini sağlamasının yanı sıra bölgede barış, huzur ve istikrarın sağlanmasında da önemli roller üstlenecek çok daha güçlü bir Katar ordusunun varlığı olduğunu dile getiren Akar, silahlı eğitim gemilerinin inşasını da bu amaçla atılmış önemli bir adım olarak değerlendirdi.
Türkiye’nin insan kaynağı ve potansiyeline vurgu yapan Akar, dünyanın ilk 100 savunma sanayisi firması içerisinde bu yıl 7 firmanın yer aldığını hatırlattı. Bununla yetinmediklerini de dile getiren Akar, şunları söyledi: “Çok daha fazla firmanın dünya pazarında yer alabilmesi için kaynaklarımızı etkin, doğru ve yerinde kullanmak için azami gayret gösteriyoruz. Bugün itibarıyla askeri fabrikalarımız ve tersanelerimiz, vakıf şirketlerimiz ve özel sektör firmalarımız; kendi insan kaynağı ve mühendislik birikimi ile savunma ihtiyaçlarımızın yüzde 70’ini karşılamaktadır. MİLGEM gemilerimiz, Altay ana muharebe tankı, Fırtına topçu sistemleri, ATAK taarruz helikopteri, silahlı/silahsız insansız hava araçları, Hürkuş başlangıç ve temel eğitim uçağı, Gökbey genel maksat helikopteri ve ürettiğimiz her türlü mühimmat yerlilik ve millilik konusundaki azim ve kararlılığımızın en açık göstergesi.”
Akar, Ermenistan’ın saldırılarının ardından Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını geri almak için başlattığı harekata değindi. Dünyada barış ve istikrarı tesis etmek için oluşturulmuş kuruluşların, karanlıklar içerisinde daha ne kadar kalacağını, dünyanın her geçen gün büyüyen sorunlarını daha ne kadar görmezden geleceğini soran Bakan Akar, şunları söyledi: “Bu organizasyonlar, kuruluş gayesine uygun olarak güvenliği, istikrarı ve refahı insanlığın tamamına ne zaman yansıtacaklar? Ermenistan’ın 30 yıldır süren zulmü, işgali ve hala devam eden canilikleri karşısında ne zaman seslerini yükseltecekler? İşte o gün, bugündür. 30 yıldır Azerbaycan’ın öz topraklarının yüzde 20’sinin işgal edilmesine ses çıkarmayanların ateşkes çağrısı yapmak yerine, işgalci Ermenistan’ın Karabağ’ı terk etmesini sağlamaları, doğru ve daha hakkaniyetli olacaktır. Hocalı’da barbarlıkla çocuk, kadın, yaşlı demeden binlerce masum insanın katledilmesine, milyonlarca insanın evinden, yurdundan edilmesine göz yumanların Ermenistan’ı şımartmaktan vazgeçmeleri yerinde olacaktır. Azerbaycan’ın tüm diplomatik çabalarına rağmen, Ermenistan’ın Karabağ’ı işgali ve gerçekleştirdikleri sivil katliamlar karşısında sus pus olanların, bugün sergiledikleri tavır ise maalesef tam bir ikiyüzlülüktür.”