Ülkemizde okyanus tsunamisi gibi bir tehlike yok. Deprem ise ülkemizin bir gerçeği. Bunu bilen geçmiş nesiller ahşap evler yapıp içine girdiler.
Ülkemizde okyanus tsunamisi gibi bir tehlike yok. Deprem ise ülkemizin bir gerçeği. Bunu bilen geçmiş nesiller ahşap evler yapıp içine girdiler. Hem Japonya’dan hem geçmişimizden gelen derse önem vermeliyiz.
11 Mart’ın dehşeti bir gerçeğin altını tekrar çizdi: Muhtemel bir depremde ahşap evler can kaybını azaltıyor. Mazallah dünyanın bir başka yerinde olsa yüzbinlerce insanın can vereceği 8.9 şiddetindeki bir depremden Japonya en az can kaybıyla çıktı. İnsanları beton yıkıntıların altında kalmadı. Yazık ki adeta sıfır rakımdaki sahil şehirlerini vurup geçen depremden çok tsunami oldu. Maalesef Japon ahşap evleri depreme direndi ama, buna yenik düştü.
Ahşap evler, yaşayan evler olarak bilinir.
En büyük özelliklerinden biri de depreme karşı dayanıklılıklarıdır. Bu yine ispatlandı. Ahşap evler, betonarme evlere göre daha güvenlidir. Ahşap evler sağlıklı olmasıyla da dikkat çekmektedir. İçerisinde oksijen sirkülasyonu olması sebebiyle ahşap ev romatizma, astım gibi birçok hastalığı önlemesiyle tercih sebebi olmaktadır. Böbrek hastalıkları ve dolaşım bozuklukları gibi hastalıklar daha az görülür. Ahşap evlerde yaşayan insanlar fiziksel ve psikolojik olarak kendilerini daha rahat hissederler. Amerika’da konutların ortalama % 90, Kaliforniya’da % 99’unun ahşap olduğu bilinmektedir. Ülkemizde ise tam eksine başımızı soktuğumuz evler % 95 oranında betondur.