AB'den Türkiye'ye karşı iki yüzlü skandal rapor! Brüksel efendileri ekonomik gücümüzü onaylarken yine haksız saldırılara sarıldı!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Avrupa Birliği Komisyonu’nun yayımladığı 2026 Türkiye Raporu, Batı’nın Türkiye düşmanlığını ve çifte standartlı zihniyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye’nin NATO’daki devasa gücünü, savunma sanayisindeki destansı yükselişini, güçlü piyasa ekonomisini ve tedarik zincirindeki vazgeçilmez yerini rapora yazmak zorunda kalan küreselci odaklar, yine demokrasimiz ve iç işlerimiz üzerinden mesnetsiz iddialarla akılları sıra çamur atmaya kalktı.
Avrupa'nın en büyük ticaret ortağı olan Türkiye’nin 218 milyar avroluk ticaret hacmine, bor ve nadir toprak elementlerindeki stratejik üstünlüğüne raporda yer veren Komisyon, Türk ordusunun ve yerli savunma sanayisinin büyümesini hayranlıkla izlemek zorunda kaldı. İHA'lardan elektronik harp sistemlerine kadar dünya medeniyetine örnek olan Türk mühendislik harikalarını ve NATO'nun en büyük ikinci gücü olduğumuzu itiraf eden AB yetkilileri, Türkiye'siz bir Avrupa güvenliğinin tasavvur edilemeyeceğini bir kez daha tescilledi.
İşte o skandal raporda geçenler;
Siyasi Kriterler ve Yargı Hileleri Reddedildi: Raporda yer alan siyasi kriterler, yargı bağımsızlığı ve temel haklara ilişkin tüm suçlamalar "mesnetsiz ve içi boş" olarak nitelendirilerek tamamen reddedildi; AB'nin bu tutumu inandırıcılığını yitirmiş bir çifte standart olarak tanımlandı.
Yunan ve Rum Çetelerine Çanak Tutulması Deşifre Edildi: AB’nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz meselelerinde uluslararası hukuka aykırı Yunan-Rum tezlerinin esiri olduğu vurgulandı; Türkiye ve KKTC’nin meşru haklarının göz ardı edilmesinin ada çözümüne hiçbir katkı sunmayacağı haykırıldı.
Libya Mutabakatı'na Yönelik Hükümsüz Saldırılar Çöpe Atıldı: Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakat Muhtırası’na raporda getirilen eleştirilerin hiçbir hukuki geçerliliğinin ve hükmünün bulunmadığı ilan edildi.
AB'nin İkiyüzlü Oyalamalarına Muhtıra Verildi: Raporun ekonomi, tedarik zincirleri ve savunmadaki gücümüzü mecburen itiraf ettiği hatırlatılarak; Brüksel'e dar siyasi hesapları bırakıp Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve üyelik perspektifi için derhal somut adımlar atması çağrısı yapıldı.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2026 Türkiye Raporu'nda Türkiye'nin Avrupa güvenliğindeki stratejik rolüne ve ekonomik dayanıklılığına dikkat çekti.
Raporda Türkiye'nin işleyen bir piyasa ekonomisi oluşturma konusunda ileri düzeyde olduğu belirtilirken, enflasyonun yüksek seyrini koruduğu ve demokrasi, hukukun üstünlüğü ile temel haklar alanlarında sorunların devam ettiği öne sürüldü
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2026 Genişleme Paketi kapsamında hazırladığı Türkiye Raporu'nu kamuoyuyla paylaştı. Raporda Türkiye'nin stratejik konumu, Avrupa güvenliğine katkıları, uluslararası arabuluculuk rolü ve ekonomik kapasitesi olumlu değerlendirilirken, demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yargı bağımsızlığı alanlarında sorunlar bulunduğu öne sürüldü.
AB Komisyonunun Türkiye, Sırbistan, Arnavutluk, Karadağ, Kuzey Makedonya, Bosna Hersek, Kosova, Ukrayna ve Moldova'ya ilişkin değerlendirmelerini içeren 2026 Genişleme Paketi, AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos tarafından açıklandı.
Kos, Türkiye'nin AB üyeliği hedefi ile üyelik kriterlerini karşılama konusundaki ilerlemesi arasındaki farkın giderek açıldığını savundu. Bu nedenle üyelik müzakerelerinin 2018'den bu yana durma noktasında olduğunu belirten Kos, bölgesel bağlantısallık, iklim ve göç gibi ortak çıkar alanlarında işbirliğinin geliştiğini ifade etti.
Kos, "AB'nin, bu ülkeyle günümüz Avrupa'sındaki yeni gerçeklikleri yansıtan, işbirliğine dayalı ve karşılıklı yarar sağlayan bir ilişki geliştirme konusunda stratejik çıkarı bulunmaktadır" dedi.
Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacminin 210 milyar avroya ulaştığını belirten Kos, bazı Avrupalı şirketlerin Gümrük Birliği'nin güncellenmesinde "açık çıkarı" bulunduğunu söyledi.
Kos, "Bizim de açık bir menfaatimiz var. Bizim menfaatimiz, Türkiye'yi özellikle NATO’nun en güçlü ikinci üyesi olması nedeniyle stratejik bir ortak olarak görmemizdir" ifadelerini kullandı.
Doğu Akdeniz ve Ege'deki gelişmelerin ikili ilişkileri zorlaştırabileceğine dikkati çeken Kos, şu değerlendirmede bulundu:
"Türkiye'den uluslararası hukuka, iyi komşuluk ilişkilerine ve AB üyesi devletlerin egemenliğine saygı göstermesini bekliyoruz. AB ayrıca, AB-Türkiye işbirliğini daha da güçlendirmenin bir yolu olarak, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasına ve bu süreçte ilerleme kaydedilmesine büyük önem vermektedir. BM Genel Sekreteri'nin resmi görüşmelerin yeniden başlatılmasına yönelik çabalarını bütünüyle destekliyoruz."
Türkiye'nin Avrupa güvenliğindeki rolüne vurgu
Raporda, Türkiye'nin AB'ye aday ülke ve Birliğin önemli ortaklarından biri olduğu vurgulandı.
Aralık 2024'teki AB Liderler Zirvesi'nde, Doğu Akdeniz'de istikrarlı ve güvenli bir ortam oluşturulması ile Türkiye'yle karşılıklı faydaya dayalı ilişkilerin geliştirilmesinin stratejik öneminin yeniden teyit edildiği hatırlatıldı.
Raporda şu ifadelere yer verildi:
"AB adayı ülke, NATO ve AGİT üyesi ve kritik bir jeostratejik konumda bulunan yakın komşu olarak Türkiye, Avrupa güvenliğinde ve bölgeler arası bağlantısallık gündeminde önemli bir rol oynamaktadır. AB-Türkiye Gümrük Birliği de AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığına ve çeşitlendirilmesine katkıda bulunan önemli bir unsurdur."
Suriye, Ukrayna, Gazze, Orta Doğu ve Güney Kafkasya'daki gelişmelerin Türkiye'nin stratejik bölgesel rolünü daha belirgin hale getirdiği belirtildi.
AB ile Türkiye'nin ortak çıkar alanlarında işbirliğini yeniden güçlendirmeye yönelik temaslarını sürdürdüğü kaydedilen raporda, "Bu doğrultuda, ortak çıkar alanlarında üst düzey temaslar artırılmıştır. AB, belirlenmiş koşullara bağlı olarak Türkiye ile aşamalı, orantılı ve geri döndürülebilir bir yaklaşımla yapıcı angajmanını yeniden sürdürmektedir" ifadeleri kullanıldı.
Türkiye'nin AB'ye katılım sürecini koordine etmek amacıyla gerekli kurumsal düzenlemeleri oluşturduğu belirtilerek, "Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki AB Başkanlığı, bakanlıkların tamamına yayılan irtibat noktaları ağıyla birlikte yeterli kaynaklara sahiptir. Başkanlık, AB Delegasyonu ile etkili işbirliğini sürdürmekte ve AB'nin genişleme sürecine ilişkin bilgilendirme faaliyetlerinden sorumlu bir iletişim birimini bünyesinde barındırmaktadır" değerlendirmesi yapıldı.
Bununla birlikte, Türkiye ile katılım müzakerelerinin "2018'den bu yana durma noktasında kaldığı" hatırlatıldı. AB'nin demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü ve temel haklara ilişkin endişelerinin giderilmediği ileri sürüldü.
Kıbrıs ve komşuluk ilişkileri
Raporda, Türkiye ile AB arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi açısından Kıbrıs meselesine ilişkin çözüm müzakerelerinin yeniden başlamasına ve ilerleme sağlanmasına özel önem verildiği belirtildi.
İyi komşuluk ilişkilerinin Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulanan raporda, "Türkiye, rapor döneminde diğer genişleme ülkeleriyle ikili ilişkiler iyi seyretmiştir. Bununla birlikte, başta Yunanistan ve Kıbrıs olmak üzere bazı komşu AB üyesi ülkelerle ilişkiler sorunlu olmaya devam etmiştir" ifadeleri kullanıldı.
Türkiye'nin Batı Balkanlar ile tarihi, kültürel ve toplumsal bağlara dayanan güçlü ve çok boyutlu ilişkilerini sürdürdüğü aktarıldı.
Türkiye'nin "önemli bir güvenlik aktörü" olmaya devam ettiği belirtilerek, NATO'nun Kosova Gücü (KFOR) misyonuna ve EUFOR Althea Operasyonu'na önemli katkılar sağladığı vurgulandı.
Raporda ayrıca Türkiye'nin Kıbrıs meselesinin Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında adil, kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulmasına yönelik müzakereleri, ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları, AB ilkeleri ve müktesebatı doğrultusunda aktif biçimde desteklemesinin beklendiği ifade edildi.
Türk vatandaşlarının AB'ye seyahatlerinde vize zorunluluğunun devam ettiği hatırlatılırken, AB Komisyonu'nun 15 Temmuz 2025'te Schengen vizesine başvuran Türk vatandaşları için daha elverişli kurallar getiren kademeli vize uygulamasını kabul ettiği belirtildi.
Türkiye'ye yönelik hibrit tehditler
Raporda, Türkiye'nin siber saldırılar, yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları, kritik altyapılardaki güvenlik açıkları ve göç akımlarının olası manipülasyonu dahil çeşitli hibrit tehditlerle karşı karşıya olduğu kaydedildi.
Bölgesel çatışmaların güvenlik ortamını daha karmaşık hale getirdiği belirtilen raporda, "Özellikle insansız hava araçları (İHA) ve insansız deniz araçlarından kaynaklanan tehditler ile Rusya'nın 'gölge filosunun' yol açtığı güvenlik ve çevre riskleri nedeniyle deniz güvenliği önemli bir endişe kaynağı olmayı sürdürmektedir. Ukrayna'daki devam eden savaşın etkisiyle Karadeniz bölgesindeki durum değişkenliğini korumaktadır" değerlendirmesi yapıldı.
Türkiye'nin dış politikası
Raporda, Türkiye'nin AB ile dış politika alanında kapsamlı görüş alışverişine açık olmayı sürdürdüğü, rapor döneminde dış politika ve güvenlik konularında çeşitli istişareler gerçekleştirildiği aktarıldı.
Türkiye'nin stratejik özerklik arayışını sürdürürken önemli jeopolitik aktörlerle ilişkilerini dengelemeye çalıştığı, arabuluculuk ve diplomatik girişimlere dayanan çok yönlü dış politika izlediği belirtildi.
Raporda, "Türkiye'nin stratejik özerklik arayışını sürdürürken önemli jeopolitik aktörlerle ilişkilerini dengeleyen, arabuluculuk ve diplomatik girişimlerde bulunan aktif ve çok katmanlı dış politikasını sürdürmüştür. Artan jeopolitik değişimler, Türkiye'nin yükselen stratejik bölgesel rolünü daha belirgin hale getirmiş ve ortak zorlukların ele alınmasında AB ile Türkiye'nin ortak çıkar ve sorumluluğunu ortaya koymuştur" ifadeleri kullanıldı.
Türkiye'nin çeşitli ülkelerle stratejik ortaklıklar geliştirmeye devam ettiği belirtilerek, "Türkiye, dünyanın çeşitli ülkeleriyle yoğun ilişkiler ve stratejik ortaklıklar geliştirmeyi sürdürdü. Bölgesel jeopolitik rolünü güçlendirip normalleşme çabalarını ilerletirken, kolaylaştırıcı ve arabulucu olarak ve insani yardım sağlayan bir ülke olarak konumunu pekiştirmeye çalıştı." değerlendirmesi yapıldı.
Türkiye'nin BM, Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) dahil uluslararası kuruluşlarda aktif rol üstlendiği vurgulandı.
Raporda, "Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı'ndaki kilit rolünü sürdürdü." ifadesine yer verildi.
Bununla birlikte, Türkiye'nin söz konusu platformlarda AB tutumlarına uyumunun düşük kaldığı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) meşrulaştırmaya yönelik girişimlerinin BM öncülüğündeki çözüm görüşmelerine elverişli ortamın oluşturulmasını zorlaştırdığı öne sürüldü.
Türkiye'nin silahsızlanma ve silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin uluslararası anlaşmaların çoğuna taraf olduğu belirtilen raporda, "İhracat kontrol rejimlerine ve siyasi açıdan bağlayıcı diğer düzenlemelere katılıyor, hukuken bağlayıcı yükümlülüklerine ve siyasi taahhütlerine uyuyor" denildi.
Türkiye'nin Avrupa güvenliğine katkılarına ilişkin ise şu ifadeler kullanıldı:
"Türkiye, Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası kapsamında AB’nin kriz yönetimi misyon ve operasyonlarına aktif olarak katılmaya ve önemli katkılar sunmaya devam etti. Bosna-Hersek’teki AB Gücü Althea Operasyonu’na AB dışından en fazla asker gönderen ülke olmayı sürdürdü. Kosova’daki NATO barış gücü KFOR’a önemli katkı sağlamaya ve BM barışı koruma operasyonlarına katkıda bulunmaya devam etti. Türkiye, gelecekte Avrupa güvenliğinin güçlendirilmesinde önemli rol oynayabileceğini vurgulayarak OGSP’ye ve AB savunma girişimlerine katılma arayışını sürdürdü. Aynı zamanda bir AB üyesini NATO ile işbirliğinin dışında tutma politikasını devam ettirdi."
Rusya ve ABD ile ilişkiler
Raporda, Türkiye'nin 2025'te Rusya ile Ukrayna arasında doğrudan görüşmelere ev sahipliği yaparak kolaylaştırıcı ve potansiyel arabulucu rolünü sürdürdüğü hatırlatıldı.
Ukrayna ile ilişkilerin stratejik önemini koruduğu, çok sayıda üst düzey temas gerçekleştirildiği ve Türkiye'nin Ukrayna'nın yeniden inşasına güçlü ilgi gösterdiği belirtildi.
Türkiye'nin "Gönüllüler Koalisyonu" girişimine katıldığı da anımsatıldı.
Rusya ile ilişkilere ilişkin raporda, "Türkiye aynı zamanda üst düzey temaslar, düzenli istişareler ve güçlü ekonomik bağlar yoluyla Rusya ile yakın ilişkilerini sürdürdü" denildi.
ABD ile ilişkilerin de değerlendirildiği raporda, "Türkiye, ABD için hem önemli hem de ilişkilerin güçlükler barındırdığı bir ortak olmayı sürdürdü. İki cumhurbaşkanının Eylül 2025’teki görüşmesinden sonra, NATO çerçevesi de dahil olmak üzere üst düzey temaslar devam etti." ifadeleri kullanıldı.
Orta Doğu politikaları
Raporda, Türkiye'nin Orta Doğu'da dengeli bir yaklaşım benimsediği ve gerilimin azaltılması ile çatışmaların sona erdirilmesi amacıyla diplomatik girişimlerde bulunduğu belirtildi.
Türkiye'nin İran'daki savaşa diplomatik çözüm bulunması ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması yönündeki tutumunun AB ile örtüştüğü ifade edildi.
Raporda, "Türkiye'nin bu tutumu, İran Savaşı'na diplomatik çözüm bulunması ve Körfez/Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden tesis edilmesi gerektiği yönündeki AB pozisyonuyla örtüşmüştür" değerlendirmesi yapıldı.
Orta Doğu barış sürecinde iki devletli çözüm konusunda tarafların yaklaşımlarının benzer olduğu belirtilirken, Hamas konusunda görüş ayrılığı bulunduğuna dikkat çekildi.
Raporda, "Diğer taraftan Ankara'nın meşru bir siyasi muhatap olarak gördüğü Hamas da dahil olmak üzere bazı konulardaki Türkiye'nin tutumu, Hamas'ı terör örgütü olarak tanımlayan AB'nin tutumuyla bağdaşmamaktadır" ifadeleri kullanıldı.
Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle iyi ilişkiler sürdürdüğü belirtilen raporda, "Körfez ülkeleriyle işbirliği en belirgin biçimde Gazze konusunda ve Suriye’nin istikrara kavuşturulması ile yeniden inşasında görüldü. Orta Doğu’daki çatışma, Türkiye’nin Körfez ile Avrupa arasındaki başlıca kara bağlantısı olma hedefi doğrultusunda Körfez’e yönelik bağlantısallık stratejisine de ivme kazandırdı." değerlendirmesi yapıldı.
İsrail ile ilişkilerin kötüleşmeye devam ettiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Türkiye, başbakan ve savunma bakanı dahil onlarca İsrailli yetkililer hakkında yakalama kararı çıkardı. Filistin’in tanınmasını güçlü biçimde savundu ve BM Genel Kurulu’nun Aralık 2025 tarihli 'Filistin meselesinin barışçıl çözümü' kararını destekledi. Türkiye, ABD’nin Gazze’de ateşkes sağlama çabalarını destekledi ve Mısır ve Katar ile birlikte Gazze barış planının uygulanmasına yönelik çalışmalara katılmayı sürdürdü. Türkiye, Filistinlilere önemli miktarda insani yardım sağlamaya devam etti. Orta Doğu barış sürecinde Türkiye, iki devletli çözüme yönelik siyasi sürecin yeniden başlatılması gerektiği konusunda AB ile aynı görüşü paylaşıyor ve bu çözümün hayata geçirilmesi için kurulan Küresel Koalisyon'un üyesi."
Türkiye'nin Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediği, geçici koruma altındaki Suriyelilerin geri dönüşüne uygun koşullar oluşturmayı amaçladığı aktarıldı.
Türkiye'nin Suriyeli asker ve polislere eğitim ile danışmanlık desteği sağladığı belirtilen raporda, "Türkiye, SDG’nin Ağustos 2026’da kendini feshetme kararını memnuniyetle karşıladı" denildi.
Raporda, Türkiye'nin İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik askeri müdahalesine güçlü biçimde karşı çıktığı, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması çağrısında bulunduğu belirtildi.
Türkiye'nin Libya'da önemli ve etkin bir aktör olmayı sürdürdüğü, istikrarı ve BM öncülüğündeki siyasi süreci desteklediği ifade edildi.
Bununla birlikte, Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin Mutabakat Zaptı'nın "üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiği" ileri sürüldü.
Asya, Afrika ve Latin Amerika ile ilişkiler
Raporda, Türkiye'nin Güney Kafkasya ve Orta Asya'daki varlığını artırarak bölge ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirdiği belirtildi.
Türkiye'nin Güney Kafkasya ve Orta Asya'daki varlığını artırdığı ve bu bölgelerle ilişkilerini güçlendirdiği ifadesinin kullanıldığı raporda, şu değerlendirmeye yer verildi:
"Türkiye, ikili ilişkilerini bölgesel bağlantısallığı ve işbirliğini geliştirmeye yönelik daha geniş çabalarla birleştirerek Orta Asya’da önemli bir aktör olmayı sürdürdü. Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya arasında köprü olma hedefi doğrultusunda Türkiye, özellikle ekonomi, enerji taşımacılığı ve bağlantısallık alanlarında AB’nin bölgedeki angajmanını artırmasını istikrarlı biçimde destekledi. Çok taraflı düzeyde ise dış politikasında ağırlığı artan 'Türk dünyası boyutu' doğrultusunda Türk Devletleri Teşkilatı'nın daha güçlü bir rol üstlenmesini savunmayı sürdürdü."
Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinde ilerlemenin devam ettiği ve kara sınırının açılmasına yönelik hazırlıklara başlandığı kaydedildi. Türkiye'nin Azerbaycan ve Gürcistan ile işbirliğini sürdürdüğü belirtildi.
Afrika ülkeleriyle temasların artırıldığı ifade edilen raporda, Türkiye'nin savunma sanayisi, enerji, madencilik, ticaret ve yatırım alanlarındaki ilişkilerini güçlendirmeye odaklandığı aktarıldı.
Türkiye'nin diplomatik girişimlerle bölgesel istikrarı desteklemeye daha fazla önem verdiği ve Latin Amerika ülkeleriyle siyasi ve ticari ilişkilerini olumlu bir çerçevede sürdürdüğü belirtildi.
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmeler
AB Komisyonu, Türkiye'nin işleyen bir piyasa ekonomisi oluşturma konusunda ileri düzeyde bulunduğunu ve raporlama döneminde sınırlı ilerleme kaydettiğini bildirdi.
Raporda, "Türkiye, işleyen bir piyasa ekonomisinin oluşturulmasında oldukça ileri düzeydedir ve raporlama döneminde bir miktar ilerleme kaydetmiştir" ifadeleri kullanıldı.
Orta Doğu'daki çatışmaların ve ülke içinde artan siyasi gerilimlerin ekonomik istikrar programı üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi.
Enflasyonla mücadeleyi desteklemek amacıyla 2025'te maliye politikasının sıkılaştırıldığı hatırlatılan raporda, "Maliye ve para politikaları 2026’nın ilk yarısında ihtiyatlı kalmaya devam etmiş, ancak enflasyon yüksek seyrini korumuş ve enflasyon hedefleri birkaç kez yukarı yönlü revize edilmiştir" değerlendirmesi yapıldı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) güvenilirliğini yeniden tesis etme konusunda ilerleme kaydettiği belirtilirken, cari açığın ılımlı seviyelerde kaldığı ifade edildi.
Türkiye ekonomisinin dış dengesinin genel olarak sağlıklı olduğu belirtilen raporda, "Bankacılık sektörü, güçlü sermaye yapısını ve sağlamlığını korumuştur" denildi.
Türkiye'nin AB içindeki rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle başa çıkabilme kapasitesi bakımından iyi düzeyde hazırlıklı olduğu kaydedildi.
Raporda, "Ekonomi, gelişmiş bir hizmet sektörü, güçlü imalat ve tarım sektörleriyle çeşitlenmiş bir yapıya sahiptir" değerlendirmesi yapıldı.
AB, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olmayı sürdürdü
Raporda, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik entegrasyonun yüksek seviyede olduğu vurgulandı.
Türkiye'nin 2025'te AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı olmaya devam ettiği, AB'nin ise Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı konumunu koruduğu belirtildi.
Raporda, "Türkiye, 2025 yılında AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı olmaya devam etti. AB ise Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı konumunda oldu. Türkiye'nin mal ihracatındaki AB payı 2025'te yüzde 42,8'e yükseldi" ifadeleri kullanıldı.
Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımlarda AB'nin payının 2025'te yüzde 66'ya yükseldiği bildirildi.
Türkiye'nin AB tedarik zincirlerindeki önemi
Raporda, Türkiye'nin çeşitlendirilmiş sanayi altyapısı ve stratejik coğrafi konumunun AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığına katkı sağladığı belirtildi.
Ulaşım ekipmanları, makine, tekstil ve hazır giyim sektörlerindeki karşılaştırmalı avantajların Türkiye'nin üretim kapasitesini desteklediği vurgulandı.
Raporda, "Türkiye'nin tedarik zincirlerinin dayanıklılığı, ulaşım ekipmanları, makineler, tekstil ve giyim alanlarındaki karşılaştırmalı avantajlara dayanan çeşitlendirilmiş bir sanayi tabanıyla şekillenmektedir. Türkiye'nin stratejik coğrafi konumu da alternatif ticaret ve ulaşım koridorlarına erişim sağlayarak, bağlantıyı iyileştirmekte ve son jeopolitik gerilimler ve tedarik kesintilerinin ortaya çıkardığı yoğunlaşma risklerini azaltmaktadır. " ifadeleri kullanıldı.
Türkiye'nin Avrupa değer zincirlerine entegrasyonunun önemli bir avantaj olmaya devam ettiği belirtilen raporda, "Türkiye'nin Avrupa değer zincirlerine entegrasyonu önemli bir varlık olmaya devam etmektedir" değerlendirmesi yapıldı.
Raporda ayrıca "AB-Türkiye Gümrük Birliği, AB pazarlarına yakınlığı ve esnek kaynak ve lojistik ağlarıyla dinamik bir iş ekosistemi sayesinde Türkiye, AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığına ve çeşitlenmesine katkıda bulunmak için iyi bir konumdadır" ifadelerine yer verildi.
Türkiye'nin enerji tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artırmak amacıyla çeşitli adımlar attığı ve kritik hammadde tedarik zincirlerinin geliştirilmesinde ilerleme sağladığı kaydedildi.
Raporda, "Türkiye, AB'nin bor ihtiyacının yüzde 99'unu, antimon ihtiyacının yüzde 63'ünü ve feldspat ihtiyacının yüzde 51'ini karşılayarak AB'ye önemli bir tedarikçi konumundadır. 2022 yılında keşfedilen Beylikova Nadir Toprak Elementleri Yatağı, gelecekteki tedarik zinciri dayanıklılığı için stratejik bir varlık olarak görülmektedir" değerlendirmesi yapıldı.
Türkiye ekonomisinin çeşitlendirilmiş yapısı, uluslararası ortaklıkları, geniş iç pazarı ve jeopolitik önemi sayesinde ekonomik baskılara karşı görece dayanıklı olduğu ifade edildi.
Bununla birlikte, dış finansmana, ithal enerjiye ve belirli ileri teknolojilere bağımlılığın temel kırılganlıklar arasında bulunduğu belirtildi.
Raporda, "Genel olarak Türkiye çeşitlendirilmiş ekonomisi, geniş kapsamlı uluslararası ortaklıkları, büyük iç pazarı ve kayda değer jeopolitik önemi sayesinde ekonomik baskılara karşı nispeten dirençlidir. Bununla birlikte, özellikle dış finansmana, ithal enerjiye ve belirli ileri teknolojilere olan bağımlılık gibi çeşitli alanlarda temel kırılganlıklar varlığını sürdürmektedir. Ekonomik çeşitliliğin güçlendirilmesi, yüksek teknoloji yatırımlarının çekilmesi ve stratejik bağımlılıkların azaltılması, önemli politika hedefleri olmaya devam etmektedir" ifadeleri kullanıldı.
Rusya'ya yönelik yaptırımlar
Raporda, Türkiye'nin BM çerçevesi dışında uygulanan yaptırımları desteklememe politikasını sürdürdüğü ve Rusya'ya yönelik AB yaptırımlarına katılmadığı hatırlatıldı.
Bununla birlikte, Türkiye'nin Rusya'ya yönelik AB yaptırımlarının çift kullanımlı ürünler üzerinden aşılmasını önlemek amacıyla bazı önlemler aldığı belirtildi.
Gümrük Birliği ve ticaret ilişkileri
AB'nin Gümrük Birliği'nin işleyişine ilişkin Türkiye ile temaslarını sürdürdüğü, 2021'den bu yana ticaret engellerinin azaltılması konusunda ilerleme sağlandığı kaydedildi.
Raporda, Türkiye ile AB arasındaki toplam ticaret hacminin 218 milyar avroya ulaştığı belirtilerek, "AB-Türkiye Gümrük Birliği, aynı zamanda AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığına ve çeşitlendirilmesine katkıda bulunan önemli bir unsurdur" değerlendirmesi yapıldı.
Tasfiye sürecindeki yatırım fonlarına ilişkin değerlendirme
Raporda, tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarına ilişkin gelişmelere de yer verildi.
Söz konusu fonlarla ilgili olarak, " Krizin, daha geniş çaplı sistemik etkilere yol açma riski sınırlı kalarak kontrol altına alındığı görülmektedir" ifadesi kullanıldı.
Türk savunma sanayisinin büyümesine dikkat çekildi
AB Komisyonu, Türkiye'nin NATO bünyesinde ikinci büyük orduya sahip olmayı sürdürdüğünü ve savunma sanayisinin son yıllarda üretim ile ihracat bakımından önemli büyüme kaydettiğini belirtti.
Raporda, "Türkiye, NATO bünyesindeki en büyük ikinci orduya sahip olmaya devam ederken, son yıllarda savunma sanayisi hem üretim hem de ihracat açısından önemli bir artış kaydetti" değerlendirmesi yapıldı.
Türkiye'nin önemli bir silah tedarikçisi haline geldiği vurgulanarak, "Orta Doğu'daki kriz, Körfez ülkeleriyle savunma alanındaki işbirliğinin genişlemesini de beraberinde getirdi" ifadeleri kullanıldı.
Savunma sektörünün kamu ve özel şirketlerden oluşan geniş bir ağ, yerli tedarik zincirleri ve devlet destekli araştırma-geliştirme (Ar-Ge) programlarıyla desteklendiği kaydedildi.
Türkiye'nin yerli üretiminin topçu ve roket mühimmatı, insansız hava araçları (İHA), insansız deniz araçları, zırhlı personel taşıyıcılar ve elektronik harp sistemlerini kapsadığı belirtildi.
Raporda, "Sektördeki bu büyüme, Türkiye'nin yerli sanayisini güçlendirme, ihracatını özellikle gelişmekte olan pazarlara genişletme, dış tedarikçilere olan bağımlılığını azaltma ve silah ihracatını yeni uluslararası ortaklıklar kurmak için bir araç olarak kullanma şeklindeki stratejik hedeflerine katkıda bulunabilir" değerlendirmesi yapıldı.
Türk savunma şirketleri AB pazarına yöneliyor
Raporda, Türk savunma sanayisi şirketlerinin satışlarını artırmak, bilgi birikiminden yararlanmak ve teknoloji transferine erişmek amacıyla AB pazarına giderek daha fazla yöneldiği belirtildi.
Türk şirketlerinin çeşitli AB ülkeleriyle ortak üretim tesisleri kurduğu ve ortak projelere ilişkin kapsamlı mutabakat zaptları imzaladığı aktarıldı.
Raporda, "Türk şirketleri, satışlarını artırmak ve aynı zamanda bilgi birikimi ile teknoloji transferine erişim sağlamak amacıyla giderek daha fazla AB pazarına yönelmektedir. Ayrıca Türk şirketleri, çeşitli AB üyesi ülkelerle ortak üretim tesisleri kurmakta ve ortak projelere ilişkin kapsamlı mutabakat zaptları imzalamaktadır" ifadeleri kullanıldı.
