Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Uzmanı Dr. Gökberk Durmaz, ABD Dış Politikası ve Atanamayan Büyükelçiler’e ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.
YENİ AKİT ANKARA
Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Uzmanı Dr. Gökberk Durmaz, ABD Dış Politikası ve Atanamayan Büyükelçiler’e ilişkin dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.
Durmaz; Biden yönetiminin 186 büyükelçiliğin önemli bir kısmı için henüz atama yapmamış olmasına dikkat çekerek, “İngiltere, Almanya, İtalya, Avusturalya gibi müttefiklerinin yanı sıra Hindistan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Güney Kore, BAE, Ukrayna gibi kritik ülkelere büyükelçi görevlendirilmemesinden doğan diplomatik boşluk, ABD dış politikasını ciddi şekilde etkiliyor ve bu ülkelerin öfke duymasına sebep oluyor” dedi.
Durmaz yazısına şöyle devam etti: “ABD’de on yıllardır büyükelçiliklerin yaklaşık üçte birini kariyer dışı atananlar oluşturuyor. Genellikle iş veya siyaset dünyasından gelen büyükelçiler Batı Avrupa'yı, zengin veya çok önemli diğer ülkeleri, NATO ve Avrupa Birliği gibi uluslararası örgütleri tercih ediyorlar. Kariyer dışı atanan büyükelçilerin büyük çoğunluğu ülke veya bölgesel uzmanlığa sahip olmadıkları gibi neredeyse hiçbiri ev sahibi ülkenin dilini konuşamıyor. Kariyer elçilerin dışındaki bu atamalar, hükümet değişikliklerinden hemen etkileniyor ve büyükelçiler geri çekiliyorlar. Başkan Trump kendi döneminde, profesyonel diplomatlar yerine siyasi müttefiklerine büyükelçilik dağıtma tercihi yapmıştı, büyükelçilerin yaklaşık %44'ü kariyerli diplomat değil siyaseten atanmış kişilerdi. Geçmiş cumhurbaşkanları döneminde bu oran %30'a yakındı. Biden'ın yaklaşık 70 büyükelçi adayının yüzde 60'ından fazlası da kariyer diplomatı değildir. Biden’ın döneminde bu denge daha da sarsılmıştır. ABD büyükelçiliklerinin önemli bir kısmı siyasi bağışçılara, iş dünyası liderlerine ve kariyer diplomatı olmayan diğer kişilere tahsis edilmektedir (1 no’lu dipnottaki tabloda kariyer mensubu olan ve olmayan büyükelçiler gösterilmiştir). Başkan Biden, atadığı büyükelçilerin Amerikan nüfusunu daha iyi temsil etmeleri için çeşitlendirilmeleri sözünü verdi. Beyaz Saray Sekreteri Jen Psaki, elçilerinin ‘ülkenin çeşitliliğini temsil etmesini ve buna transseksüel topluluğun üyeleri olan LGBTQ bireyleri de dahil etmesini’ sağlamak istediklerini söyledi. Ancak bazı uzmanlar, yabancı müttefiklerin ABD'nin güvenilirliğinden şüphe duyduğu böyle bir zamanda, büyükelçi olarak atanan kişilerin gergin diplomatik ilişkileri yeniden kurmak için gerekli uzmanlığa sahip olmasının kritik önem taşıdığına işaret ediyorlar. Siyasi müttefikleri ödüllendirici büyükelçi atamalarının, Amerika'nın küresel konumunu yeniden tesis etme girişimlerini baltalamakla, tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu gecikmelerin zaten kırılgan olan dış ilişkileri sarsabileceği de değerlendiriliyor. Dış politika gündeminin ciddi olduğu dönemlerde, devlet adına söylenen sözlerin ciddiyeti ve ağırlığı bakımından, profesyonelliğin (kariyer diplomat seçiminin) patronajın önüne geçmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. ABD sistemindeki atalet, ülke için hayati öneme sahip dünya başkentlerinde doldurulmamış pozisyonlar bıraktı, Biden henüz Birleşik Krallık'a bile bir büyükelçi bile atayamadı, Tükenmiş diplomatik yapı, Washington'un kutuplaşmış siyasetinin ve eşit olarak bölünmüş Senato'nun doğurduğu bir sonuç olarak ortadadır. İki (sağcı) Cumhuriyetçi senatör, Texas'tan Ted Cruz ve Missouri'den Josh Hawley sürekli itiraz ederek Senato'nun oybirliği ile karar almasına engel olmaya ve süreci yavaşlatmaya devam ediyorlar”
