• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

6 Mart 2024: Günün Âyet ve Hadisi

Yeniakit Publisher
2024-03-06 07:11:00 - 2024-03-06 07:15:21
6 Mart 2024: Günün Âyet ve Hadisi

Sizler için hazırladığımız 'Günün Âyet ve Hadisi' ile 'Günün Sözü'nü istifadelerinize (6 Mart 2024) sunuyoruz...

VAHYİN DİLİNDEN



Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla

1/2- Çoklukla övünme yarışı sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.
3- Hayır! Yakında anlayacaksınız!
4- Hayır hayır! Elbette yakında anlayacaksınız.
5- Hayır! Keşke kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız!
6- Yemin olsun, cehennemi mutlaka göreceksiniz!
7- Sonra kuşkusuz onu gözünüzle ayan beyan göreceksiniz.
8- Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz.

(Tekâsür Suresi)                (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri başkanlığı)

TEFSİRİ:

“Çoklukla övünme yarışı”
diye çevirdiğimiz 1. âyetteki tekâsür kelimesi, bu sûre bağlamında özellikle “yüksek bir amaç gütmeden, neden niçin demeden mal, evlât, yardımcı ve hizmetçi gibi her devrin telakkisine göre çokluğuyla övünülen şeyleri büyük bir tutkuyla durmadan çoğaltma yarışına girişmek, mânevî ve ahlâkî sorumluluğunu düşünmeden alabildiğine kazanma hırsına kendini kaptırmak” anlamına gelmektedir. Bu tutku bireysel olabileceği gibi toplumsal da olabilir. Âyette tekâsür kavramı Câhiliye toplumunun zihniyet yapısını tanıtmakla birlikte evrensel bir mesaj da içermekte, genel bir tesbit ve dolayısıyla uyarı anlamı da taşımaktadır. Nitekim çağımızda bazı ülke ve toplumlarda hâkim maneviyattan yoksun seküler zihniyet de durmadan üretmek, tüketip tekrar üretmek, kârı ve serveti sınırsızca çoğaltmak şeklinde bir dünya görüşünü içerir. İşte bu dünya görüşü ve onun doğurduğu uygulamalar da bu âyette eleştirilen “çoklukla övünme yarışı”nın çağdaş örneğidir. Ancak insanlığın mânevî ve ahlâkî değerlerini, birikimlerini sistem dışı bırakan, hatta tahrip eden bu yarış, sonuçta ekonomik ve siyasî gücü, iletişim imkânlarını da kullanarak bireysel ilişkilerden uluslar arası ilişkilere kadar uzanan bir haksızlık ve adaletsizlik düzeni doğurmakta ve nihayet dünyayı “global” sorunlar alanı haline getirmektedir. İşte bu sûrede Mekke’nin burnu büyük eşrafının tutumları üzerinden temel bir insanlık sorununa ve bunun ağır bedeline dikkat çekilmiştir.

2. âyetteki mekābir kelimesi kabir anlamındaki makberenin çoğuludur. Tam anlamı “Sonunda kabirleri ziyaret ettiniz” demek olan cümleye müfessirler özellikle şu mânaları vermişlerdir:
a) Mecazi anlamda, “Sonunda ölüp kabirlere girdiniz; bu tutku ve yarış sizde ölünceye kadar sürüp gitti”;
b) Yine mecazi anlamda, “Öyle kibre kapıldınız ki birbirinize karşı kabirlerdeki ölülerle övündünüz”;
c) Lafzî anlamda, “Bizzat kabirlere gidip ölülerle övündünüz.” Tefsirlerde anlatıldığına göre Câhiliye Arapları mal, evlât, akraba ve hizmetçilerinin çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta övünürken yaşayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlüğünü geçmişleriyle de ispat etmek için kabirlere gider, “Bizde şu şu şerefli insanlar vardı” diyerek ölmüş akrabalarının kabirlerini gösterir, onların dahi çokluğuyla övünürlerdi. Sûrenin iniş sebebi olarak bu tür rivayetler bulunmakla birlikte genel anlamda insan fıtratındaki mal, evlât ve taraftarların çokluğu ile övünme vb. davranışlar eleştirilmekte, gerçek üstünlüğün âhirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir. 3-5. âyetlerin başındaki “hayır” anlamına gelen kellâ edatı, ebedî olan âhiret hayatını, orada verilecek hesabı ve bu hesap için hazırlık yapmayı unutup da fani olan ve ancak daha yüksek amaçlar için kullanıldığında bir değer ifade eden mal mülk vb. imkânları bilinçsizce çoğaltma yarışına girişerek bunlarla avunup övünmenin korkunç bir gaflet ve ahmaklık olduğunu vurgulamak maksadıyla üç defa tekrar edilmiştir. 5. âyette “kesin bir bilgi” diye çevirdiğimiz ilme’l-yakīn tamlaması sözlükte “bir şeyi gerçek haliyle idrak etmek” anlamına gelen “ilim” kelimesi ile “gerçeğe uygun kesin bilgi” anlamındaki yakīn kelimelerinden oluşan bir terim olup “kesin olan aklî ve naklî delillerin ifade ettiği bilgi” diye tarif edilmiştir (bu terim hakkında bilgi için bk. Yusuf Şevki Yavuz, “İlme’l-yakīn”, DİA, XXII, 137).



“... gözünüzle ayan beyan göreceksiniz” diye çevirdiğimiz kısımdaki ayne’l-yakīn tamlaması sözlükte “göz” anlamına gelen ayn ile “gerçeğe uygun kesin bilgi” anlamındaki yakīn kelimelerinden oluşan bir terim olup gözlem yoluyla elde edilen ve doğruluğu apaçık olan bilgiyi ifade eder (bk. Yusuf Şevki Yavuz, “Ayne’l-yakīn”, DİA, IV, 269). Ayne’l-yakīn ile elde edilen bilginin ilme’l-yakīn ile elde edilenden daha üstün ve kesinlik derecesi daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır (ayrıca bk. Âl-i İmrân 3/18). Yüce Allah dünya hayatında mutlak gerçeği kabul edip de âhiret için hazırlık yapmayan, aksine fâni şeylere aldanıp onlarla başkalarına karşı övünenlerin âhirette cehennem azabıyla cezalandırılacağını yemin ederek haber vermiştir.
6. âyette “Cehennemi mutlaka göreceksiniz” ifadesinin mecazi bir görme şeklinde anlaşılmaması için 7. âyette, “Onu ayne’l-yakīn olarak, gözünüzle ayan beyan göreceksiniz” buyurulmuş; böylece hem tehdit pekiştirilmiş hem de cehennem olayının büyüklüğü ifade edilmiştir (Ebû Hayyân, VIII, 508). 8. âyet ise Allah’ın verdiği nimetlerin şükrünü yerine getirmek üzere O’nun yolunda ve emrettiği şekilde değerlendirmeyip de onları başkalarına karşı övünme ve kendini üstün görme – gösterme aracı yapanların bu nimetlerden hesaba çekileceklerini, sonuçta şiddetli bir şekilde cezalandırılacaklarını anlatmaktadır.

Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 678-679-680

 

ALLAH RESULÜ'NDEN (Sallelahu Aleyhi ve Sellem) 

"Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız.
  Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranıştır."

Kaynak: Müslim, Zühd 9

 GÜNÜN SÖZÜ:


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Söz dûadır duâ sözdür...mü' minler khayra duâ eder...

"5. âyette “kesin bir bilgi” diye çevirdiğimiz ilme’l-yakīn tamlaması sözlükte “bir şeyi gerçek haliyle idrak etmek” anlamına gelen “ilim” kelimesi ile “gerçeğe uygun kesin bilgi” anlamındaki yakīn kelimelerinden oluşan bir terim olup “kesin olan aklî ve naklî delillerin ifade ettiği bilgi” diye tarif edilmiştir "...ilimel yakîn... tamlamasının anlamı tam manasıyla - yaşıyormuşcasına bilinen ilimdir -...meselâ; peygambetimiz sav. "hâli vakti gücü olduğu halde dilenen kişinin istediği şey avucunda cehennem ateşi olur " buyuruyor...işte bu bilgiyi bilen birinin ...o istenen şeyin avucunda ateş olduğunu hissederek dilencilikten uzak durması aynel yakîndir... bilenin uygulaması -aynel yakîn- ile duygusal zekâ ile mümkün olur...duygusal zekâ insanı daima diri tutan şuurun adıdır...dikkat ediniz bu bilgiyi bilen insanın uygulaması... sonradan öğrenen insanın günahlarından vazgecmesi de böyledir...burada çok ilginç bir ayrım karşımıza çıkıyor...bildiği hâlde uygulamamak neyin nesidir?...hangi sınıfa girer?... işte bugün bilginin ortalarda uçuştuğu... uygulamanın olmadığı...insanlarda o ilmî uygulayacak duygusal zekâ yoğunluğu oluşmadığı için ilim - bilim garip kalmıştır...oku! Yaradan Rabbinin adıyla oku! İkraı' bismi rabbikelležî khalakh... insanı oku ...çevreni oku...kendini oku ... gökyüzünü oku ... tohumu...filizi... fidanı... ağacı... ormanı... ormanı ve... ormanı yakan insanı oku... ama yaradan Rabbinin adıyla oku...işte o zaman ilmek yakîn şuuru oluşacaktır...ahlâkî üstünlük topluma huzur getirecek... hapishanelerde insan kalmayacaktır...cenneti merak eden insanlar dünyada o cennetin ( şükür ve sabır la gelen ) lezzetinin ucundan yakalayacaktır...Allah şu Ramazan'a yaklaştığımız mübarek günlerde bunu idrâk edebilmeyi...hayatımıza Hayy etmeyi nasîb etsin... cümlemize af...afiyet...selâmet versin...âmiiin

Evet

İnsanlar uykudadır öldükleri zaman uyanır...melekler hergün bize günahtan uzak durun ...günah işlemeyin diye seslenir fakat insanlar duymaz... ölünce duyarlar
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23