• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

27 Eylül 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
27 Eylül 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Bu sözler kulaklarımıza küpe olsun. Sizler için hazırladığımız, Günün Ayet ve Hadisi ile Günün Sözünü, Günün Fotoğrafını istifadelerinize sunuyoruz... (27 Eylül 2026)

ÂYET - VAHYİN DİLİNDEN:



(٣٧) فَاَمَّا مَنْ طَغٰىۙ
(٣٨) وَاٰثَرَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۙ
(٣٩) فَاِنَّ الْجَحٖيمَ هِيَ الْمَأْوٰىؕ

Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla  

(37- 38) Azgınlık yapan ve dünya hayatını âhirete tercih eden kişi;
(39)      Cehennem işte onun için tek barınaktır.

(Naziât Suresi, 79/37-39)         (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)


TEFSİRİ:

Bu birkaç kısa âyette âhiretteki büyük kaybı veya büyük kurtuluşu hazırlayan olumsuz ve olumlu tutumların çok veciz bir özeti yapılmıştır. “Azgınlık” diye çevirdiğimiz “tuğyân” kavramı Tûr sûresinde (52/33) “akıllı ve ağırbaşlı düşünüp davranma” mânasındaki “hilm”in karşıtı olarak kullanılır; bu da Câhiliye insanının işin önünü sonunu hesap etmeyen, fevrî, bilinçsiz, inatçı ve inkârcı tutumunu ifade eder. Böyleleri genellikle anlık yaşadıkları için fâni dünyanın ötesine bakmazlar.

İşte 39. âyette bunların kötü âkıbeti hatırlatılmaktadır. Bu kümenin son iki âyetinde ise, Allah’ın huzurunda dünyada yaşadığı hayatın hesabını vereceğini düşünerek geçici heveslerini bir yana bırakıp sorumlu bir hayat geçirenlerin büyük ödüle ve kurtuluşa kavuşacakları müjdelenmektedir.

Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 550



HADİS - ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)   

"Meşru dairede eğleniniz ve oynayınız.
  Ben dini yaşantınızda bir kabalığın (yobazlığın) görünmesinden hoşlanmıyorum."


Kaynak: Hadis-i şerif, Beyhaki)

 

GÜNÜN SÖZÜ:




GÜNÜN FOTOĞRAFI:


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Evlilik, alelade bir birliktelik değil, iki cihan saadetini hedefleyen ve Yüce Allah’ın izniyle kurulan mukaddes bir akittir. Bu sebeple evlilik kararı arefesinde olan gençlerin bin kere düşünüp bir kere karar vermesi, hissiyatla değil basiretle hareket etmesi elzemdir. Günümüzde ne yazık ki evlilik müessesesi, geçici heveslerin kurbanı edilmekte ve "pazara kadar" süren sığ bir anlayışla ele alınmaktadır. Halbuki İslam inancında ve kadim kültürümüzde evlilik, iyi günde ve kötü günde sadakatle sürdürülecek, mezara kadar devam edecek bir ahitleşmedir. Birbirine örtü ve dayanak kılınan eşlerin, ufak sarsıntılarda bu mukaddes bağdan vazgeçmesi, hem toplumsal hem de manevi yapıyı derinden sarsmaktadır. Bazı modern çevreler boşanmayı da evlenmek gibi tabii bir hak ve özgürlük olarak nitelendirse de bu iddiaya karşı esaslı bir itiraz yükseltmek dini ve ahlaki bir vecibedir. Boşanılacaksa neden evlenilmiş, neden o büyük yükümlülüklerin altına girilerek masum canlar dünyaya getirilmiştir? Aile birliği bozulduğunda, ayrılığın getirdiği en büyük sefaleti ve manevi yıkımı hiç şüphesiz günahsız çocuklar çekmektedir. Anne ve babanın fıtri desteğinden mahrum kalan bu yavruların ruhi dengesi bozulmakta, sağlıklı bir sosyalleşme süreci ve topluma uyum sağlama olgusu neredeyse imkansız hale gelmektedir. Parçalanmış bir ailede büyüyen çocukların yaşadığı travma, geleceğin toplumunu da manevi bir buhrana sürüklemektedir. İslam dini, boşanmayı tamamen yasaklamamış olsa da onu en son çare olarak görmüş ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) vasıtasıyla helaller arasında Allah Teâlâ’nın en sevmediği şeyin boşanma (abgazu’l-helâl) olduğunu açıkça beyan etmiştir. Aile içinde sabır, fedakarlık ve müsamaha esas olmalıdır. Eşlerin karşılaştıkları imtihanlar karşısında hemen pes edip ayrılık yolunu seçmeleri, sadece kendi dünyalarını değil, kendilerine emanet edilen nesilleri de ziyan etmektedir. Evlilik mukaddes bir emanettir ve bu emanete sadakat göstermek, nefsi arzuların önünde tutulmalıdır. Evlilik sadece bir dünya vazifesi değil, aynı zamanda ahiret mesuliyetidir. Eşlerin birbirine karşı tahammül sınırları daraldığında, şeytanın vesveselerine kapılmak yerine sükunete, duaya ve aile büyüklerinin hakemliğine sığınmaları icap eder. Sabrın sonunun selamet olduğunu unutan, en ufak bir geçimsizlikte soluğu mahkeme kapısında alan çiftler, sadece kendi huzurlarını değil, evlatlarının geleceğini ve toplumun ahlaki niyetini de baltalamaktadır. Unutulmamalıdır ki, İslam ahlakıyla yoğrulmuş sağlam bir aile yuvası, müminler için adeta bir cennet bahçesidir; bu bahçeyi kurutmaya yeltenmek yerine, her türlü meşakkate göğüs gererek yeşertmek ve nesiller boyu sürecek bir sadakat köprüsü inşa etmek her Müslümanın asli vazifesidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23