• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Arseven
Serdar Arseven
TÜM YAZILARI

Etiyopya’dan bakınca…

23 Ocak 2015
A


Serdar Arseven İletişim: [email protected]

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Bakanlar Mevlüt Çavuşoğlu, Mehdi Eker, Nihat Zeybekçi, Fikri Işık, Veysel Eroğlu, milletvekilleri, işadamları ve biz basın mensupları, Etiyopya- Cibuti programındayız.

Etiyopya 100 milyonluk bir ülke, büyüme hızı dünya ortalamasını beşe katlıyor, Afrika kıtası dünyaya buradan bağlanıyor, koca kıta Türkiye’ye/ Anadolu işadamlarına hudutsuz kazançlar sağlayacak çok büyük bir potansiyele sahip.

Dünya bambaşka bir yöne gidiyor; bütün güzellikleri “Batı”da bütün çirkinlikleri de “Doğu”da gören İttihat Terakki zihniyetinin son kalıntıları ile uğraşmakta olduğumuz bu süreçte, “Yeni Dünya” gerçeklerine hazır olmaya çalışıyoruz.

Dengelerin nasıl değiştiğini gözler önüne seren birkaç çarpıcı noktaya temas edelim:

1980 yılında ABD artı Avrupa ekonomilerinin toplam büyüklüğü, “Doğu”yu beşe katlıyordu.

Batılı ekonomistlerin de birleştikleri tahminlere göre, 2020 yılında Batı ve Doğu ekonomileri eşitlenecek.

Bir süre sonra da Doğu, Batı’yı geçecek!..

En gelişmiş ülkelerin yani G-7’lerin 1980 yılında dünya gayri safi hasılasından aldığı pay yüzde 56’ydı. 2020’lerde alacakları pay yüzde 30 civarında olacak.

Türkiye, bu durumu 12 yıl öncesinden gördü ve tedbirlerini ona göre aldı.

Şunu demek istiyorum:

‘Batı’dan gelen yönlendirmeli tepkilere bakarak, Türkiye’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yolunun kesileceğini, işinin bitirileceğini düşünenler yanılıyorlar.

Dünya zeminine yayılan Türkiye, önümüzdeki on yılların en avantajlı ülkesidir.

“Paralel Yapı” bunu göremediği için ani hareketlerle kendisini fevkalade zor durumda bıraktı.

Muhalefet bunu göremediği için “Paralelcilerin” kuyruğuna takıldı!

Tabii…

Avantajlı olmak, işin bittiği anlamına gelmiyor.

Bizler, Osmanlı’nın mirasına sahip çıkabilirsek, Osmanlı’ya “layık” olabilirsek, Afrika’nın ve Doğu’nun bize sunduğu muhteşem imkânlardan sonuna kadar istifade edebiliriz.

Ecdadımıza bakınız; 

Rahmetli Sultan II. Abdülhamid Han, 1896 yılında buralara iyice el atmış…

“Halifemiz”, bu bölgenin sunduğu muhteşem imkânları değerlendirmeye, o güç koşullarda bu bölgeyi Osmanlı tesiri altına almaya çalışmış...

Buralarla ticari köprüler kurmaya gayret etmiş...

Genç Cumhuriyet ilk yıllarında  Sahra-Altı Afrika’daki ilk yerleşik Büyükelçiliğimizi  Addis Ababa’da tesis etmiş…

Sonrasında, Osmanlı’ya dirsek gösterme, “gençliği yeniden yaratma” (!)  çabaları yüzünden tarihimizle ve tabii Afrika ile bağlarımız kopma noktasına gelmiş.

Şimdilerde…

Türkiye “özüne” dönüyor.

Düne takılmadan, dünde kalmadan ama birikimlerimizi de göz ardı etmeden, hızla ilerliyor.

Türkiye’nin 2005 yılını “Afrika Yılı” ilân etmesinin anlamı üzerinde biraz olsun düşünelim lütfen!..

Ülkemiz buralardan çok büyük istifadeler sağlayacak ve tabii “Osmanlı Ruhu” ile çok büyük istifadeler de sunacak.

Bu adeta yeniden kurulmakta olan 100 milyon nüfuslu ülkeye ihracatımız şu an itibarı ile sadece 270 milyon ABD doları.

Etiyopya’ya ihracatımızın çok az, bu ülkenin yatırım ihtiyacının ise çok fazla olması, iş dünyamızın nasıl bir fırsatın eşiğinde olduğunu gösteriyor.

Etiyopya bir misal; nice Etiyopyalar var ve nice devasa imkânlar.

Türkiyemiz, “Beyaz Adam”ın soykırımlarından, işkencelerinden kurtulup nefes almaya başlamış olan Afrika ülkeleri için en uygun model.

En güvenilir ülke.

En çalışılabilir ülke.

Bu Türkiye’nin sistemli çalışmaları sayesinde oldu.

Hemen belirtelim; bu güveninin oluşmasında  Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)’nın ve Başkanı Dr. Serdar Çam’ın büyük katkıları var.

Afrika’daki ilk ofisini 2005 yılında Addis Ababa’ya açan TİKA,  işe temiz su temini, sağlık, eğitim, tarım, sanayi alanlarındaki destekler, hizmet sektöründeki kapasite geliştirme programlarıyla, teknik malzeme ve ekipman yardımlarıyla başladı.

100’ün üzerinde su kuyusu açtı, yüz binlerce insanın suya erişimi sağladı.  

Teknik malzeme ve ekipman sundu.

Etiyopya’dan uzmanları Türkiye’ye getirdi, onlara eğitim verdi.

Etiyopya Harar Osmanlı Konsolosluk Binası’nın (Muhammed Ali Köşkü) restorasyon çalışmalarını yürüttü.

Okul binaları inşa etti, eğitim kurumlarına malzeme yardımlarında bulundu, Osmanlı dönemine ait mimari motifler taşıyan müstakil binalara sahip çıktı, restorasyon planlamasına aldı.

TİKA, buralara niçin böylesine ağırlık veriyor?..

“Yeni Türkiye” bu büyük açılımları niçin yapıyor?..

Daha genel bir soru yöneltelim:

“Sömürü düzeninin kaleleri, niçin Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alıyor?..”

Azıcık aklı olan anlar!..

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23