FENERBAHÇE ve Aziz YILDIRIM
FENERBAHÇE ve Aziz YILDIRIM
AYHAN DEMİR
Gazetemizin değerli yazarı Ahmet GÜLÜMSEYEN’in spor sayfasındaki yazılarını büyük bir ilgiyle takip ediyorum. Tamamen spora adanmış, spor ile iç içe bir hayatı olan GÜLÜMSEYEN’in, sıkı bir Trabzonsporlu olduğunu da biliyorum. Bu sebeple, kendisinden müsaade isteyip, bir spor yazısı kaleme almak istiyorum.
Her şeyden önce: Bu satırları, bir FENERBAHÇE Spor Kulübü taraftarı olarak yazıyorum.
Fenerbahçe’yi tutma nedenim, sadece profesyonel ve amatör şubelerde başarılı bir spor kulübü olmasından ibaret değildir. Fenerbahçe’yi tutma nedenim, kuvvet veren, köklü tarihidir. Fenerbahçe’yi tutma nedenim, onun derin ve anlamlı toplumsal kimliğidir. Fenerbahçe’yi tutma nedenim, esir şehre, hürriyet umudu aşılayan hikâyesidir.
Fenerbahçe, bu toprakların hüznü ve neşesi ile yoğrulmuş koca bir çınardır.
Fenerbahçe, yok edilme tehdidine karşı ortaya koyulan, direniş ve diriliş azmidir.
Fenerbahçe, esaret dayatmasına karşı verilen, istiklal ve istikbal mücadelesidir.
Fenerbahçe, vatana ve millete olan sarsılmaz sadakatin sönmeyen meşalesidir.
Fenerbahçe, sarının gıptası, lacivertin asaleti, yeşilin başarısı ve yükselen gücüdür.
Fenerbahçelilik, sportif başarıların ötesinde; renklere ve armaya duyulan karşılıksız bir aidiyet ve sadakattir.
Fenerbahçelilik, kazanılan madalya ve kupaların ötesinde; vatanseverlik duygusu ve her daim milli mücadeleye destek vermiş olma gururudur.
Fenerbahçelilik, sayısal çoğunluğun, niteliksiz kalabalığın ötesinde; birliktelik duygusunu ve isyan ruhunu her daim diri ve iri tutma gayretidir.
Fenerbahçelilik, günübirlik gönül eğlendirmenin, dönemsel bir kalp çarpıntısının ötesinde; ömür boyu devam eden bir hayat arkadaşlığı, hiç bitmeyen bir sevdadır.
Fenerbahçelilik, rastgele bir tercihin ötesinde; nesilden nesile aktarılan, ailenin en ihtiyarından en gencine miras bırakılan ve beşikten mezara kadar korunan bir emanettir.
Bu uzun girizgâhtan sonra, sözü Fenerbahçe Spor Kulübü seçimlerine getirmek istiyorum.
1998 yılından bugüne uzanan, çeyrek asrı aşan dönem; önce uzun süreli bir istikrar ve başarı, ardından büyük bir “değişim” rüzgârıyla gelen görece istikrarsız ve başarısız yıllardan oluşuyor.
Aziz YILDIRIM’ın başkanlığında geçen 20 yıl boyunca; altı futbol ligi şampiyonluğu, basketbol ve voleybol başta olmak üzere diğer şubelerde sayısız kupa ile Fenerbahçe tarihinin en büyük başarıları elde edildi. Bunun yanı sıra maddi anlamda kulübe önemli kaynaklar sağladı. FENERİUM mağazacılık ve kulüp şirketleşme modelleri, Türkiye’de öncü oldu. Ayrıca Şükrü SARAÇOĞLU Stadyumu yenilendi, Topuk Yaylası ve Faruk Ilgaz tesisleri kulübe kazandırıldı.
Aziz YILDIRIM, kulübün haklarını her platformda cesurca savundu. Fenerbahçe için hapis yatmaktan bile çekinmedi. 2011 yılındaki “3 Temmuz Süreci” tam da FETÖ’nün hedeflediği gibi kulübe sportif ve ekonomik olarak büyük bir darbe vursa da başta Aziz YILDIRIM olmak üzere tüm Fenerbahçeliler, kulüp etrafında kenetlendi. Nihayetinde Fenerbahçe ve Aziz YILDIRIM, bu zorlu süreci, alnının akıyla atlattı. Bu süreç, Fenerbahçe’nin ve Fenerbahçeliliğin; kumpas, para ve diğer illegal yollar ile yıkılamayacak kadar sağlam bir kale olduğunu, dosta düşmana gösterdi.
Ne derler bilirsiniz: “İnsan unutkandır, unutur.” Aziz YILDIRIM’a karşı büyük bir “vefasızlık” sergileyen bazı yönetici ve kongre üyeleri, bu zorlu süreci “kazanca” çevirip, yönetimi devraldı. Haziran 2018’deki seçimde büyük bir “değişim” rüzgârıyla göreve gelen Ali KOÇ, Aziz YILDIRIM’ı sandıkta açık farkla geride bıraktı. Fakat bu tarihten sonraki 7 yıllık dönemde kulübün durumu, açık farkla, Aziz YILDIRIM döneminin gerisinde kaldı. Bu dönemde sportif anlamda istikrarsızlığın yanı sıra yeni tesisleşmede herhangi bir varlık gösterilememesi, taraftarlara büyük bir hüsran yaşattı.
Eylül 2025’te yapılan olağanüstü kongrede Sadettin SARAN’ın, KOÇ’u küçük bir farkla geride bırakmasıyla; bazı Fenerbahçeliler, kötü günlerin geride kaldığı umuduna kapıldılar. Ancak bu umutlar, kısa sürede, yine hüsranla neticelendi. Sadettin SARAN’ın kısa süreli başkanlığı, sportif başarılar yerine, spor ile hiçbir ilgisi olmayan bambaşka konuların gölgesinde kaldı.
Velhasıl, “değişim” diyerek, Aziz YILDIRIM’ı gönderenler, onun dönemindeki başarıları yakalamak bir yana yakınından bile geçemediler. Üstelik kulübün en büyük özelliklerinde biri olan birlik ve beraberliğine de önemli zararlar verdiler.
Fenerbahçe Spor Kulübü, şimdi yeni bir dönemin eşiğinde bulunuyor. Aziz YILDIRIM, kendisine yönelik büyük vefasızlığa rağmen kulübe ve camiaya olan büyük sevgisi sebebiyle, bu hafta sonu gerçekleştirilecek seçimli genel kurul için yeniden başkan adayı oldu. Gelenek ve yeniliğin harmanlandığı, “eski tüfek” olarak tabir edilen ağır toplar ile iş dünyasının güçlü figürlerini bir araya getiren tecrübeli ve finansal anlamda kuvvetli bir yönetim ile yeniden kolları sıvadı.
Aziz YILDIRIM’ın yeniden başkan seçilmesi durumunda, özlenen güçlü liderlik ve deneyimli yönetim anlayışı ile birlikte, özellikle futboldaki başarısızlığa karşı “dur” deyip, bir “kurtuluş hamlesi” yapacağına inanıyorum. Bundan daha önemlisi, camiadaki kutuplaşmayı sona erdirip, Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik kavramları etrafında inşa edilen geleneksel değerlere dönüşü de sağlayacağı kanaatindeyim.
Bunlar, benim düşüncelerim. Ve benim gibi düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Bununla birlikte, elbette, son söz Fenerbahçe Spor Kulübü kongre üyelerinindir.