Düşmanın okları, Erdoğan’a yönelmiş, görmüyor musun Özel!
Düşmanın okları, Erdoğan’a yönelmiş, görmüyor musun Özel!
ALİ KARAHASANOĞLU
Dün CHP’de fındık kabuğunu doldurmayan bir tartışmanın alevlendirilmesi amacı ile yaşanan gerginlik, neyse ki tatsız bir olay yaşanmadan sonuçlandı..
CHP’nin genel başkanı, grup toplantısının kendi kararları ile olabileceğini düşünüyordu.
Özgür Özel tarafı ise, mutlak butlan kararı sonrasında, mahkemenin kararını da devre dışı bırakacak şekilde, “Genel başkanın dışında bir isim, grup başkanı olabilir. Biz grup başkanı olarak Özgür Özel’i seçtik. Mahkeme kararında, grup başkanı ile ilgili bir hüküm yok. Özgür Özel grup başkanıdır” tilkiliğine soyundular..
Ve Genel başkanlık koltuğuna delege satın alınması ile oturduğu mahkeme kararında kabul edilen Özgür Özel, grup başkanı sıfatı ile, TBMM’de konuşma yapmak üzere hazırlığını tamamladı.
Fındık kabuğunu doldurmayan bir tartışma. Ama hukuki kanaatimi söyleyeyim..
TBMM Başkanlığı, “bu konuda tarafsızız, partilerin iç işlerine karışmayız” dese de..
Sonuçta karışmış oldu.
TBMM içinde bir salonu, CHP Genel Başkanı’nın iznini aramadan, onayını almadan, hatta tam aksine açıklamalara rağmen, kendilerini yetkili gibi gösteren bir topluluğa tahsis etti.
Kimsenin konuşma yapmasını, düşüncelerini açıklamasını önlemek üzere cebri işlemleri önerecek bir karakterim yok.
Yetkisi olmasa bile, Özgür Özel konuşmasını yapsın. İtirazım yok.
Ama konuşmasında, basın kuruluşlarına hakaretler savuruyorsa..
TBMM Başkanlığı’nın da, “Bizim tahsis ettiğimiz salonlarda, siyasetin dışına çıkılarak, ona buna, herkese, “sümüklüler-yavşaklar” diyemeyeceğini hatırlatması gerekir.
Bir partinin genel başkanına “Hain” diye slogan atılmasının, partinin iç işleyişindeki disiplin hükümlerini harekete geçirmesi gerektiği bir yana, TBMM Başkanlığı’nın da, “Burası dingonun ahırı değil. Burada sokak ağzı ile slogan atılamaz” uygulamasına artık geçmesi gerekir..
Bunlar genel düşüncelerim.
Ama Özgür Özel’in TBMM toplantısında görüşlerini açıklamasına genel anlamda itiraz etmemem, düşünce özgürlüğüne saygımdan kaynaklandığı gibi, onların da bizlerin tespitlerimize saygı duymaları gerektiği kanaatindeyim..
Nedir tespitim?
Belki de CHP içindeki kavgayı.. Tartışmayı.. Hatta Türkiye içinde yaşanılan gerilimleri, ihtilafları çözebilecek noktada, genel bir yol haritası..
Yüzyılların tekrarlarından tecrübe edilerek bugüne gelmiş bir sözün, yanlış uygulanmasının önlenmesine yönelik tespitim..
Dünkü konuşmasında, Özgür Özel aktardı..
“İmam-ı Şafii’ye soruyorlar; Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız? ‘Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür.’ diyor.”
Özgür Özel’in de aktardığı İmam Şafii’ye ait bu söz, haşa ayet değil, hadis değil ise de.
Ders çıkarmamız gereken bir söz olarak kabul etmemiz gerekir...
Özgür Özel’in, İmam-ı Şafii’yi hatırlaması güzel..
O sözü kendisine rehber alması güzel. Ama o güzel sözü yanlış kullanmaması lazım..
Şöyle ki, Özgür Özel konuşmasının devamında şöyle diyor:
“Bugün düşmanın oku demokrasi ve adalet isteyenlere, bugün düşman oku Gazi Mustafa Kemal’in partisine, Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelmiştir. Tüm demokratik sistem saldırı altındadır. Milletimizin iktidarı değiştirme iradesi saldırı altındadır.”
İmam-ı Şafii’nin sözünde olmasa da.. O sözden hareketle, Özgür Özel’in bu tanımlamasında bir yanlışlık var..
Önce düşman kim, onu belirlemeliyiz.
Bir-iki konuda ayrı düştüğünüz kişi değil..
Her konuda ayrı düştüğünüz, varlık sebebiniz olan konularda ayrı düştüğünüz kişi ya da grup sizin düşmanınızdır.
Bu çerçevede baktığınızda, CHP ile AK Parti düşman mıdır?
Dünkü Özgür Özel’in konuşmasında vardı.. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, TBMM’ye gittiklerini, AK Partililerle birlikte darbecilere karşı mücadele ettiğini ifade etti..
O zaman doğru tespiti yapalım..
Ak Parti ve CHP farklı siyasi partiler olmakla birlikte, her ikisinin de ortak düşmanı var. CIA kuklası olan FETÖ.
Bu çerçevede, kısır tartışmalara girmeden. “Biz CHP’liyiz. AK Parti bizim düşmanınız. AK Partililer daha çok Kemal Kılıçdaroğlu’na daha yakın görünüyorlar.. O halde Özgür Özel, o halde Ekrem İmamoğlu hak dostudur” şeklinde batıl bir kıyaslama yapacağımıza..
Düşmanlık konusunda hiçbir tereddüdümüz olmaması gereken CIA kuklası FETÖ’cülere bakalım.
Onların oku nereye yönelmiş bakalım.
Böylece hak dostunu bulalım..
Bakın FETÖ’cülere..
Yurtdışına kaçanlara. Yurtiçinde kalmaya devam edenlere..
Pensilvanya’dakilerden, Almanya’dakilere. İnglitere’dekilere kadar.Hepsine bakın..
Oklar kime yöneltimiş durumda?
Tabii ki ilk aşamada Tayyip Erdoğan’a..
Ve sonrasında da, Kemal Kılıçdaroğlu’na yöneltmiş durumdalar.
Özgür Özel’e soruyorum..
Binlerce FETÖ’cü yurtdışına kaçtı. Bunların birçoğu hâlâ o yapılanmanın emir-komutası altında Türkiye’deki iç siyaset ile ilgili görüşler açıklıyorlar, yönlendirmeler yapıyorlar..
Bir tane, “Tayyip Erdoğan doğru yapıyor” diyenini gördünüz mü?
17-25 Aralık yargı ve emniyet darbesinden sonraki seçimlerde, FETÖ’cülerin bir tek seçimde, Tayyip Erdoğan’ı veya AK Parti’yi desteklediğini gördünüz mü?
Mutlaka, ya CHP’yi desteklediler. Ya da güneydoğuda da HDP’yi..
2023’te Tayyip Erdoğan’a karşı Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediler..
Şimdi de Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı, Özgür Özel’i ve Ekrem İmamoğlu’nu destekliyorlar.
O halde, düşman okunu takip et Özgür Özel.
Düşman oku; bak gör, asla sana yönelmiş değil. Ekrem İmamoğlu’na yönelmiş değil..
Tam aksine, düşman oku, FETÖ’nün okları, önce Tayyip Erdoğan’a, sonra da CHP içindeki tartışma için de, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelmiş durumda.
O zaman, İmam-ı Şafii’nin sözünü aktarıp, onun sözünün tam aksini yapmak nasıl bir şeydir.
“Kemal Kılıçdaroğlu doğru yapıyor” diyen FETÖ’cü hiç gördünüz mü?
Hepsi Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırıyor..
Hepsi Özgür Özel’e ve Ekrem İmamoğlu’na destek sunuyor.
Özgür Özel, İmam Şafii’nin sözünü almış.. Doğru..
Ama yanlış yorumluyor..