• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Arseven
Serdar Arseven
TÜM YAZILARI

Allah göstermesin!..

25 Ocak 2015
A


Serdar Arseven İletişim: [email protected]

Etiyopya, Cibuti, Somali yollarında ilerliyoruz.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın buralarda nasıl bir rüzgâr estirdiğini haberlerimizden takip ediyorsunuz...

“Kapatın şu okulları, bunların yerine Milli Eğitim Bakanlığımız yenilerini açacak!” diyen Erdoğan’a,   Etiyopya Başbakanı’nın verdiği karşılığa bakın:

“Siz neyi isterseniz biz onu yaparız! Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni dikkate alırız. Sizi rahatsız eden Paralel Yapı’ya izin vermeyiz” 

Bu kadar!..

GÖRÜLMEMİŞ SEVGİ!

Erdoğan çok farklı bir lider...

Etiyopya’da onuruna verilen yemekte sahne alan sanatçılar, gecenin bir yarısında kaldığımız otele geldiklerinde bunun altını özellikle çizdiler.

Dediler ki; “Kendilerinin ayrılırken yanımıza gelmesi, hepimizle tek tek tokalaşması çok etkileyiciydi. Bugüne kadar ağırladığımız ‘yabancı’ devlet büyüklerinden hiçbiri bunu yapmadı.”

Cibuti’de sokaklara dökülen kitlelerin Türk konvoyuna sevgi gösterileri de görülmeye değerdi.

Bunlar hep “yatırım” işi; ilgi gösterirsen ilgi görürsün!

Sayın Erdoğan ve ekibi dünyadaki güç dengelerinin “Doğu” lehine değiştiğini yıllar evvel göremeseydi, Türkiye bugün hâlâ Avrupa Birliği’ne mahkûm olacaktı.

Birlik batışa giderken bizi de sürükleyecekti.

Bakın; 

Bugün sadece Etiyopya’da 3 milyar dolar düzeyinde “Türk yatırımı” var.

Erdoğan’ın 9 yıl önce gerçekleştirdiği ziyaretin semeresi olarak, 100 milyonluk Etiyopya’nın en büyük yatırımcı grubunu “Türkler” oluşturuyor.

Etiyopya ile ticaret hacmimizin son beş, altı yılda 10’a katlanması elbette tesadüf eseri değil.

Bir vakitler, Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı, Bülent Ecevit Başbakan, Sayın Devlet Bahçeli ile Mesut Yılmaz başbakan yardımcıları iken bunları hayal bile edemezdik.

Ankara, depremin vurduğu Marmara’ya ancak üç günde ulaşabilirdi o günlerde...

A.N. Sezer, böyle işadamlarını peşine takıp, ülke ülke dolaşacak, Afrika’ya çıkartma üstüne çıkartma yapacak...

Nerdeee!

O günlerde devleti yönetenler, yabancı devlet başkanlarının karşısında el pençe divan dururlardı, içlerinde eski demir perde ülkesinin kumar salonlarında burunlarına yumruk yiyeni de vardı, sınırlarımızın ötesine neredeyse hiç geçmeyeni de!..

O günlerde yurtdışına çıkanlar, hatta “Devlet Bakanı” olarak yurtdışına çıkanlar, resmen hakarete uğrarlardı.

Zamanın Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı’nı duvara dayayıp, derinlemesine arama taramadan geçirdiklerini dün gibi hatırlarız!..

Bakın tam da bunları yazarken, aklıma ne geldi...

Bizim muhabirlere MHP Genel Merkezi’nde dayak olayı!

Ses kaydını dinledim;

Dillerinden “Milliyetçilik” kavramını eksik etmeyenlerden bir topluluk, muhabirlerimiz Mehmet Özmen ile Sinan  Kaya’yı genel merkezlerinin lüks odalarından birinde, ilaveten garajlarında dövdükten ve bir araca bindirdikten sonra sokağa atarken....

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve diğer bazı “AK Parti” ruhlulara ne hakaretler ne hakaretler...

Bu hakaretlerin umumiyetle “milliyetçilik” tarafından geldiğini tahmin edersiniz...

Şimdi diyorum ki...

Bu “genç”lere birileri dünü ve bugünü kıyaslamalarına imkân verecek bilgileri sunsa...

Bunlara dense ki;

“ ‘Milliyetçi’lerle ‘Ulusalcı’ların koalisyonunda vergi gelirlerimizin yüzde 85’i faiz harcamalarına giderdi.

Bu oran şimdilerde yüzde 15’in altında.”

Kendi kendilerine sormazlar mı:

“Memleket gelirlerinin neredeyse tamamını götürüp faiz lobisine verenler mi yoksa faiz lobisine gidecek paranın neredeyse tamamını bu ülke insanına yönlendirenler mi daha milliyetçidir?..

Sormazlar mı;

“Türk işadamlarını yanına alıp diyar diyar dolaştıran, onların daha fazla yatırım yapmaları, ülkemize daha fazla katkı sağlamaları için her türlü kolaylığı sağlayan bir Cumhurbaşkanı mı, yoksa Ahmet Necdet Sezer gibi, bu işlerle pek alâkadar olmayan bir Cumhurbaşkanı mı?..

Sizce hangisi daha milliyetçidir?..

Milliyetçilik lafla olmaz, icraatla olur!..

Bunu bir idrak edebilseler...

Bir edebilseler!..

Ne diyelim, günün birinde uyanırlar İnşallah.

Uyanırlar da “dua dökülür” bugün “gerilim” üreten o dillerinden...

Belli mi olur, belki de...

Bugün şiddete yönelen “ellerini” semaya açar...

Ve derler ki...

 “Allah milletimize o günleri bir daha yaşatmasın!” 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23