THY- Güney Avrupa Haziran

Yine aileyi yıkan 6284 sayılı yasa üzerine

16 Aralık 2017 Cumartesi

Birkaç gün önce bir okuyucumuzdan telefon aldım. Ağlamaklı sesiyle şunları anlattı:

“Eşimle iyi kötü devam eden evliliğimiz vardı. Ancak bir akşam saat 20 sularında eşim oğlumuzla tartışmış, sinirlenerek mutfakta yemek masasını altüst etmiş. Sonra aşağıya inip kapıdan şirketime ait aracı almış ve cep telefonunu almadan dışarı çıkmış. Bu esnada kesinlikle benimle bir tartışması veya konuşması olmadı. Gece yarısı saat yarım civarında eve geldi. Bu saate kadar nerede olduğunu sorduğumda ‘sana ne’ diye karşılık verdi. Nereye gittin dediğimde ise ‘sevgilime’ diye cevap verdi. Çok ağırıma gitti. Tartıştık. Tekrar çıkıp gitti. Bir süre sonra kapı zilim çaldı. Eşim polislerle gelmişti. Bana 3 ay evden uzaklaştırma cezası verildiğini bildirdiler. O eve girdi, ben evden çıkarıldım. 

Aramıza soğukluk girdi. Şu an boşanma aşamasındayız. Yuvam 6284 sayılı kanun ile yıkıldı. Bu yasayı çıkaranları Allah’a havale ediyorum. Bu kanun ile Türk aile yapısını bozmaya çalıştıkları bariz iken hükümetimiz bu gerçeği neden görmezlikten geliyor anlayabilmiş değilim. Ak Parti’yi kurulduğu günden beri desteklemiş biri olarak isteğim aileyi parçalayan bu kanunu kaldırmalarıdır.”

Okuyucumuz daha sonra eşinin ve kendisinin karakolda verdikleri ifade tutanaklarını e-posta ile yolladı. Belgeler onu doğruluyordu. Eşine sert muamele hele kaba kuvvet yoktu. Eşi ifadelerinde bunu iddia da etmiyordu. “Şiddet uygulamasından çekiniyorum” demişti. Mahkeme bu sözü uzaklaştırma için yeterli bulmuştu. 

Aslında bu telefona rağmen bu konuyu yazmayacaktım. Ancak bugün Hürriyet Gazetesi’nde gördüğüm “UZAKLAŞTIRMA BİTTİĞİ GÜN KARISINI BIÇAKLADI” başlıklı haber üzerine yine yazma gereği duydum. Olay Adana’nın Seyhan ilçesinde geçmişti. İki kez uzaklaştırma cezası verilen Hüseyin Ö. adlı vatandaş sinirlenerek eşini bıçaklamıştı.

Yani 6284 sayılı yasa yine şiddeti davet etmişti. Buna benzer olaylar zaten sıklıkla medyada yer alıyordu.

Yazıyı hazırlarken daha önce hikâyesini yazdığım hastamızı arayıp durumunu sorayım istedim. Merak ediyordum, 6 aylık evden uzaklaştırma cezası bitmişti. Ne yapmıştı, onu da yazayım diye aradım. Çünkü eşini seviyordu, ciddi bir problemleri yokken eşi yalan ve çarpıtmayla şikâyetçi olmuş, evden uzaklaştırılan dostumuz ise ayrı ev tutmak zorunda kalmıştı. Büyük oğlu da babasının yanına gelmişti.

Meğer hastamız dertliymiş. Süre dolunca evine gitmiş. Anahtarları değiştiren eşi yine onu eve almamış. “Zorlama, tekrar karakola gider ve şiddet uyguladığını söylerim. 6 ay daha ceza alırsın. Ben seni istemiyorum” demiş. Üzgün bir şekilde dönerken komşularından biriyle karşılaşmışlar ve ona eşinin eve erkek aldığını gördüğünü söylemiş. “Yıkıldım, ne yapacağımı bilmiyorum. Giysilerim de evde, vermiyor. Perişanım.”

Kadını şiddetten korumanın yolu yaşanan binlerce örnekle görüldüğü üzere kocayı evden uzaklaştırmakla mümkün değildir. Kadına şiddetin önlenmesi genel ceza hükümlerinin etkin uygulanması ile sağlanması gerekmektedir. Aileyi parçalayarak çocukları ve eşleri mağdur eden yasa sadece feministleri memnun edecektir. Bireyin ve cinsel özgürlüğün korunması amacıyla çıkarılan 6284 sayılı yasa aile ve çocukların mahvına sebebiyet vermemelidir. Kaldı ki 6284 sayılı yasa uygulamaları kadına şiddeti artırmaktadır. 6284 sayılı yasa ve bağlı yönetmeliği uzlaşma ve arabuluculuk hükümlerinin uygulanmasını da kesin olarak yasaklamaktadır. 

Evet, bu kanun perişan etmekte ve yuvalar yıkmaktadır. Ünlü Av. Ali Cahit Polat’ı aradım ve buna benzer çok örnek olduğunu ifade etti. 

Hükümetimizi tekrar uyarıyoruz. Bu yasa çıktıktan sonra ailede şiddet ve boşanmalar çığ gibi artmıştır. Temel olarak ailenin korunması yönünde bir an önce faaliyete geçilmelidir. 

İBRAHİM ÇAĞLAR’IN ARDINDAN

 Değerli kardeşimiz ve uzun yıllar dostluğu ile iftihar ettiğimiz İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar’ı ebediyete uğurladık. Rabbim rahmetiyle muamele buyursun. Mekânı cennet olsun. 

 

YORUM YAZ