THY- Euroleague

Üzeyir Garih cinayetinde FETÖ’nün parmak izleri mi var!!!

21 Aralık 2017 Perşembe

Daha önceki yazılarım da, 1994-95 yıllarında dinler arası diyalog safsatası ile İshak Alaton ve Üzeyir Garih’in, F.Gülen’le Altunizade FEM Dershanesi’nin üzerindeki karargahın da, sık sık bir araya geldiğini, yine David Oseo, Mutafyan, Bartholomeos, Moroviç, İshak Haleva gibi Hıristiyan, Yahudi ve Ermeni dünyasına ait liderlerle de sık sık toplantılar yaptığını, onların lobi faaliyetleri ile almış olduğu desteği kullanarak Vatikan’a gittiğini, Vatikan’dan da bir atlama tahtası olarak aldığı referanslarla gizli kardinalliğini, açık kardinalliğe çevirip, ABD’ye atladığını anlatmıştık.

ABD’de vatandaşlık için lazım olan 26 tane kefili bulduktan sonra, 2007 yılında ABD vatandaşı olmuş, İncil ve Amerikan bayrağı üzerine yemin ederek, en nihayet çok arzu ettiği Amerikan vatandaşlığına ulaşmıştı. Türkiye’de bütün kamu kuruluşlarındaki yapılanmayla beraber, Türkiye’deki büyük işadamlarının fabrikalarındaki örgütlenmeyi de, devam ettiriyordu.

Holding sahiplerini de maksadına alet edip, hepsinin prestijlerini, itibarlarını ve sermayelerini kullanabilecek kadar oraları da içten ele geçirecek kadar örgütlenmeyi ihmal etmiyordu. Bizzat İshak Alaton’un ağzından yapılan bir açıklamada: (Gülen hareketi büyük bir eğitim hareketidir, yeni nesilleri eğitiyor, hayata bakışlarını değiştiriyor ve onları donanımlı bir dünya insanı haline getiriyor, işte Gülen hareketi böyle bir eğitim hamlesinin içinde, bunun birebir neticesini ben yerinde gördüm ve Moskova’daki okulun yapımında bir şirket olarak aracı oldum.

Moskova Belediyesi’ne arsa tahsisini yaptırmaya muvaffak oldum ve okul orada başladı. Rus yetkililer sordular: Bunlar ne yapmak istiyorlar, biz tanımıyoruz, siz ne diyorsunuz diye, ben ve Üzeyir kefil olduk, hiç endişe etmeyin izin verin dedik.

Alaton’un bu açıklaması onlara kefil olması, belki de daha sonra Üzeyir Garih ile aralarındaki görüş farklılığı, Üzeyir Garih’in itirazı sebebiyle aralarında olan bir ihtilafa sebep olmuş olabilir.

Garih’in esrarengiz ölümü bir yol ayrılığından veya görüş farklılığından olabilir mi? 

İshak Alaton’un 2016’da vefatı ile bu dosya kapandı gibi görünüyor. Acaba daha önce FETÖ’nün ihanetini fark eden Üzeyir Garih’in itirazı ve Alaton’un buna karşı çıkması veya FETO’ya karşı durmalarından dolayı mı mezarlıkta ölü bulundu.Bu dosyanın yeniden açılması ve incelenmesi gerekmez mi?

Alarko’yu çok yakından bilen önemli bir isim Doğan Kasadolu (Yahudi asıllı Türk vatandaşı) 2014’te Alarko’nun yönetim kurulunun ve İshak Alaton hakkında savcılığa yapmış olduğu suç duyurusundan 2017’ye kadar bir cevap alamamış, şimdi ise kızı Leyla Alaton’un yapmış olduğu müracaatla beraber aniden takipsizlik kararı ortaya çıkmıştır. Aynı tarihlere denk gelen Leyla Alaton’un FETO araştırma müracaatıyla, Doğan Kasadolu’nun cevaben almış olduğu takipsizlik kararırın aynı tarihlere denk gelmesi, çok dikkat çekici ve düşündürücüdür.

Alaton’un ölümünden sonra, Leyla Alaton tarafından farklı bir görüş ortaya çıktı, şirketin içerisinde aynen kamu kurumlarının FETO tarafından işgal edildiği gibi, Alarko şirketinin de FETÖ tarafından işgal edildiğini fark edip, Kayyum atanabileceği endişesi ile veyahut da FETÖ ile iltisaklı olacağını düşünüp, el konulmasını önlemek için Leyla Alaton, savcılığa ifade vererek, bazı çalışanların şirket içerisinde FETO adına çalıştıklarından şüphelendiği için savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Belki de örgüt tarafından tehdit edilerek hayati bir endişe üzerine bizzat adliyeye gitmiş olabilir. Alaton şüphelendiği bazı çalışanların isimlerini savcılıkla paylaşmış, FETÖ ile iltisaklı olduğunu tespit ettiği kişiler hakkında işlem yapılmasını istemiş. Yanında çalışanlardan bazılarının FETO’cu olduğunu yeni keşfetmiştir. Leyla Alaton bu hususta hem kendini kurtarmış, hem de devlete bu ihbarı ile büyük bir katkıda bulunmuştur. Fakat Üzeyir Garih’in akıbetine gördükten sonra, Leyla Alaton’un çok ciddi korunması gerekmektedir. 

Türkiye’nin Alarko gibi ismini veremeyeceğim pek çok sanayi ve endüstri kuruluşlarında, özel ve kamu bankalarında, belediyelerde, bir iç temizliği yapıp çürük elmalar ayıklanmazsa, yakın bir gelecekte ciddi operasyonlarla tutuklamalara ve kayyım atamalarına şahit olabiliriz.

 

YORUM YAZ