• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nurettin Veren
Nurettin Veren
TÜM YAZILARI

Bütün bölünmelerin tedavisi “Biz sadece İslam’ın oğluyuz” demektedir

06 Eylül 2017
A


Nurettin Veren İletişim: [email protected]

Müslümanlar neden bugün darmadağınık halde paramparça olmuş, birbiriyle zıt ve birbiriyle çarpışır, birbiriyle irtibatsız ve perişan bir durumda?

Yegâne ortak paydamız olan, (La ilahe illallah Muhammeden Resulullah’ın) dışında yeni ortak paydalar icat ettikleri için.

Hâlbuki kulluğun en yüce mertebesi Allah’la irtibattır ve Allah’la iftihar etmektir.

Allah’ın dışında övünülecek şeyler ihtilafları çoğaltır, ci, cu grupları kendi hizbini, kendi şeyhini, kendi hizmet grubunu öne çıkararak, ondan daha iyisi olmadığına inanır, en büyük ihtilaf sebebi budur.

Herkes yürüdüğü yolun en güzel bir yol olduğuna inanabilir, fakat sadece benim ki doğrudur, benimkinin dışında olanların hepsi yanlıştır diyemez. 

Hac suresi 78’de anlatıldığı gibi; (Geçmiş kitaplarda ve gerekse Kur’an’da, Allah size Müslümanlar adını verdi) bu ifade bugünkü fitnelerin ve bölünmelerin önüne geçebilecek en açık ve net ortak payda olarak, zikredilmiştir.

Müslümanların bu sıfat ve ismin haricinde, yeni isimlerin peşinde koşmaları bölünmeye götüren en büyük yanlışlardan biridir.

İşte aşağıda Asr-ı Saadet’te yaşanmış çok çarpıcı ve ibret verici bir örneği size sunmak istiyorum.  

Bir kuşluk vakti idi, bazı sahabeler Mescid-i Nebevi de, halka kurmuş sohbet ediyorlardı. Bu arada; Hz. Selman (r.a) Mescid-i Nebevi’ye girer. Mesciddeki sahabelere selam verip, uygun bir yere oturur, oturanlardan bazıları Hz. Selma’nın işiteceği bir sesle, birbirlerine tanışmak için kabile ve soylarını sormaya başlarlar.

Biri ben Temim kabilesindenim, bir diğeri ben Kureyş kabilesinden filancayım, üçüncüsü ben Evs kabilesindenim der.

Hz. Selman (r.a) bu konuşanları sükûnetle dinler, bir ara içlerinden biri dönüp, Hz. Selman’a sorar?

Ya Selman, senin soyun ve ırkın nedir?

Onlara göre onun vereceği cevabı yoktur, çünkü o acemdir (İranlıdır) ve orada gariptir, bilinen bir soyu yoktur.

Hz. Selman (r.a) bütün oradakilere ders verircesine, vakarla ve sükûnet ile ben İslam’ın oğlu Selman’ım der.

Ben daha önce dalalette idim, Allah (c.c), Hz. Muhammed (s.a.v) ile beni hidayete erdirdi. Fakirdim, Allah (c.c), Hz. Muhammed (s.a.v) sevgisi ve nuru ile beni zenginleştirdi, ondan öncede köleydim, Allah beni Hz. Muhammed (s.a.v) eli ile getirdiği Kur’an ayetleri ile beni özgürlüğüme kavuşturdu.

İşte benim soyum ve nesebim budur, Mescid-i Nebevi’de, ses seda yoktur, herkes bir anda donup kalmıştır. Ama içten içe, İslâm kardeşliği duyguları kaynamaya başlamıştır. 

Hz. Ömer (r.a) onları mescidin bir yerinden dinliyordu, bu cevabı duyar duymaz cezbe haline kapılarak, ayağa kalkar ve onların yanına gelerek, ben de İslam’ın oğlu Ömer’im, Selma’nın kardeşiyim der.

Oradaki sahabelerden biri daha ayağa kalkar, ben de İslam’ın oğluyum, bir başkası daha hemen ayağa kalkar, ben de İslam’ın oğluyum, bir başkası daha ben de İslam›ın oğluyum diye bağırmaya ve ağlayarak birbirlerine sarılmaya başlarlar, işte bizi ancak bu ruh birleştirebilir.

İnsi ve cinni düşmanların tuzaklarından kurtarır ve bizi tek kelime altında birleştirir. 

Bizim davamız ne Arap, ne Türk, ne Kürt, ne Acem, ne Gürcü, ne Boşnak, ne Arnavut, ne Çerkez davasıdır, bizim davamız Allah’ın davasıdır. İslam ismini en ücra köşelere ulaştırma davasıdır, öyle olmalıdır.

Ben de İslam’ın oğluyum, ben de İslam’ın oğluyum deyip birbirimize sarılma zamanıdır. Bütün tuzakları ve oyunları bozacak tek ve en güçlü ilahi kelime, işte budur.

Bugün bütün dünyanın, İslam’ın adaletine, merhametine, yüksek İslamî değerlerine, ihtiyacı olduğu açıkça görülmektedir.

La ilahe illallah Muhammeden Resulullah’ın dışında başka hiçbir ortak nokta aramadan, herkesi kardeş görebilme, insanı insan olarak sevme, yaradandan ötürü ona hürmet etme ve adaletli davranma ilkesi İslam›dan başka, hiçbir dinde yoktur.

Bir taraftan Batı Zalim ve Haçlı katliamları, diğer taraftan Doğu’nun Budist ve diğer sapkın din mensuplarının münafıklarının, İslam alemin de yapmış oldukları katliamlar ile, dünyanın bugün İslam’a, ne kadar muhtaç olduğu ortaya çıkmıştır.

Kendi içimizde İslam’ın oğlu olarak birlik ve beraberliği sağladıktan sonra, bütün dünyada da adaleti ve yüksek insani değerleri temsil etmeye, mecbur ve mükellefiz.

İslam sadece kendi içerisinde Müslüman olmak değil, bütün insanlığa adaleti ve hakkaniyeti gösterecek örnek insanlar yetiştirmekle sorumlu olmak demektir. 

Ali İmran suresi 104. ayette açıkça beyan edildiği gibi, içinizden öyle kişiler bulunmalı ki, onlar iyiliği emreder, kötülüğün karşısında dimdik dururlar. (Yasaklarlar).

Ne acıdır ki; Binlerce mağdur ve mazlum Arakanlı kardeşlerimiz, daha önce Irak, Suriye, Afganistan, Saraybosna katliamlarında olduğu gibi, zulme uğramaktadırlar. Bizler ise, çaresizlik ve gözyaşlarıyla sadece dualarımızla, yetinmek zorunda bırakılmışız.

Yüce Rabbimiz yeniden dünyaya söz geçirme ve İlahi Nizamı sunma şuuruna bizleri ulaştırsın ve birleştirsin.

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23